Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Akciğer Kanseri

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Akciğer Kanseri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akciğer Kanseri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akciğer kanserinde ameliyatsız tedavi Haber

Akciğer kanserinde ameliyatsız tedavi

Op. Dr. Melike Güler Ülker, "Neoadjuvan tedavi, ameliyattan önce uygulanan ve yalnızca tümörü küçültmeyi değil, kanser hücrelerini erken dönemde kontrol altına almayı ve ameliyatla tümörün tamamen çıkarılabilme ihtimalini artırmayı amaçlayan bir tedavi yaklaşımıdır. Böylece bazı hastalarda başlangıçta cerrahi açıdan sınırda görülen hastalık, tedavi sonrasında yeniden değerlendirilebilir hale gelebilmektedir" dedi. Akciğer kanseri tedavisinde son yıllarda yaşanan gelişmeler, özellikle lokal ileri hastalıkta tedavi yaklaşımını önemli ölçüde değiştirdi. Bir dönem tümörün büyüklüğü, lenf bezlerine yayılımı veya çevresindeki kritik yapılara yakınlığı nedeniyle cerrahiye uygun görülmeyen bazı hastalar için bugün farklı tedavi seçenekleri bulunuyor. İmmünoterapi, hedefe yönelik "akıllı ilaçlar" ve ameliyat öncesi uygulanan tedaviler sayesinde, seçilmiş hastalarda cerrahi yeniden tedavi planının bir parçası haline gelebiliyor. Liv Hospital Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Melike Güler Ülker, akciğer kanseri tedavisindeki bu değişimin en önemli unsurlarından birinin neoadjuvan tedaviler olduğunu belirterek, "Neoadjuvan tedavi, ameliyattan önce uygulanan ve yalnızca tümörü küçültmeyi değil, kanser hücrelerini erken dönemde kontrol altına almayı ve ameliyatla tümörün tamamen çıkarılabilme ihtimalini artırmayı amaçlayan bir tedavi yaklaşımıdır. Böylece bazı hastalarda başlangıçta cerrahi açıdan sınırda görülen hastalık, tedavi sonrasında yeniden değerlendirilebilir hale gelebilmektedir" dedi. "İmmünoterapi ve akıllı ilaçlar tedaviyi kişiselleştiriyor" Akciğer kanserinde artık her hastaya aynı tedavinin uygulanmadığını vurgulayan Op. Dr. Melike Güler Ülker, tümörün biyolojik özelliklerinin tedavi seçiminde giderek daha önemli hale geldiğini söyledi. Ülker, "İmmünoterapi, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini daha iyi tanımasına ve onlara karşı mücadele etmesine yardımcı olan bir tedavi yaklaşımıdır. Hedefe yönelik tedaviler ise tümör hücrelerinde bulunan belirli genetik değişiklikleri hedef alır. Bu nedenle hastalığın yalnızca evresine değil, tümörün moleküler ve genetik özelliklerine de bakıyoruz" diye konuştu. Özellikle bazı küçük hücreli olmayan akciğer kanserlerinde kemoterapi ile immünoterapinin ameliyat öncesinde birlikte kullanılmasının tedavi stratejilerini değiştirdiğine dikkat çeken Ülker, hastaların tedavi yanıtlarının cerrahi karar açısından da önem taşıdığını belirtti. Ülker, "Tedavinin ardından tümörün ve lenf bezlerinin yeniden değerlendirilmesi, cerrahi seçeneğin tekrar gündeme gelip gelemeyeceğinin belirlenmesinde kritik rol oynuyor" dedi. "'Ameliyat edilemez' demek her zaman 'hiçbir zaman ameliyat edilemez' anlamına gelmiyor" Akciğer kanserinde cerrahi kararının hastalığın ilk görüntüleme sonuçlarına göre tek başına verilmemesi gerektiğini belirten Op. Dr. Melike Güler Ülker, "Geçmişte bazı lokal ileri akciğer kanserlerinde ilk değerlendirmede ameliyat uygun görülmeyebiliyordu. Ancak günümüzde bazı hastalarda önce sistemik tedaviler uygulanıyor, ardından tümörün tedaviye verdiği yanıt yeniden değerlendiriliyor. Eğer hastalık yeterli yanıt vermişse ve tümörün tamamen çıkarılabileceği düşünülüyorsa, cerrahi yeniden tedavi planına dahil edilebiliyor. Bu nedenle ilk tanıda ameliyat edilemiyor demek, her zaman hastanın hiçbir zaman ameliyat edilemeyeceği anlamına gelmiyor" ifadelerini kullandı. Bu yaklaşımın her hasta için geçerli olmadığının altını çizen Ülker, cerrahi kararının hastanın genel sağlık durumu, tümörün yayılımı, tedaviye verdiği yanıt ve tümörün teknik olarak tamamen çıkarılıp çıkarılamayacağı gibi birçok faktör birlikte değerlendirilerek verilmesi gerektiğini söyledi. Akciğer kanserinde multidisipliner tedavi dönemi Akciğer kanseri tedavisinin artık tek bir branşın kararıyla yürütülemeyeceğini ifade eden Op. Dr. Melike Güler Ülker, multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çekti. Ülker, "Göğüs cerrahisi, medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi, göğüs hastalıkları, radyoloji, nükleer tıp ve patoloji uzmanlarının birlikte değerlendirme yapması, hastaya en doğru tedavi planının oluşturulmasını sağlıyor. Bazı hastalarda tedavi cerrahiyle başlarken, bazı hastalarda önce ilaç tedavisi uygulanıyor ve cerrahi daha sonraki aşamada planlanıyor" dedi. "Cerrahi ve ilaç tedavileri artık birbirinin alternatifi değil" Akciğer kanseri tedavisindeki yeni dönemin, cerrahi ve ilaç tedavilerinin birbirinin alternatifi olmaktan çıkıp birbirini tamamlayan tedaviler haline gelmesiyle şekillendiğini belirten Ülker, sözlerini şöyle tamamladı: "Akciğer kanseri tedavisinde artık tek bir tedavi yönteminden söz etmiyoruz. Hastalığın tipi, evresi, genetik özellikleri ve tedaviye verdiği yanıt doğrultusunda farklı yöntemleri doğru sırayla kullanmaya çalışıyoruz. Bazı hastalarda önce ameliyat, ardından ilaç tedavisi uygulanırken; bazı hastalarda önce kemoterapi, immünoterapi veya hedefe yönelik tedavilerle hastalık kontrol altına alınıyor ve sonrasında cerrahi değerlendiriliyor. Bu nedenle ‘ameliyat edilemez' kavramının sınırları da değişiyor. Elbette her hasta cerrahi için uygun değildir; ancak geçmişte cerrahi şansı olmadığı düşünülen bazı seçilmiş hastalar, günümüzde uygulanan yeni tedaviler sonrasında yeniden ameliyat açısından değerlendirilebiliyor." Akciğer kanserinde tedavi başarısını artıran en önemli unsurlardan birinin hâlâ erken tanı olduğu ifade ediliyor. Bununla birlikte, lokal ileri hastalıkta da tedavi seçeneklerinin geçmişe kıyasla önemli ölçüde arttığı ve hastaların multidisipliner ekipler tarafından değerlendirilmesinin tedavi planlamasında kritik önem taşıdığı belirtiliyor.

Elektronik sigarada 'masum buhar' yanılgısı: Akciğerleri tehdit ediyor Haber

Elektronik sigarada 'masum buhar' yanılgısı: Akciğerleri tehdit ediyor

Klasik sigaraya göre daha güvenli olduğu düşüncesiyle özellikle gençler arasında yaygınlaşan elektronik sigaraların yalnızca su buharı olmadığına dikkat çeken Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, ortaya çıkan aerosolün ince partiküller, ağır metaller ve çeşitli kimyasal bileşikler içerebildiğini belirtti. Demirkaya, bu maddelerin solunum yollarında tahriş ve iltihaplanmanın yanı sıra hücresel hasara yol açabileceğini söyledi. Aromaları ve renkli tasarımlarıyla özellikle gençler arasında yaygınlaşan elektronik sigaralar, klasik sigaraya kıyasla daha güvenli olduğu yönündeki algıya rağmen akciğer sağlığı açısından risk taşıyabiliyor. Elektronik sigara sıvılarının yüksek sıcaklıkta buharlaştırılmasıyla ortaya çıkan aerosolün ince partiküller, ağır metaller ve çeşitli kimyasal bileşikler içerebildiğini belirten Medicana International İstanbul Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, bu maddelerin solunum yollarında tahriş ve iltihaplanmaya, hücresel hasara ve bazı biyolojik mekanizmalar üzerinden DNA değişikliklerine yol açabileceğine dikkat çekti. Elektronik sigara buharı sadece su buharı değil Elektronik sigaraların klasik sigaradan farklı olarak tütün yakmamasının, bu ürünlerin zararsız olduğu anlamına gelmediğini belirten Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, elektronik sigara aerosolü akciğerlerin maruz kaldığı kimyasal yük açısından değerlendirilmelidir. Aerosolde bulunabilen ince partiküller, ağır metaller ve çeşitli kimyasal bileşikler solunum yollarını etkilemektedir. Bu maddeler akciğer dokusunda tahriş, iltihaplanma ve hücresel hasara neden olabilir. Elektronik sigaranın uzun dönem kullanım sonuçları henüz tam olarak ortaya konulmamış olması ise güvenli olduğu anlamına gelmez" dedi. Elektronik sigaranın kanser riski henüz net değil Elektronik sigaranın doğrudan akciğer kanserine neden olup olmadığının bugün için kesin olarak söylenemeyeceğini belirten Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, "Elektronik sigaralar klasik sigaralar kadar uzun süre kullanılmaması bu konuda önemli bir sınırlılık oluşturmaktadır. Akciğer kanseri çoğu zaman 20-30 yıllık bir süreç içerisinde gelişmektedir. Elektronik sigaraların uzun dönem kullanım sonuçlarının ortaya çıkması için daha fazla zaman gerekiyor. Bununla birlikte laboratuvar ve deneysel çalışmaları elektronik sigara buharının DNA hasarı, oksidatif stres ve kanser gelişiminde rol oynayabilecek bazı mekanizmalarla ilişkilidir. Mevcut bilimsel veriler ışığında elektronik sigara güvenli kabul kabul edilemez" şeklinde konuştu. Elektronik sigara ile normal sigarayı birlikte kullananlar dikkat Elektronik sigarayı klasik sigarayı bırakmak amacıyla kullanmaya başlayan bazı kişilerin zaman içerisinde her iki ürünü birlikte kullanmaya devam edebildiğini belirten Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, "Bu durum sağlık risklerini otomatik olarak geri getiriyor. Çift kullanımda akciğerler farklı zararlı maddelere aynı anda maruz kalıyor. Elektronik sigara klasik sigaranın yanında kullanılmasıyla sağlık risklerinin mutlaka azalacağının düşünülmemelidir. Elektronik sigaranın tütün kullanımına bağlı riskleri ortadan kaldıran güvenli bir alternatif olarak değerlendirilmemesi gerekir" dedi. Gençlerde risk sadece akciğerlerle sınırlı kalmıyor Ergenlik ve genç erişkinlik döneminde akciğer gelişiminin devam ettiğini belirten Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, "Bu dönemde nikotin ve çeşitli kimyasal maddelere maruz kalma akciğer gelişimini olumsuz etkilemektedir. Nikotin maruziyeti bağımlılık gelişimini kolaylaştırıyor. İlerleyen yıllarda klasik sigaraya geçiş riskine neden oluyor ve uzun vadeli akciğer hastalıkları zemin oluşturuyor. Elektronik sigara kullanımının gençler arasında yaygınlaşmasının bu nedenle ayrıca değerlendirilmesi gerekir" dedi. Akciğer sağlığında risk sadece sigara dumanından ibaret değil Akciğer kanseri açısından sigara kullanımının en önemli risk faktörü olmakla birlikte tek neden olmadığını belirten Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, "Pasif sigara maruziyeti, hava kirliliği, radon gazı, bazı mesleki kimyasallar, genetik yatkınlık ve kronik akciğer hastalıkları riskleri artıyor. Bu nedenle akciğer sağlığının korunmasında yalnızca aktif sigara kullanımı değil, kişinin çevresel ve mesleki maruziyetleri de dikkate alınmalıdır. Tütün ve nikotin ürünlerinden uzak durmak kişilerin kontrol edebileceği önemli korunma adımlarından biridir" şeklinde konuştu. Elektronik sigaradan korunmada en etkili yol kullanıma başlamamak Akciğer sağlığını korumada en etkili yaklaşımın tütün ve nikotin ürünlerine hiç başlamamak olduğunu belirten Prof. Dr. Ahmet Demirkaya sözlerini şöyle sürdürdü: "Sigara kullanan kişiler bırakma sürecinde profesyonel destek almaktan çekinmemelidir. Elektronik sigaranın zararsız bir alternatif olarak görülmemesi ve pasif sigara dumanından mümkün olduğunca uzak durulması çok önemlidir. Uzun yıllar sigara kullanmış ve uygun yaş ile risk grubunda bulunan kişilerin düşük doz akciğer tomografisiyle tarama konusunda hekimlerine danışmalıdır" dedi. Elektronik sigara için "zararsız" demek mümkün değil Elektronik sigaraların uzun dönem etkileri konusunda araştırmalar devam ederken, bu ürünlerin bugün için "zararsız" kabul edilmediğini belirten Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, "Elektronik sigara kullanımı akciğer sağlığı açısından güvenli bir seçenek olarak değerlendirilmemelidir. Uzun vadeli etkiler konusunda daha fazla bilimsel veriye ihtiyaç bulunmaktadır" dedi. Mevcut bulguların elektronik sigarayı tamamen risksiz kabul etmek için yeterli olmadığını belirterek sözlerini tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.