Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Alerjik Rinit

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Alerjik Rinit haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Alerjik Rinit haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"Çocuklarda geniz eti büyümesi ihmal edilmemeli" Haber

"Çocuklarda geniz eti büyümesi ihmal edilmemeli"

Liv Hospital Vadistanbul Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Arzu Yasemin Korkut, çocuklarda sık görülen geniz eti büyümesinin belirtileri, neden olabileceği sorunlar ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi verdi. Sürekli ağızdan nefes alma, uzun süren burun tıkanıklığı, uyku sırasında solunum problemleri ve işitme güçlüğünün geniz eti büyümesinin belirtileri arasında yer alabileceğini belirten Korkut, özellikle uzun süren şikâyetlerin göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekti. "Geniz eti ve bademcik büyümesi aynı değil" Geniz eti ile bademcik büyümesinin sıklıkla birbirine karıştırıldığını belirten Prof. Dr. Korkut, iki yapının da bağışıklık sisteminin bir parçası olduğunu ancak farklı bölgelerde bulunduğunu ifade etti. Korkut, "İkisi de bağışıklık sisteminin lenfoid dokularıdır ancak yerleri farklıdır. Bademcikler boğazın iki yanında görülür; geniz eti ise burnun arkasında, geniz bölgesinde bulunur ve ağızdan bakıldığında görülmez. Çocuklarda ikisi birlikte büyüyebileceği gibi yalnızca biri de büyük olabilir" dedi. "Alerji, geniz etine bağlı şikâyetleri artırabilir" Alerjik hastalıkların geniz eti büyümesiyle ilişkili şikâyetleri artırabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Korkut, alerjik rinitin burun ve geniz bölgesinde kronik inflamasyona yol açabileceğini belirtti. Korkut, "Geniz eti alerjiye neden olmaz. Ancak alerjik rinit, burun ve geniz bölgesinde kronik inflamasyona yol açarak geniz eti büyümesine ve mevcut geniz eti şikâyetlerinin artmasına katkıda bulunabilir. Bu nedenle alerjisi olan çocukta önce alerjinin kontrol altına alınması önemlidir. Bazı çocuklarda medikal tedaviyle burun tıkanıklığı belirgin azalabilir; tedaviye yanıt alınamazsa geniz eti ameliyatı yapılabilir" ifadelerini kullandı. "Nasıl olsa küçülecek' diyerek beklemeyin" Geniz etinin çocukluk döneminde büyüyebildiğini, ilerleyen yaşlarda ise küçülme eğilimi gösterdiğini belirten Prof. Dr. Korkut, ciddi belirtilerin bu nedenle ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Korkut, "Geniz eti genellikle 5 yaşından sonra giderek küçülmeye başlar ve erişkinliğe doğru büyük ölçüde geriler. Ancak ‘nasıl olsa küçülecek' diyerek ciddi burun tıkanıklığı, uyku apnesi veya işitme sorunlarının yıllarca beklenmesi doğru değildir" dedi. "Çocuklarda geçmeyen ağız kokusunun nedeni geniz eti olabilir" Çocuklarda devam eden ağız kokusunun farklı nedenlere bağlı gelişebileceğini belirten Prof. Dr. Korkut, geniz eti sorunlarının da bu şikâyete katkıda bulunabileceğini söyledi. Korkut, "Özellikle kronik geniz eti enfeksiyonu, geniz akıntısı ve sürekli ağızdan soluma ağız kokusuna katkıda bulunabilir. Ancak ağız kokusunun tek nedeni geniz eti değildir; diş ve ağız sağlığı, bademcik enfeksiyonları, sinüzit ve diğer nedenler de değerlendirilmelidir" diye konuştu. "Geniz eti büyümesi konuşma ve dil gelişimini etkileyebilir" Geniz eti büyümesinin yalnızca solunum sorunlarına yol açmadığını, konuşma biçimini ve işitmeyi de etkileyebildiğini ifade eden Prof. Dr. Korkut, özellikle küçük çocuklarda işitme sorunlarının önemine dikkat çekti. Korkut, "Büyük geniz eti burundan geçen havayı engellediğinde çocukta burun tıkalıymış gibi, kapalı ve genizden gelen bir konuşma ortaya çıkabilir. Ayrıca geniz etine bağlı orta kulakta sıvı ve işitme kaybı varsa, özellikle küçük çocuklarda konuşma ve dil gelişimi dolaylı olarak etkilenebilir" dedi. "Her geniz eti büyümesi ameliyat gerektirmiyor" Geniz eti büyümesinde tedavi kararının yalnızca dokunun büyüklüğüne göre verilmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Korkut, çocuğun şikâyetlerinin ve günlük yaşamının nasıl etkilendiğinin dikkate alınması gerektiğini belirtti. Korkut, "Geniz etinin büyüklüğünden çok çocuğa ne kadar sorun oluşturduğu önemlidir. Hafif yakınmaları olan çocuk takip edilebilir ve uygun olgularda burun yıkama, alerji tedavisi ve steroidli burun spreyleri gibi medikal seçenekler değerlendirilebilir. Cerrahi; belirgin ve sürekli burun tıkanıklığı ve ağız solunumu, uyku sırasında solunum bozukluğu veya apne, tekrarlayan ya da kalıcı orta kulak sıvısı ve buna bağlı işitme sorunları ile bazı kronik rinosinüzit olgularında gündeme gelir" ifadelerini kullandı. Çocuklarda uzun süren burun tıkanıklığı, sürekli ağızdan nefes alma, uyku sırasında solunum bozukluğu ve işitme sorunlarının erken dönemde değerlendirilmesi, olası komplikasyonların önlenmesi ve uygun tedavi yönteminin belirlenmesi açısından önem taşıyor.

Sonbahar alerjilerine dikkat Haber

Sonbahar alerjilerine dikkat

Sonbahar aylarında küfler, ev tozları veya yabani ot polenlerinin artış gösterilebileceğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Kaplan, sonbahar mevsiminin güzellikleri yanında bazı kişiler için sorun olabilecek sürprizleri de beraberinde getirdiğini söyledi. İlkbahar ve yaz mevsimlerinden sonra büyük bir umutla beklenilen sonbahar aylarında da alerjik hastalığı olanları ilgilendiren bazı değişiklikler meydana geldiğini ifade eden Dr. Gülay Kaplan, "Havaların serinlemesiyle beraber rüzgâr ve rutubet bu dönemde yaşanan iklim değişikliğinin önemli özelliklerindendir. Polenler, rüzgârlar ile çok uzak bölgelerden taşınabilir. Yaz sonu ve sonbaharda bazı yabani ot polenleri atmosferde yoğundur. Yağmurlarla toprağa düşen polenler kuru yapraklar altında uzun süre kalabilirler. Yürüyüşler ve rüzgârlar ile bu polenler havaya karışıp solunum yolu ile alındığında bazı hastalıklara sebep olabilir" dedi. Rutubetin küf mantarlarının üremesi için de uygun ortam sağlamakta olduğuna dikkat çeken Kaplan, "Yine doğada toprakta, çürümüş bitki artıkları üzerinde büyüyen mantar sporlarına bahçe işleri ile uğraşırken, bu alanlarda yürüyüş yaparken maruz kalabilirsiniz. Bu mantar sporları yine rüzgâr ile uzak bölgelere taşınabilir. Rutubetin artması sadece doğada değil, aynı zamanda iç ortamlarda, yaşam alanlarımızda da akar (mite) ve küf oluşumu için de uygun şartlar oluşturmaktadır. Evimizde, okullarda ya da işyerlerimizde akar ve küf oluşumuna bağlı olarak yaz aylarından sonra bu alerjenlere bağlı olarak sorunlarımız ortaya çıkmaya başlayacaktır. Bunların sonucunda duyarlı kişiler alerjik rinit ve astım hastalıklarında alevlenme yaşayabilirler" şeklinde konuştu. Polen ya da küf mantarlarına karşı alerjisi olan hastaların dış ortamda yapacakları aktiviteler konusunda iyi planlama yapması gerektiğini belirten Kaplan, "Özellikle sabah saatlerinde, rüzgarlı havalarda zorunlu değilse dışarı çıkmaması, sportif faaliyetler için kapalı alanları tercih etmeleri alerjenlerden korunma için önemlidir. Yaşanılan ortamlarda polen ya da mantar sporlarının içeri girmesini önlemek için pencerelerin kapalı olması ve eve gelindiğinde giysilerin değiştirilerek duş alınması üzerimize yapışan alerjenlerden temizlenmek amacıyla yapılması iyi olabilir. Özellikle ormanlık alanlarda bitkisel artıklarda mantar sporları bulunduğundan buralardaki aktivitelerden kaçınılması gerekir. İç ortam alerjenlerinden olan akarlar (mite) ve mantar sporları (küf), sonbahar aylarında rutubetin artması ile tekrar sorun olmaya başlayacaktır" dedi. Ev ortamının akarların yaşayamayacağı şekilde düzenlenerek, banyo ve mutfak gibi alanlarda daha sık görülen küf mantarlarının özenle yok edilmesi gerektiğini ifade eden Kaplan, "Bu önlemlerin etkili olması için rutubetin azaltılması da son derece önemlidir. Havalandırma sistemlerinin de bu açıdan büyük risk oluşturduğu unutulmamalı ve bu cihazların bakımları düzenli olarak yapılmalıdır. Bahar alerjisine bağlı yakınmalar kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir. Birçok kişide burun akıntısı, tıkanıklığı, burun içinde kaşıntı, arka arkaya hapşırıklar, geniz akıntısı, gözlerde kaşınma, kızarma, batma, gözaltlarında torbalanma ve morarma, boğazda ağrı, kaşıntı ve ses kısıklığı, kulaklarda doluluk ve kaşıntı olabilir" şeklinde konuştu.

HER 5 ÇOCUKTAN BİRİNİ ETKİLİYOR: GEÇMEYEN BURUN AKINTISINA DİKKAT! Haber

HER 5 ÇOCUKTAN BİRİNİ ETKİLİYOR: GEÇMEYEN BURUN AKINTISINA DİKKAT!

BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, çocuklarda rahat nefes almanın yalnızca konfor değil; kaliteli uyku, sağlıklı büyüme ve başarılı bir okul yaşamı için de temel bir gereksinim olduğuna dikkat çekerek, burun akıntısı, tıkanıklık, kaşıntı ve hapşırıklarla kendini gösteren alerjik rinit rahatsızlığının zamanında tedavi edilmemesi durumunda orta kulak problemleri, sinüzit ve uyku bozuklukları gibi sorunların ortaya çıkabileceğini, uyku kalitesi bozulan çocuklarda da dikkat dağınıklığı, okul başarısında ve yaşam kalitesinde düşüş görülebileceğini kaydetti. Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, dünyada yaklaşık her beş çocuktan birini etkileyen “Alerjik rinit” hastalığıyla ilgili bilgi verdi. Çocuklarda bitmeyen burun şikayetlerinin çoğu zaman “geçer” diye beklendiğini, oysa haftalarca süren burun akıntısının, sık hapşırık ve burun tıkanıklığı basit bir soğuk algınlığından çok daha fazlasını işaret ediyor olabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Ufuk Sevgican, “Özellikle belirtiler belirli mevsimlerde artıyor ya da yıl boyunca devam ediyorsa akla ilk gelmesi gereken durumlardan biri alerjik rinittir. Alerjik rinit; burun akıntısı-tıkanıklık, kaşıntı ve hapşırıklarla kendini gösteren, çocukluk çağında oldukça sık görülen bir hastalıktır. Dünyada yaklaşık her beş çocuktan birini etkilediği bilinmektedir. Anne veya babasında alerjik rinit, astım ya da egzama bulunan çocuklarda görülme riski daha fazladır. Bazı çocuklar yalnızca ilkbahar ve sonbahar gibi mevsim geçişlerinde şikâyet yaşarken, bazıları yıl boyunca yakınmalarla mücadele eder “ dedi. Polenler, ev tozu akarları, hayvan tüyleri, küf mantarları, hava kirliliği ve ani iklim değişikliklerinin çocuklarda alerjik riniti tetikleyen başlıca nedenler olduğunu dile getiren BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican şöyle konuştu : “Özellikle şeffaf ve sulu burun akıntısı, sık hapşırık nöbetleri, burun ve genizde kaşıntı dikkat çekicidir. Bu çocuklar çoğu zaman burundan rahat nefes alamadığı için ağızdan nefes alır; horlama, huzursuz uyku ve sık uyanma görülebilir. Gözlerde kaşıntı, sulanma ve kızarıklık da tabloya eşlik edebilir. En önemli ipuçlarından biri ise genellikle ateşin olmamasıdır.” Tedavi edilmeyen alerjik rinitin yalnızca burunla sınırlı kalmadığını, uzun süreli burun tıkanıklığının orta kulak problemleri, sinüzit ve uyku bozukluklarına zemin hazırlayabildiğini söyleyen Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, uyku kalitesi bozulan çocuklarda dikkat dağınıklığı, okul başarısında ve yaşam kalitesinde düşüş görülebileceğini dile getirdi. Uzm. Dr. Ufuk Sevgican, alerjik rinitte tedavinin ilk basamağını alerjenlerden korunmanın oluşturduğunu söyleyerek, açıklamasını şu sözlerle tamamladı : “Mevsimsel allerjik riniti olan çocuklar polen dönemlerinde özellikle sabah saatlerinde dışarıda uzun kalmamalı, eve gelince el-yüzlerini yıkayıp kıyafet değiştirmelidir. Ev tozu akar maruziyetini azaltmak, rutubet ve sigara dumanından uzak durmak büyük önem taşır. Gerektiğinde düşük doz kortizon içeren burun spreyleri, tuzlu su uygulamaları ve antihistaminik ilaçlar kullanılabilir. Bu tedaviler alerjiyi tamamen ortadan kaldırmasa da belirtileri kontrol altına alır ve komplikasyonları önlemeye yardımcı olur. Unutulmamalıdır ki çocuklarda rahat nefes almak yalnızca konfor değil; kaliteli uyku, sağlıklı büyüme ve başarılı bir okul yaşamı için de temel bir gereksinimdir. Erken tanı ve doğru tedaviyle alerjik rinit kontrol altına alınabilir, çocukların yaşam kalitesi belirgin şekilde artırılabilir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.