Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Akran Zorbalığı

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Akran Zorbalığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akran Zorbalığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İçişleri Bakanı Çiftçi’den yeni atanan emniyet müdürlerine talimat: "Okul güvenliği konusunda son derece hassas olacaksınız" Haber

İçişleri Bakanı Çiftçi’den yeni atanan emniyet müdürlerine talimat: "Okul güvenliği konusunda son derece hassas olacaksınız"

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Emniyet Genel Müdürlüğü Şehit Demet Sezen Konferans Salonu'nda düzenlenen "Yeni Atanan Emniyet Müdürleri" toplantısında konuştu. Manisa’daki okul saldırısında yaralanan öğrencilere ve ailelerine geçmiş olsun dileklerini ileten Bakan Çiftçi, "Manisa Turgutlu’da bir okulumuzun yakınında meydana gelen silahlı saldırıda yaralanan evlatlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, her birine Cenab-ı Hak’tan acil şifalar diliyorum. Ailelerine, öğretmenlerimize, öğrencilerimize ve bütün eğitim camiamıza geçmiş olsun. Bu hadisenin bütün yönleriyle aydınlatılması için gerekli adli ve idari süreçler titizlikle yürütülmektedir" dedi. "595 personelimiz 1. sınıf emniyet müdürü rütbesine atandı" 500’ü aşkın personelin üst rütbeye terfi ettiğini belirten Bakan Çiftçi, "Bu yıl bakanlık makamı onayıyla 232 personelimiz bir üst rütbeye terfi etmiş, 595 personelimiz 1. sınıf emniyet müdürü rütbesine atanmıştır. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile 4 arkadaşımız emniyet genel müdür yardımcılığına, 1 arkadaşımız Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığına, 39 arkadaşımız il emniyet müdürlüğüne atanmış, merkez teşkilatımızda da 12 birim amirimiz görevlendirilmiştir" ifadelerini kullandı. "Riski önceden göreceğiz, tehdidi kaynağında tespit edecek, suç meydana gelmeden tedbirimizi alacağız" Önleyici güvenlik tedbirlerini benimsediklerini dile getiren Bakan Çiftçi, "Bizim mücadelemiz; evlatlarımızı suçtan koruma, ailelerimizin huzuruna sahip çıkma ve şehirlerimizi güvenli hayat alanları olarak muhafaza etme mücadelesidir. Yeni güvenlik mimarimizin temelinde risk analizi, veriye dayalı karar alma, erken uyarı, güçlü istihbarat, teknolojik kapasite ve kurumlar arası koordinasyon vardır. Riski önceden göreceğiz, tehdidi kaynağında tespit edecek, suç meydana gelmeden tedbirimizi alacağız" şeklinde konuştu. Atanan müdürlere 10 maddelik talimat Bakan Çiftçi, yeni atanan emniyet müdürlerine yaptığı hitabında talimatlarda bulundu. 10 farklı konuya değinen Bakan Çiftçi, "Sizlerden özellikle şu hususlara dikkat etmenizi istiyorum. Birincisi; şehrinizin huzur ve risk haritasını çıkaracaksınız. Göreve başladığınız andan itibaren ilinizi, ilçelerinizi, mahallelerinizi ve riskli bölgelerinizi yakından takip edeceksiniz. İlk 30 gün içinde şehrinizin huzur ve risk haritasını çıkaracak; personelinizi, devriyelerinizi ve operasyonlarınızı bu tabloya göre planlayacaksınız. Hangi mahallede hangi suç türünün yoğunlaştığını, hangi bölgede gençlerimizin risk altında olduğunu ve vatandaşımızın nerede kendisini güvensiz hissettiğini bileceksiniz. İkincisi; yeni nesil suç örgütlerini ve uyuşturucuyu kaynağında kurutacaksınız. Sadece suçu işleyene değil, arkasındaki yapıya, talimat verene, silahı sağlayana, parayı yönetene ve eleman devşirene ulaşacaksınız. Özellikle çocuklarımızı ve gençlerimizi hedef alan yapılara karşı tavizsiz olacak, çetelerin büyümesini beklemeden daha filizlenirken müdahale edeceksiniz. Uyuşturucuda arz zincirini, sokak satıcısını, finansmanını ve gençlerimize ulaşma kanallarını birlikte hedef alacaksınız. Üçüncüsü; sokağı ve dijital dünyayı birlikte yöneteceksiniz. Suç artık sadece sokakta işlenmiyor. Sosyal medya, yasa dışı bahis, dijital dolandırıcılık, sanal platformlar ve suç örgütlerinin çevrim içi faaliyetlerini yakından takip edeceksiniz. Siber birimlerimiz, istihbaratımız ve operasyonel birimlerimiz koordineli çalışacak; sokaktaki suçun dijital izini, dijital tehdidin sokaktaki karşılığını takip edeceğiz. Dördüncüsü; mahallede ve sahada olacaksınız. Emniyet müdürümüzü makamında olduğu kadar sokakta, çarşıda, okul çevresinde ve riskli mahallelerde de görmek istiyorum. Vatandaşımızı dinleyecek; muhtarlarımızla, okul yöneticilerimizle, esnafımızla ve ailelerimizle sürekli temas halinde olacaksınız" dedi. "Okul güvenliği konusunda son derece hassas olacaksınız" Okul ve çevrelerindeki tedbirler ile önleyici güvenlik uygulamaları konusunda da talimatlar veren Bakan Çiftçi, "Turgutlu’da yaşanan hadise vesilesiyle özellikle altını çiziyorum: Okul güvenliği konusunda son derece hassas olacaksınız. Her okulun risk durumunu ayrı ayrı değerlendirecek; okul çevresini, öğrencilerimizin geliş-gidiş güzergahlarını, metruk yapıları, park ve bahçeleri ve şüpheli hareketliliği takip edeceksiniz. Silaha erişim, akran zorbalığı, tehdit ve şiddet eğilimleri ile sosyal medya üzerinden yapılan tehditleri ciddiyetle değerlendirecek; risklerin tespitinde mevzuatın verdiği yetkiler çerçevesinde siber birimlerimizi ve istihbarat imkânlarımızı etkin kullanacaksınız. İl Milli Eğitim Müdürlüklerimizle koordinasyonunuzu güçlendirecek, okul irtibat görevlilerimizin etkinliğini artıracak, gerekli noktalarda devriye faaliyetlerini ve görünür polis varlığını güçlendireceksiniz. Tehlike okulun kapısına gelmeden tedbirimizi alacağız. Hiçbir emniyet müdürümüz bundan sonra okul güvenliğini rutin bir asayiş başlığı olarak görmemelidir. Çocuklarımızın güvenliği, milletimizin geleceğinin güvenliğidir" dedi. "Suçlu karşısında devletin kudretini, mağdur karşısında ise devletin merhametini göstereceğiz" Suç ve suçlularla mücadeleden kadına yönelik şiddete, emniyet teşkilatı içerisindeki düzenin korunmasından kurumlar arasında koordineli çalışmaya kadar birçok konuda da talimatlarını sıralayan Bakan Çiftçi, şunları dedi: "Beşincisi; mağdurun yanında devletin gücünü ve şefkatini hissettireceksiniz. Kadına yönelik şiddet, aile içi şiddet, çocuklara karşı suçlar ve kayıp vakalarında hiçbir ihmale müsaade etmeyeceksiniz. Koruma kararlarını yakından takip edecek, tekrar mağduriyetin önüne geçeceksiniz. Karakolumuza gelen her vatandaşımız devletimizin adaletli, ilgili ve çözüm üreten yüzüyle karşılaşacak. Suçlu karşısında devletin kudretini, mağdur karşısında ise devletin merhametini göstereceğiz. Altıncısı; devletin kudretini hukuk ve adaletle göstereceksiniz. Suçla mücadelede son derece kararlı olacağız; ancak bütün gücümüzü hukuktan alacağız. Şartlar ne kadar zor olursa olsun hukuk bizim sınırımız, mevzuat bizim rehberimizdir. Ölçüsüz güce, kötü muameleye, ayrımcılığa, keyfîliğe ve kibre teşkilatımız içerisinde yer vermeyeceksiniz. Devletin kudreti hukuktan, polisin itibarı adaletten doğar. Yetki sorumlulukla, sorumluluk ise adaletle, hukukla ve vicdanla anlam kazanır. Yedincisi; personelinize sahip çıkacaksınız. Personelinizi tanıyacak, sorunlarını bilecek, sahadaki yükünü göreceksiniz. Başarıyı takdir edecek, hatayı zamanında düzeltecek, usulsüzlüğe kimden gelirse gelsin müsaade etmeyeceksiniz. Personelimizin çalışma şartlarını, aile hayatını ve görev kaynaklı yorgunluğunu yakından takip edeceksiniz. Personelinden disiplin isteyen yönetici, önce kendi kararında, dilinde ve davranışında disiplin gösterir. Sekizincisi; ilinizde ortak güvenlik aklı ve kesintisiz koordinasyon kuracaksınız. Valilerimizin ortaya koyduğu güvenlik politikaları ve verdiği direktifler temel çerçevemizdir. Kaymakamlarımızla yakın istişare içinde çalışacak; emniyet, jandarma, sahil güvenlik, istihbarat, adli makamlar ve diğer kurumlarımız arasındaki bilgi akışını hızlandıracaksınız. Güvenlikte kurumlar arasında boşluk bırakmayacaksınız. Dokuzuncusu; başarıyı sadece operasyon sayısıyla ölçmeyeceksiniz. Yakalanan suçlu, ele geçirilen uyuşturucu, çökertilen çete ve gerçekleştirilen operasyon elbette önemlidir. Ancak asıl hedefimiz suçun azalması ve vatandaşımızın kendisini daha güvende hissetmesidir. Bizim başarı karnemizi vatandaşımızın huzuru ve güven duygusu belirleyecektir. Onuncusu; güvenlik iletişimini huzurun ve kamu güveninin bir parçası olarak yöneteceksiniz. Bilgi boşluğunu söylentiye, manipülasyona ve dezenformasyona bırakmayacaksınız. Soruşturmanın gizliliğini ve vatandaşımızın mahremiyetini koruyarak doğru, açık ve teyit edilmiş bilgiyi zamanında paylaşacaksınız." "Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüzün en önemli eşiklerinden biridir" Çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceklerini dile getiren Bakan Çiftçi, "Şimdi önümüzde daha büyük bir hedef var: Bu hedefin adı Terörsüz Türkiye'dir. Yarım asra yaklaşan terör meselesini ülkemizin gündeminden tamamen çıkarmak; milletimizin birliğini, kardeşliğini ve huzurunu daha da güçlendirmek istiyoruz. Bu hedef aynı zamanda Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüzün en önemli eşiklerinden biridir. Terörün olmadığı, çetelerin sokaklara hakim olamadığı, uyuşturucu tacirlerinin gençlerimize ulaşamadığı, organize suç örgütlerinin vatandaşımıza korku salamadığı şehirler istiyoruz" ifadelerini kullandı. Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili de konuşan Bakan Çiftçi, "Türkiye Yüzyılı’nın şehirleri, huzurun hakim olduğu şehirler olacaktır. Emniyet müdürlüğü; şehrin nabzını tutmayı, bugünün suçuyla mücadele ederken, yarının risklerini de görebilmeyi gerektirir. Bizim için gerçek başarı vatandaşımızın huzur içinde yaşaması, evladını güvenle okula göndermesi ve kendisini devletinin güvencesi altında hissetmesidir. Bu millet, polisinin üniformasında devletini, ay yıldızında vatanını, duruşunda güven ve adaleti görmek ister. Bizlere düşen bu güvene layık olmak ve milletimizin bize teslim ettiği emaneti hakkıyla taşımaktır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Terörsüz Türkiye hedefimize ve Türkiye Yüzyılı idealimize, şehirlerimizin huzurunu daha da güçlendirerek yürümeye devam edeceğiz" diye konuştu.

Bakan Gürlek: "Turgutlu’daki saldırıda hiçbir ihmal göz ardı edilmeyecek" Haber

Bakan Gürlek: "Turgutlu’daki saldırıda hiçbir ihmal göz ardı edilmeyecek"

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki okul saldırısında 2’si ağır 11 öğrencinin yaralanmasına ilişkin açıklama yaptı. Gürlek, yaralanan öğrencilere acil şifalar dileyerek, ailelerine, arkadaşlarına ve eğitim camiasına geçmiş olsun dileklerini iletti. Bakan Gürlek, olayın hemen ardından Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığınca kapsamlı soruşturma başlatıldığını, başsavcının koordinasyonunda 2 cumhuriyet savcısının görevlendirildiğini ve saldırıyı gerçekleştiren çocuğun kısa sürede yakalanarak gözaltına alındığını bildirdi. Anne, baba ve dede de gözaltında Çocukların güvenliği söz konusu olduğunda hiçbir ihmalin ve sorumsuzluğun görmezden gelinemeyeceğini belirten Gürlek, yakın zamanda öncülük ettikleri yasal düzenleme ile ailelerin bakım ve gözetim yükümlülüklerine ilişkin sorumlulukların daha açık ve güçlü hale getirildiğini ifade etti. Bu kapsamda saldırıyı gerçekleştiren çocuğun yanı sıra anne, baba ve saldırıda kullanılan silahın kullanımında bulunduğu belirlenen dedenin de gözaltına alındığını aktaran Gürlek, saldırıda kullanılan silahın çocuğun eline nasıl geçtiğinin, silahın muhafaza şartlarının, anne ve babanın bakım ve gözetim yükümlülüklerinin ve olay öncesinde akran zorbalığı yaşandığı yönündeki iddiaların çok yönlü ve titizlikle araştırıldığını kaydetti. Soruşturma titizlikle sürdürülüyor Gürlek, çocukların güvenliğini tehdit eden olayın üzerine hukuk içinde ve kararlılıkla gidileceğini belirterek, sorumluluğu bulunanların titizlikle tespit edileceğini ve hiçbir ihmalin göz ardı edilmeyeceğini vurguladı. İlgili bakanlıklar ve kurumlarla güçlü bir koordinasyon içerisinde hem adli sürecin hem de yaralı öğrencilerin durumunun hassasiyetle takip edildiğini bildiren Gürlek, çocukların güvenliğini tehdit eden hiçbir ihmalin karşılıksız kalmayacağını ifade etti.

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Geylan: "Okullarda şiddet ve akran zorbalığı önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır" Haber

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Geylan: "Okullarda şiddet ve akran zorbalığı önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır"

Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) Genel Başkanı Talip Geylan, "Okullarda şiddet ve akran zorbalığı, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır" dedi. Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Geylan, okullarda şiddet, akran zorbalığı ve suça karışan çocuklar üzerine yapılan anket sonuçlarını açıkladı. Geylan, anket sonuçlarını açıklamadan önce Siverek ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen okul saldırılarında Ayla Öğretmen ile öğrencilerin hayatını kaybetmesinin tüm ülkeyi yasa boğduğunu belirterek, yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde Milli Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere tüm ilgili kurumlara acil tedbir alınması çağrısında bulundu. Eğitim yuvalarında huzur, güvenlik ve sağlıklı bir ortamın sağlanmasının herkesin ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayan Geylan; 12-18 yaş grubundaki ağır suçlara yönelik ceza sınırlarının yükseltilmesi gerektiğini ifade ederken, sendika tarafından 2 bin 296 öğretmenin katılımıyla gerçekleştirilen "Okullarda Akran Zorbalığı ve Suça Karışan Çocuklar" konulu geniş kapsamlı anket çalışmasının sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Okullardaki akran zorbalığı, şiddet ve suça sürüklenen çocuklarla ilgili sorunların boyutlarını gözler önüne seren araştırma ışığında MEB’e seslenen Geylan, 2026-2027 Eğitim-Öğretim yılının "Öğretmenimi ve Okulumu Seviyorum" temasıyla başlatılmasını ve güvenli okul ikliminin bir an önce tesis edilmesini talep etti. Ankete katılan öğretmenlerin yüzde 89,4’ünün akran zorbalığına tanık olduğu belirten Geylan, bunun yanı sıra katılımcıların yüzde 23,9’unun okulunda suça karışan çocuk bulunduğunu belirttiğini sözlerine ekledi. "Okullarda şiddet ve akran zorbalığı, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır" Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullarda şiddet ve akran zorbalığına karşı daha kapsamlı tedbirler alması gerektiğini belirten Geylan, "Okullarda şiddet ve akran zorbalığı, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Son olarak Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırıları; özellikle Kahramanmaraş’ta Ayla Öğretmenimizin ve körpe çocuklarımızın hain saldırılar sonucunda hayatını kaybetmesi, millet olarak hepimizi derin bir üzüntüye boğmuştur. Okullarımız 14 Eylül tarihinde eğitim-öğretime başlayacaktır. Bu süreçte, başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kurum ve kuruluşların gerekli ve yeterli tedbirleri alması büyük önem taşımaktadır. Nitekim Milli Eğitim Bakanlığı da okulların açılış sürecinde "Güvenlik Okul İklimi"ne vurgu yapmaktadır. Bunun yanı sıra, 12-18 yaş grubunda ağır suçlar için uygulanan ceza sınırlarının yükseltilmesi ve diğer tedbirlerin alınması da büyük önem arz etmektedir. Herkes bilmelidir ki; çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin eğitim kurumlarında huzur, güven ve sağlıklı bir ortam içerisinde bulunmaları hepimizin ortak önceliği olmalıdır" diye konuştu. "Öğretim yılının ‘Öğretmenimi ve Okulumu Seviyorum’ temasıyla başlatılmasını talep ettik" Söz konusu ankete toplam 2 bin 296 öğretmenin katılım sağladığını vurgulayan Geylan, "Bu tür acı olayların bir daha yaşanmaması, okullarımızın öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz için güvenli eğitim yuvaları olması amacıyla Türk Eğitim-Sen olarak Milli Eğitim Bakanlığından yeni eğitim-öğretim yılının ‘Öğretmenimi ve Okulumu Seviyorum’ temasıyla başlatılmasını talep ettik. Ayrıca, Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi tarafından 1 Temmuz-10 Ağustos tarihleri arasında ‘Okullarda Akran Zorbalığı ve Suça Karışan Çocuklar’ temasıyla kapsamlı bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Türk Eğitim-Sen, internet sitesi başta olmak üzere toplam 6 ayrı internet sitesi üzerinden gerçekleştirilen çalışmaya 2 bin 296 öğretmenimiz katılmıştır. Anket sonuçları, okullarımızda akran zorbalığı, şiddet ve suça sürüklenen çocuklarla ilgili yaşanan sorunların boyutunu ortaya koyması ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi açısından önemli veriler sunmaktadır. Türk Eğitim-Sen’in araştırmasına göre öğretmenlerin önemli bir bölümü akran zorbalığını okullarda yaygın bir sorun olarak değerlendirmektedir" şeklinde konuştu. "Katılımcıların yüzde 49,2’si zorbalığın görev yaptığı okulda kısmen yaygın olduğunu belirtmiştir" Yapılan anket sonucu akran zorbalığının yüksek seviyede gözlemlendiğini söyleyen Geylan, "Katılımcıların yüzde 49,2’si zorbalığın görev yaptığı okulda kısmen yaygın olduğunu, yüzde 34,5’i ise açık biçimde yaygın olduğunu belirtmiştir. Akran zorbalığına tanıklık oranı ise oldukça yüksektir. Ankete katılan öğretmenlerin yüzde 65,2’si okulunda akran zorbalığına tanık olduğunu, yüzde 24,2’si kısmen tanık olduğunu ifade etmiştir. Böylece zorbalığa bir biçimde tanık olan öğretmenlerin oranı yüzde 89,4’e ulaşmaktadır. Bununla birlikte zorbalığa maruz kalan öğrencilerin yaşadıklarını yetişkinlerle paylaşmadığı da görülmektedir. Katılımcıların yüzde 26,6’sı, öğrencilerin yaşadıkları zorbalığı öğretmenlerine, okul idaresine ya da ailelerine anlatmadığını düşünmektedir. Zorbalık fark edildiğinde ise katılımcı öğretmenler, en çok sırasıyla yüzde 81,8’i ‘zorbalığa maruz kalan ve zorbalığı uygulayan öğrencilerin rehber öğretmenle görüşmesini sağlarım’, yüzde 81,7’si ‘zorbalığa uğrayan öğrenciyle görüşürüm’, yüzde 78’i ‘zorbalığı uygulayan öğrenciyi uyarırım’, yüzde 65’i ‘aileleri bilgilendiririm cevabı vermiştir’" ifadelerini kullandı. "Zorbalığın en fazla görüldüğü ortam yüzde 37,2 ile okul bahçesidir" Anket sonucu akran zorbalığının en fazla okul bahçesinde ve sosyal medyada görüldüğünü aktaran Geylan, "Zorbalığın en fazla görüldüğü ortam yüzde 37,2 ile okul bahçesidir. Bunu yüzde 19,5 ile sınıf, yüzde 16 ile sosyal medya ve yüzde 14,7 ile okul dışındaki ortamlar izlemektedir. Katılımcıların yüzde 53,4’ü, rehberlik biriminin zorbalığı uygulayan ve zorbalığa maruz kalan öğrenciler ile aileleriyle görüştüğünü belirtmiştir. Önleyici çalışmalar ve farkındalık eğitimleri verildiğini ifade edenlerin oranı yüzde 28,3 iken, yüzde 16 oranında öğretmen yeterli bir müdahalenin söz konusu olamadığını düşünmektedir. Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri, okullarda suça karışan çocukların varlığına ilişkin bulgulardır. Katılımcıların yüzde 23,9’u, görev yaptığı okulda suça karışan çocuk bulunduğunu belirtmiştir. Yüzde 44,6’sı böyle bir öğrencinin bulunmadığını söylerken, yüzde 31,5’i bu konuda bilgi sahibi olmadığını ifade etmiştir. Çocukların adli süreçlerine ilişkin bilgilerin hassas ve gizli olması düşünüldüğünde, bu durum bütünüyle sürpriz değildir" açıklamasında bulundu. "Okullarda her 100 öğrenciye en az 1 rehber öğretmen düşecek şekilde planlama yapılmalıdır" Okullarda akran zorbalığı ve şiddetin önlenebilme ihtimali için her 100 öğrenciye 1 rehber öğretmeninin tahsis edilmesi gerektiğini açıklayan Geylan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Madde kullanımı ile okula kesici veya delici aletle gelme daha seyrek görülmekle birlikte ciddi sonuçlar doğurabilecek risklerdir. Akran zorbalığının en fazla okul bahçesinde görüldüğünün belirtilmesi, okulun ortak kullanım alanlarına dikkat çekmektedir. Bu saatlerde öğretmen ve okul personelinin görünürlüğünün artırılması, okul giriş ve çıkışlarının düzenli biçimde denetlenmesi ve riskli alanların belirlenmesi yararlı olacaktır. Rehberlik hizmetleri, araştırmada öne çıkan bir başka alandır. Rehberlik servislerinin personel ve çalışma şartlarının güçlendirilmesine duyulan ihtiyaç açıkça ortadadır. Ayrıca, düzenli psikolojik destek verilmesi ve psikolojik danışman sayısının artırılması geniş destek görmektedir. Bu noktada okullarda her 100 öğrenciye en az 1 rehber öğretmen düşecek şekilde planlama yapılmalıdır."

Okul saldırılarının önüne geçmek için risk değerlendirmesi yapılıyor Haber

Okul saldırılarının önüne geçmek için risk değerlendirmesi yapılıyor

TBMM'de kurulan Meclis Araştırma Komisyonu'nda okullarda yaşanan şiddet olayları ve çocukların dijital risklere karşı korunması ele alındı. Jandarma Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Hüseyin Kurtoğlu, tüm okullar için yeniden risk değerlendirmesi yapıldığını ve çalışmaların yüzde 75'inin tamamlandığını açıkladı. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta okullarda meydana gelen olaylar ile çocukların dijital ortamlarda karşılaştığı risklerin araştırılması amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, çalışmalarına devam ediyor. AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında toplanan komisyonda, kamu kurumlarının temsilcileri tarafından sunumlar gerçekleştirildi. Toplantıda okul güvenliği, akran zorbalığı, siber zorbalık, dijital bağımlılık ve çocukların radikalleşme riskleri ele alındı. "OKUL İÇİ RİSK DEĞERLENDİRMESİ DE YAPILMASI GEREKİYORDU" Jandarma Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Hüseyin Kurtoğlu, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki olayların ardından okul içi risk değerlendirmesinin önem kazandığını belirtti. Kurtoğlu, Milli Eğitim Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı'nın ortak çalışmasıyla tüm okulların risk değerlendirmelerinin yeniden yapıldığını belirterek, "Şu gün itibarıyla bunun yüzde 75'ini tamamladık. Önümüzdeki öğretim yılına bu yeni risk değerlendirmeleri yapılmış olarak gireceğiz." dedi. Çalışmalarda okul çevresinin asayiş durumu, sosyal çevre özellikleri, öğrenci ve öğretmen durumları ile okul içindeki çeşitli verilerin birlikte değerlendirildiğini aktaran Kurtoğlu, güvenlik önlemlerinin kapsamlı şekilde ele alındığını ifade etti. Bu arada TBMM'nin resmi internet sitesinde yer alan habere göre Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yapılan sunumda, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki saldırıların ardından yürütülen operasyonlara ilişkin bilgiler paylaşıldı. Buna göre operasyonlarda 2 uzun namlulu silah, 150 tüfek, 46 tabanca, 77 kuru sıkı tabanca, 46 oyuncak tabanca ve tüfek, 996 cep telefonu, 221 kesici-delici alet, 7 bin 16 fişek ile çok sayıda bilgisayar ve dijital materyal ele geçirildi. Soruşturmalar kapsamında 434 şüpheli ve 2 bin 666 suçlu çocuk (suça sürüklenmeyen) hakkında işlem yapıldığı, 238 kişinin tutuklandığı bildirildi. ÇOCUKLARIN DİJİTAL RİSKLERE KARŞI KORUNMASI GÜNDEMDE Komisyonda çocukların sosyal medya ve dijital platformlarda karşılaşabileceği riskler de değerlendirildi. Yetkililer; şiddeti özendiren içerikler, akran zorbalığı, siber zorbalık, dijital bağımlılık ve kişisel verilerin kötüye kullanılması gibi başlıklara dikkat çekti. Milli Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü Mustafa Canlı, bazı ailelerin çocuklarının dijital dünyadaki faaliyetlerini takip edebilmek için gerekli dijital becerilere sahip olmadığını belirtti. Çocukların dijital ortamlardaki risklerden korunması amacıyla "çocuk hattı" uygulaması gibi önerilerin de gündeme geldiği toplantıda, GSM operatörleri üzerinden sim kart ve IMEI temelli koruyucu uygulamalar üzerinde duruldu. ÖĞRETMENLERİN BİLDİRİM SÜREÇLERİ DE ELE ALINDI Emniyet Terörle Mücadele Daire Başkanlığı yetkilileri, radikalleşme eğilimi gösteren çocukların erken tespit edilmesinin önemine dikkat çekti. Öğretmenlerin bu tür durumları bildirebilmesi için, bildirim yapan eğitimcilerin kimliğini koruyacak mekanizmaların oluşturulması önerildi. Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Genel Müdürü Mustafa Otrar ise ihmal ve istismar vakalarında bildirim zorunluluğu bulunduğunu belirterek, öğretmenlerin kendilerini koruyacak bir mevzuata ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Komisyon Başkanı Yusuf Beyazıt da bazı olaylarda öğrencilerin sosyal ilişkilerindeki sorunların ve davranış değişikliklerinin daha erken fark edildiğini ancak müdahale mekanizmalarının yeterince çalışmadığını belirterek, bu alanda yeni çözüm önerileri geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.