Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Akademisyenler

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Akademisyenler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akademisyenler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Karacabey MYO’nun 30. dönem mezunları kep attı Haber

Karacabey MYO’nun 30. dönem mezunları kep attı

Ergün Koç Kültür Merkezi’nde düzenlenen kep atma törenine; Bursa Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftci, Karacabey Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Duygu Emir, KTSO Meclis Başkan Yardımcısı Serap Özcan Sağdıç, Karacabey Yörem Gazetesi İmtiyaz Sahibi Şaban Önen, İnsan Kaynakları ve İç Hizmetler Müdürü Dilay Çalışkaner, özel sektör temsilcileri, üniversite bölüm başkanları, öğretim üyeleri, öğrenciler ve aileleri katıldı. Karacabey MYO Muhasebe ve Vergi Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Tuba Bora Kılınçarslan’ın sunumunu yaptığı programda, mezun olan öğrenciler adına açılış konuşmasını gerçekleştiren Okul Birincisi İlayda Köker, mutlu günlerinde kendilerini yalnız bırakmayan tüm konuklara teşekkür etti. Köker, iki yıllık eğitim sürecinin yalnızca akademik başarılarla değil, sabır, azim ve dayanışmayla geçtiğini belirterek Karacabey Meslek Yüksekokulu’na gururla veda ettiklerini söyledi. Yazılım sektöründe kadınların kendilerini kanıtlamak için daha fazla mücadele etmek zorunda kaldığına dikkat çeken başarılı öğrenci, elde ettiği birinciliğin yetenek ve azmin cinsiyetinin olmadığını gösterdiğini ifade etti. Başarısında emeği bulunan akademisyenlere, birlikte eğitim gördüğü arkadaşlarına ve annesine teşekkür eden öğrenci, konuşmasını Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe duyduğu güveni ve bilime verdiği önemi hatırlatarak tamamladı. Mezuniyetin bir son değil, yeni bir başlangıç olduğunu vurgulayan öğrenci, tüm mezunlara başarılarla dolu bir gelecek diledi. Karacabey Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Önder Canbolat, mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada, öğrencilerin hayatlarında önemli bir dönüm noktasını geride bıraktıklarını belirterek mezuniyet sevincini aileler, akademisyenler ve öğrencilerle birlikte paylaşmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti. İki yıllık eğitim süreci boyunca öğrencilerin yalnızca mesleki bilgi ve beceri kazanmadığını, aynı zamanda disiplinli çalışmayı, ekip ruhunu, sorumluluk almayı ve karşılaştıkları zorlukların üstesinden gelmeyi de öğrendiklerini vurgulayan Canbolat, bu kazanımların iş ve sosyal yaşamlarında kendilerine önemli katkılar sağlayacağını söyledi. Mezuniyetin bir son değil, yeni başlangıçların kapısını aralayan önemli bir adım olduğuna dikkat çeken Canbolat, "Bugün burada büyük emeklerinizin karşılığını alıyor, geleceğe umutla bakıyorsunuz. Sizlerden beklentimiz; bilimin ışığında, etik değerlerden ödün vermeden, üretken ve sorumluluk sahibi bireyler olarak ülkemize ve insanlığa katkı sunmanızdır. Kendinize güvenin, öğrenmeye ve kendinizi geliştirmeye hayat boyu devam edin. Sizlerin elde edeceği her başarı, bizler için de ayrı bir gurur kaynağı olacaktır." dedi. Devamında söz alan Bursa Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftci, öğrencilerin bugün yalnızca bir diplomaya değil, aynı zamanda büyük emek ve fedakârlıklarla kazanılmış önemli bir başarıya sahip olduklarını ifade etti. Üniversite eğitiminin bireylere yalnızca mesleki bilgi kazandırmadığını, aynı zamanda eleştirel düşünebilen, değişime ayak uydurabilen ve topluma değer katabilen bireyler yetiştirmeyi amaçladığını vurgulayan Çiftci, mezun olan öğrencilerin bundan sonraki yaşamlarında Bursa Uludağ Üniversitesi’nin birer temsilcisi olarak önemli sorumluluklar üstleneceklerini söyledi. Gençlere geleceğe umutla bakmaları tavsiyesinde bulunan Çiftci, "Bilgiye ulaşmanın her geçen gün daha da kolaylaştığı bir çağda yaşıyoruz. Ancak önemli olan bilgiye ulaşmak kadar onu doğru kullanabilmek, üretime dönüştürebilmek ve insanlığın faydasına sunabilmektir. Sizlerden beklentimiz; kendinizi sürekli geliştiren, etik değerlere bağlı, çalışkan ve yenilikçi bireyler olarak ülkemizin kalkınmasına katkı sağlamanızdır. Üniversitemizde edindiğiniz bilgi ve deneyimin, bundan sonraki meslek hayatınızda sizlere yol göstereceğine yürekten inanıyorum." dedi. İnsan Kaynakları ve İç Hizmetler Müdürü Dilay Çalışkaner de, öğrencilere yaşama dair tavsiyelerde bulunarak, "Sürekli öğrenin, meraklı olun. Hep isteyen siz olun, sorumluluk alın. İmkansızlık diye bir şey yoktur. Tüm olumsuzluklara rağmen yılmayın ve kendinize güvenin. Mezun olan tüm öğrencilerimizi tebrik ediyor, bundan sonraki hayatlarında başarılar diliyorum." diye konuştu. Konuşmalar sonrası yüksekokul programlarında dereceye giren öğrencilere başarı belgeleri ve ödülleri protokol tarafından takdim edildi. Ardından da mezun tüm öğrencilere anı belgeleri verildi. Program son olarak, geleneksel hale gelen kep atma töreni ve yemek ikramıyla sona erdi.

Anahtar Parti 2050 Kalkınma Vizyonu'nu İstanbul'da tanıttı Haber

Anahtar Parti 2050 Kalkınma Vizyonu'nu İstanbul'da tanıttı

İstanbul'da gerçekleşen programa Bursa'dan Anahtar Parti İl Başkanı Fikret Aslan ile İl Başkan Yardımcısı ve Kalkınma Politikaları Başkanı İsmail Gökhan Özkul,Birim Başkan Yardımcısı Uğur Aksoy, Genel Merkez SİMO Başkan Yardımcısı Fuat Üçüncü katıldı. İş dünyası temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler ve basın mensuplarının yoğun ilgi gösterdiği toplantıda, Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kalkınma Politikaları Başkanı Sedat Yalçın tarafından hazırlanan kalkınma modeli detaylı şekilde anlatıldı. Yalçın'ın sunumunda, dünyanın farklı ülkelerinde incelenen başarılı kalkınma örneklerinden hareketle Türkiye için yeni bir ekonomik ve sosyal dönüşüm vizyonu ortaya konuldu. Sunumda; yüksek teknoloji üretimi, yapay zekâ yatırımları, katma değerli ihracat, lojistik ve sanayi koridorları, eğitim reformu, kadın ve genç istihdamının artırılması, verimlilik odaklı büyüme ve adil gelir paylaşımı gibi başlıklar öne çıktı. Anahtar Parti'nin 2050 hedefleri arasında Türkiye'nin yüksek gelirli ülkeler ligine yükselmesi, 5 trilyon dolarlık ekonomi büyüklüğüne ulaşması, ihracatın 900 milyar dolara çıkarılması ve dünya ekonomisinde ilk 10 ülke arasına girilmesi yer alıyor. Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu'nun da konuşma gerççekleştirdiği lansmanın ardından değerlendirmelerde bulunan Anahtar Parti Bursa İl Başkan Yardımcısı ve Kalkınma Politikaları Başkanı İsmail Gökhan Özkul, programın Türkiye'nin geleceği açısından önemli bir yol haritası sunduğunu söyledi. Özkul açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu'nun teşrifleri ve Genel Başkan Yardımcımız Sayın Sedat Yalçın'ın etkileyici sunumuyla gerçekleştirilen lansmanımız, Türkiye'nin geleceğine dair umutlarımızı daha da güçlendirmiştir. Biz Türkiye'mize, insanımıza ve özellikle gençlerimize güveniyoruz. En önemlisi de kendimize güveniyoruz. Eğer milletimiz bize inanır ve bizimle aynı hedef doğrultusunda yürürse, doğru planlama ve adil paylaşım anlayışıyla ülkemiz çok kısa sürede hak ettiği noktaya ulaşacaktır." Özkul, açıklamasında kalkınmanın yalnızca ekonomik büyüme rakamlarından ibaret olmadığını belirterek şunları kaydetti: "Sedat Başkanımızın ortaya koyduğu vizyon, üretimi teknolojiyle buluşturan, gençleri ve kadınları kalkınmanın merkezine yerleştiren, yüksek katma değerli üretimi hedefleyen bir modeldir. Türkiye'nin orta gelir tuzağından kurtulması, yapay zekâdan yarı iletken teknolojilerine kadar stratejik alanlarda söz sahibi olması gerektiği açıkça ortaya konulmuştur. Bu vizyon, sadece bugünün değil, gelecek nesillerin de refahını planlayan kapsamlı bir kalkınma manifestosudur." Özkul, önümüzdeki süreçte Türkiye'nin farklı şehirlerinde gerçekleştirilecek programlarla 2050 Kalkınma Vizyonu'nun vatandaşlara anlatılacağını belirterek, "Sedat Başkanımızın uzun yıllara dayanan çalışmalarıyla hazırlanan bu kapsamlı modeli Türkiye'nin dört bir yanında anlatacak, kalkınmanın anahtarının doğru planlama, üretim ve adalet olduğunu milletimizle paylaşacağız. Daha iyisi mümkündür ve daha iyisi mutlaka olacaktır." İfadelerini kullandı. Lansman, katılımcıların soru-cevap bölümü ve değerlendirme toplantılarının ardından sona erdi. Programda Türkiye'nin kalkınma hedeflerine ilişkin ortaya konulan vizyon, iş dünyası ve akademik çevreler tarafından da ilgiyle takip edildi.

Bursa’nın dünyaca ünlü değeri Osmangazi’de konuşuldu Haber

Bursa’nın dünyaca ünlü değeri Osmangazi’de konuşuldu

Osmangazi Belediyesi, asırlardır Bursa’nın kültürel mirası olarak yaşatılan Kılıç-Kalkan Oyunu’nun geleceğine katkı sunmak amacıyla önemli bir çalışmaya imza attı. Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı etkinlikleri kapsamında Osmangazi Gösteri Merkezi’nde gerçekleştirilen çalıştayda, kentin önemli kültürel değerlerinden biri olan Kılıç-Kalkan geleneğinin yeniden canlandırılması ve ulusal ile uluslararası alanda daha güçlü şekilde tanıtılmasına yönelik görüş alışverişinde bulunuldu. 1960’lı yıllarda altın dönemini yaşayan ve uluslararası alanda büyük ilgi gören Kılıç-Kalkan Oyunu’nun son yıllarda daha durağan bir süreç yaşaması üzerine harekete geçen Osmangazi Belediyesi, Türkiye’nin farklı bölgelerinden uzmanları ve akademisyenleri bir araya getirerek oyunun geleceğine yönelik önerileri değerlendirdi. "Kültürel mirasın gelecek kuşaklara taşınması çok önemli" Böyle bir çalıştaya ev sahipliği yapmaktan büyük onur duyduklarını belirten Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, sözlerinde şu ifadelere yer verdi: "Kılıç-Kalkan sadece bir halk oyunundan ibaret değil. Eğer böyle olsaydı, sadece halk biliminin bir konusu olup halk bilimi üzerinden bir araştırma yapılabilirdi. Çok farklı bilim dallarını da beraberinde getiriyor. Kılıç-Kalkan, öncelikle başı, ortası ve sonu olan bir dramaturjik yapıya da sahip. İçinde çeşitli temalar var; bunlar cesaret, kahramanlık ve rekabet gibi temalar. Finalinde elbette kardeşlik ve dostluk var. Bu temalar bize sadece bir halk oyunundan ibaret olmadığını, bir dramaturjik yapıyı da beraberinde getirdiğini gösteriyor. Ayrıca bu dramaturjik yapıda dansçıların inandırıcılığı, jestler ve mimikler devreye giriyor. Kültürel mirasın yaşatılması, keşfedilmesi ve gelecek kuşaklara taşınması Osmangazi Belediyesi için çok önemli. Bütün kurumların el birliğiyle kültürel mirasa sahip çıkması ve onu gelecek kuşaklara taşıması, Bursa’daki üniversitelerin de bu konuda son yıllarda lokomotif olması bizler için çok kıvanç verici. Ben, çalıştaydan çıkan sonuçların bizim gibi yerel yönetimlere rehber ve ışık olacağını, nasıl bir yolda yürümemiz gerektiğini göstereceğini düşünüyorum." "Bence bu çalıştay çok kıymetli" Bursa’nın değeri olan Kılıç-Kalkan’a yönelik böyle bir çalıştay yapılmasının oldukça önemli olduğunu söyleyen Bursa Tahtakıran Kılıç Kalkan Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Serdar Tahtakıran, "Birçok söylence var ama somut verilere ve tarihi gerçeklere ulaşabilmek adına akademisyenlerle ve Osmangazi Belediyesi’nin değerli katılımcılarıyla birlikte böyle bir çalıştay yapılması çok önemli. Bu oyunun tarihi, nasıl yapıldığı, geleneksel olarak nasıl bir oyun olduğu, giysisinin nasıl olduğu, ritmi ve bu ritmin bir müzik olarak kabul edilip edilmeyeceği, yani bir perküsyon olarak değerlendirdiğimizde bu ritmi müzik kategorisine sokup sokmayacağımız konularında önemli tartışmalar ve görüşmeler yapılacak. Bence bu çalıştay çok kıymetli" diye konuştu. "Kılıç Kalkan on 15 yıldır durağan bir hale geldi" Kılıç-Kalkan’ın Bursa’nın en önemli markalarından biri olduğunun altını çizen Bursa Uludağ Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Nazım Gürak da, "Nasıl ki ipek ve Karagöz’ümüz varsa, Kılıç-Kalkan da Bursa’nın markalarından bir tanesi. Ancak son 15 yıldır halk kültürü içinde oldukça durağan bir hale geldi. Kılıç-Kalkan, 1960’lı yıllarda bütün Türkiye’de zirvedeyken şu an son zamanlarda biraz daha yerinde saymaya başladı. Biz de Bursalılar olarak dedik ki bu işe bir el atalım. Bazı şeylerin konuşularak sonuçlandırılması gerektiğine inandık. Bu konuyla ilgili tüm uzmanları çalıştayda bir araya getirdik" açıklamalarında bulundu. "Kılıç-Kalkan’ı gençlere tekrar sevdirmek gerekiyor" Kılıç-Kalkan’ın disiplin, uyum ve tarihi mirası bir araya getiren özgün bir halk gösterisi olduğunu aktaran Uluumay Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Feyza Uluumay Gökalp ise, "1326 yılında uzun süreli bir fetih kuşatmasının ardından şehre kılıç kalkan oynayarak giren erlerimiz gibi şimdi Kılıç-Kalkan’la bir marka olarak bizim dünya sahnesine girmemiz gerekiyor. Kılıç-Kalkan’ı gençlere tekrar sevdirmek gerekiyor. Bununda bin bir türlü yolu var. Artık dünyaya açılan bir kapı var hepimizin elinde geleneksel olarak oyunun şekli ve tüm değerleri aynı şekilde bir örnek olarak olması gerekiyor. Bunun haricinde üzerine geliştirmeler yaparak çağımıza uyarlamamız gerekiyor" ifadelerini kullandı. Akademisyenler Kılıç-Kalkan’ı Çok Yönlü Olarak Değerlendirdi Bursa Kılıç-Kalkan Oyunu Çalıştayı’na katılan akademisyenler açılış konuşmalarının ardından düzenlenen oturumlarda Kılıç-Kalkan’ın tarihi, nasıl icra edildiği, geleneksel kültür içerisindeki yeri ve özellikleri, kullanılan giysilerin niteliği, ritmik yapısı ile bu ritmin müzik olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği gibi konuları masaya yatırdı. Ayrıca ritmin bir perküsyon unsuru olarak müzik kategorisine dahil edilip edilemeyeceği üzerine farklı görüşler ve değerlendirmeler kapsamında önemli tartışmalar yapıldı.

BUÜ ve JLU’nün düzenlediği 7. Akademik Günler tamamlandı Haber

BUÜ ve JLU’nün düzenlediği 7. Akademik Günler tamamlandı

BUÜ Yönetimi, Giessen Justus Liebig Üniversitesi’nden gelen veteriner, tıp, iktisat ve hukuk alanlarındaki akademisyenler ile Hessen eyalet yetkililerini ağırladı. Çok sayıda akademik ve idari yetkilinin bulunduğu heyet, BUÜ akademisyen ve yöneticileri ile 2 gün boyunca farklı konularda görüş alışverişinde bulundu. Alanında uzman çok sayıda akademisyenin yaptığı sunumları içeren programda Almanya’dan gelen Prof. Dr. Martin Schneider tarafından genel cerrahi anabilim dalında 3 günlük uygulamalı eğitim ve seminerler verildi. Açılış töreninde konuşan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, 1998 yılından bu yana sürdürülen ortaklığın akademik dayanışmanın güçlü örneklerinden biri olduğunu vurguladı. Günümüzde üniversitelerin yalnızca eğitim ve araştırma yapan kurumlar olmadığını belirten Yılmaz, küresel sorunların çözümünde bilimsel iş birliklerinin ve uluslararası diyaloğun büyük önem taşıdığını ifade etti. BUÜ-JLU Ortaklık ve Alman Üniversiteleri Akademik İşbirliği Koordinatörü Doç. Dr. E. Sinem Özdemir Salcı ise iki üniversite arasındaki iş birliğinin tarihi sürecine değinerek, kendisinin de yirmi yıl önce Giessen’e giden bir değişim öğrencisi olduğunu aktardı. Kurulan köklü dostluk ve akademik güven ilişkisine vurgu yapan Doç. Dr. Salcı; projenin sürdürülmesinde katkı sağlayan tüm herkese teşekkür etti. Justus Liebig Üniversitesi Giessen ve Türk Üniversiteleri Koordinatörü Prof. Dr. Dr. Martin Kramer de otuz yılı aşkın bir süredir BUÜ ile yakın temas halinde olduğunu belirterek akademik bilgi birikimi ve ortak çalışma iradesiyle küresel sorunlara doğru çözümler üretilebileceğini, tüm paydaşların "Tek Sağlık ve Tek Dünya" ideali doğrultusunda faaliyetlerini sürdürdüğünü aktardı. Türk-Alman Sağlık Vakfı Başkanı Prof. Dr. Yaşar Bilgin, 7. Akademik Günler etkinliklerinin her iki üniversite arasındaki iş birliğine yeni bir soluk, dinamizm ve güçlü fikirler kazandırmasını temenni ettiğini ifade etti. Başkanlığını yürüttüğü vakfın, iki köklü eğitim kurumu arasında tıp başta olmak üzere eğitim, kültür ve araştırma alanında atılacak adımlara destek vermeye devam edeceğini belirten Prof. Dr. Bilgin, ev sahipliği ve bilimsel ortaklığa olan sadakatleri için tüm katılımcılara teşekkürlerini sundu. Lucas Schmitz, akademik günlere katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek Bursa’da yürütülen iş birliğinin dünyaya örnek olabilecek nitelikte olduğunu söyledi. Bursa ile Hessen arasındaki kardeş şehir ilişkilerinin geliştirilmesi için destek vermeye devam edeceğini belirten Schmitz, emeği geçen akademisyenlere teşekkür etti. Programın bilimsel oturumlarında üniversiteler arası ortak AB projeleri ve küresel fon mekanizmaları üzerine kapsamlı sunumlar yapıldı. Tıp ve veteriner hekimlikteki son klinik gelişmelerin yanı sıra, bu yıl ilk kez programa dahil edilen iktisat ve hukuk fakülteleri arasında da fakülteler arası ortak çalışma alanları ve kıyaslamalı akademik faaliyetler değerlendirildi.

15. OTOMOTİVİN GELECEĞİ TASARIM YARIŞMASI (OGTY) İÇİN  BAŞVURU SÜRECİ BAŞLADI Haber

15. OTOMOTİVİN GELECEĞİ TASARIM YARIŞMASI (OGTY) İÇİN BAŞVURU SÜRECİ BAŞLADI

Fikrini projeye, projesini küresel pazarda yarışan bir şirkete dönüştürmek isteyen girişimci, tasarımcı ve akademisyenler için elektronik ortamda kayıtlar başladı. Son başvuru tarihi 3 Ağustos 2026 Pazartesi. Dereceye giren projeleri milyonlarca liralık nakdi ödüllerin yanı sıra; Patent Tescili, İTÜ Çekirdek Kuluçka Programı ile Big Bang Startup Challenge sahnesine uzanan dev bir destek paketi bekliyor. Teknolojinin hızla dönüştürdüğü mobilite dünyasında, Türkiye’yi küresel ligde öncü bir konuma taşımayı hedefleyen Otomotivin Geleceği Tasarım Yarışması (OGTY), 15. yılında yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) tarafından Ticaret Bakanlığı desteği ve Türkiye İhracatçılar Meclisi koordinatörlüğünde düzenlenen, Türkiye’nin en prestijli mobilite inovasyon platformu OGTY, bu yıl “Endüstriyel Mobilite” temasıyla kapılarını açtı. Bugüne kadar binlerce projeye ev sahipliği yapan, desteklediği 70 girişim ile 281 milyon doların üzerinde bir ekosistem değerlemesi yaratan OGTY, bu yılın rotasını “Endüstriyel Mobilite” olarak belirledi. Sektörün geleceğine yön verecek fikirlerin yarışacağı dev organizasyon için başvuru süreci resmen başladı. Başvuruların 3 Ağustos tarihine kadar kabul edileceği OGTY’nin ödül töreni ise 21 Ekim tarihinde yapılacak. Yalnızca bir yarışma değil, fikirlerin geliştirmelerine imkan sağlayarak bütünsel bir inovasyon mekanizması olan OGTY, bu yıl da otomotiv endüstrisindeki komponentlerden otonom yazılımlara, yapay zeka tabanlı veri analitiğinden bütünsel mobilite çözümlerine kadar geniş bir yelpazedeki yaratıcı projeleri arıyor. “Sadece Ödül Değil, Küresel Pazara Açılan Bir Kapı” OİB Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, teknolojinin artık sadece araç tasarımı, sistemleri ve özelliklerini değil, tüm üretim ve tedarik ekosistemini yeniden şekillendirdiğini vurgulayarak Otomotivin Geleceği Tasarım Yarışmasının sektör için önemli bir rol üstlendiğini söyledi. Yazıcı “OGTY bünyesinde ödül alan projeler sadece nakdi destekle sınırlı kalmıyor; yıllardır başarıyla sürdürülen İTÜ ARI Teknokent iş birliği ile İTÜ Çekirdek Kuluçka Merkezi’ne kabul edilerek mentorluk, ofis desteği ve yatırımcı buluşmaları gibi hayati imkanlara kavuşuyor. Bugüne kadar OGTY sahnesinden geçen 530’dan fazla otomotiv girişiminin toplamda 54 milyon doları aşan yatırım alması, bu platformun Türk otomotiv sektörünün teknoloji tabanlı ihracat kapasitesini ne denli büyüttüğünü gözler önüne seriyor” dedi. Büyük Ödüller Girişimcileri Bekliyor 18 yaşını tamamlamış tüm profesyonellere, araştırmacılara, akademisyenlere ve öğrencilere açık olan yarışmada, finale kalacak projeler jüri karşısında büyük ödül için yarışacak. Dereceye giren ilk 5 projeyi; toplamda milyonlarca lirayı bulan nakdi ödüllerin yanı sıra, fikirlerini koruma altına alacak olan Patent Tescil Ödülü, Ticaret Bakanlığı’nın onayı halinde Yurt Dışı Tasarım Bursu Desteği ve girişimlerini dev birer şirkete dönüştürecek olan İTÜ Çekirdek Growth programına doğrudan katılım hakkı bekliyor. Girişimciler aynı zamanda Türkiye’nin en büyük girişimcilik sahnesi olan Big Bang Startup Challenge’ta dev yatırımcıların karşısına çıkma şansı yakalayacak. Yarışma şartnamesi, katılım koşulları ve başvuru ekranına www.otomotivingelecegi.com adresi üzerinden ulaşılabilir.

Bursa’da eğitimde dönüşüm atölyeleri başladı Haber

Bursa’da eğitimde dönüşüm atölyeleri başladı

Öğretmenlerin uygulama becerilerini güçlendirmeyi hedefleyen program; MEB Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Faruk Yelkenci, Temel Eğitim Genel Müdürü Ebubekir Sıddık Savaşçı, Temel Eğitim Genel Müdürlüğü Programlar ve Öğretim Materyalleri Daire Başkanı Dr. Mustafa Kandırmaz, İl Millî Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer, akademisyenler ve çok sayıda eğitimcinin katılımıyla yapıldı. Tanıtım programında, ilkokuldan liseye kadar birçok branşta hazırlanan 15 farklı atölye çalışmasının startı verildi. "EĞİTİMDE SÜREKLİ BİR İNŞA SÜRECİNDEYİZ" Programda konuşan Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Faruk Yelkenci, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin sürekli bir inşa süreci olduğunu belirtti. Yelkenci, öğretmenlerin sahadaki deneyimlerini not etmelerinin önemine değinerek, "Öğretmenimiz eğitimle veya yöntemle ilgili bir şey keşfettiği anda bunu platforma iletebilir. Bu yolla doğal bir süreçte milli pedagoji zemini oluşabilir, geleceğe böyle bir miras bırakabiliriz" dedi. Programın beceri örgüsü temelli yapısına dikkat çeken Yelkenci, yapay zeka tartışmalarına da değinerek, "Matematik dersinde algoritmik düşünme ve veri analizi becerilerini geliştiren bir çocuk, aslında farkında olmadan yapay zekanın hücrelerine kadar işlendiği bir eğitim alıyor. Bizim modelimizde didaktik yaklaşımlar değil, çocuğun kendi kendini inşa ettiği bir süreç var. Öğretmen ise burada baskı kurmayan bir 'mücerred kılavuz' rolündedir." dedi. "EĞİTİMDE DÖNÜŞÜM SAHAYA YANSIYOR" Bursa İl Millî Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer, kürsüdeki konuşmasında projenin sadece bir program değişikliği olmadığını, yöntem ve uygulamaların birlikte geliştiği bir bakış açısı dönüşümü olduğunu vurguladı. Çokgezer, "Akademisyenlerimiz ve eğitimcilerimizin rehberliğinde yürütülecek bu atölyelerin, öğretmenlerimizin sınıf içi uygulamalarına somut katkılar sunacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Tanıtım programı kapsamında düzenlenen ilk oturumlarda, alanında uzman akademisyenler öğretmenlerle bir araya geldi. Programda; Prof. Dr. İlker Cırık (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi), Prof. Dr. Esma Genç (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Adnan Taşgın (Atatürk Üniversitesi), Prof. Dr. Serap Erdoğan (Anadolu Üniversitesi), uygulamalı içeriklerle sürece destek verdi. Tanıtım konuşmaları sonrasında protokol üyeleri, farklı üniversitelerden gelen uzman akademisyenlerin yönetimindeki atölyeleri ziyaret ederek çalışmalar hakkında bilgi aldı. Program, katılımcılarla gerçekleştirilen hatıra fotoğrafı çekimiyle sona ererken; öğretmenlerin mesleki gelişimlerine odaklanan eğitim ve uygulama atölyeleri belirlenen takvim doğrultusunda devam edecek.

“Bursa’nın Yedi Yüzü” Sempozyumu Bursa tarihine ışık tuttu Haber

“Bursa’nın Yedi Yüzü” Sempozyumu Bursa tarihine ışık tuttu

Osmangazi Belediyesi’nin kültürel mirasa sahip çıkan vizyoner yaklaşımıyla bu yıl 21’incisi düzenlenen Osman Gazi’yi Anma ve Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen “Bursa’nın Yedi Yüzü: Fetihten Cumhuriyet’e Sempozyumu”, Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde tamamlandı. Tarih, kültür ve akademiyi buluşturan sempozyum, Bursa’nın köklü geçmişine ışık tutan önemli bir bilimsel platform olarak dikkat çekti. İki gün süren sempozyumda, alanlarında uzman 28 akademisyen; Bursa’nın fethinden günümüze uzanan tarihsel serüvenini çok yönlü bir bakış açısıyla ele aldı. Kentin geçirdiği sosyal, kültürel ve ekonomik dönüşümler; dönüm noktası niteliğindeki gelişmeler ve tarihsel süreçte öne çıkan çarpıcı detaylar, bilimsel veriler ışığında kapsamlı biçimde değerlendirildi. Sempozyum boyunca toplam altı oturum düzenlenirken, her oturumda farklı temalar üzerinden Bursa’nın “yedi yüzü” derinlemesine incelendi. Akademik disiplinlerin çeşitliliği, sempozyuma zenginlik katarken; tarih, sanat, sosyoloji ve şehircilik gibi alanlarda yapılan sunumlar, dinleyicilere kapsamlı bir perspektif sundu. BİLDİRİLER DERLENEREK KİTAP HALİNE GETİRİLECEK Tarih bilincini güçlendiren, akademik dünyayı destekleyen ve kentin kültürel hafızasını diri tutan “Bursa’nın Yedi Yüzü: Fetihten Cumhuriyet’e Sempozyumu”nun sonunda değerlendirme oturumu gerçekleştirildi. Ege Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gürer Gülsevin’in başkanlığını yaptığı oturumda Bursa Uludağ Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Yusuf Ziya Karaaslan, Prof. Dr. Hatice Şahin ve Dr. Öğretim Üyesi Sezai Sevim, sempozyuma ilişkin geniş kapsamlı bilgilendirmelerde bulundu. Sempozyumda sunulan bildirilerin, derlenerek kitap haline getirileceği paylaşılırken, hazırlanacak eser, Bursa’nın tarihine, kültürel zenginliğine ve kent kimliğinin anlaşılmasına önemli katkılar sunacak. “BURSA’NIN BÜYÜK DÖNÜŞÜMÜNE IŞIK TUTAN PEK ÇOK KONUŞMA DİNLEDİK” Çalışmaları değerlendiren “Bursa’nın Yedi Yüzü: Fetihten Cumhuriyet’e Sempozyumu” Düzenleme Kurulu Başkanı Yusuf Ziya Karaaslan, “Sempozyumun çerçevesinde Bursa’ya davet ettiğimiz ve burada ağırladığımız Türkiye’nin seçkin üniversitelerinden gelen hocalarımızı dinledik. Bursa’nın fethinden Cumhuriyet’in ilanına kadar olan dönemde Bursa’nın tarihi dönüşümünü ilgilendiren, mimari estetikten dini serüvene, şehirleşme yaşamından hayata ve kuruluşun dinamiklerinden Cumhuriyet’in dinamiklerine uzanan süreç içerisinde büyük dönüşüme ışık tutan pek çok konuşma dinledik. Bursa’nın son derece canlı bir etkinliğini gerçekleştirdik. Bu sempozyumun gerçekleşmesinde desteğini gördüğümüz Osmangazi Belediyesi ve Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın’a teşekkür ederiz.” diye konuştu. “SEMPOZYUM MARKA HALİNE GELDİ” Sempozyumun her yıl yapıldığını ve Osmangazi Belediyesi’nin bu etkinliği bir marka haline getirdiğini kaydeden Prof. Dr. Hatice Şahin, “Tebrik ediyorum ve gurur duyuyorum. Sadece tarih toplantısı olmuyor, araya sanat tarihi, Türk dili, edebiyatı gibi alanlardan bildiriler de yerleştirildi. Aynı gelenek devam etti, bence bu iyi oluyor. Farklı bakış açılarını bize yansıtıyor. Çok güzel, kitaplaşacak çalışmalar var. Bursa ile ilgili çok çalışmalar yapıldığını, bu çalışmaların da daha da artacağını gördük. Bu da bizlere bu toplantıların devam edeceğini gösteriyor.” ifadelerini kullandı. “SEMPOZYUM AMACINA ULAŞTI” Sempozyumda 28 bildirinin sunulduğunu hatırlatan Prof. Dr. Gürer Gülsevin ise, “Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden gelen akademisyenler bildirilerini sundu. Çok güzel geçti, bildirilerden sonraki tartışmalar da katkılar oldu. Sempozyumun amacına ulaştığını düşünüyorum. Bu toplantının, Bursa’nın fethinin 700. yılına denk gelmesi de bizler için ayrı bir onur oldu.” açıklamalarında bulundu. Dr. Öğretim Üyesi Sezai Sevim de, sempozyumda Bursa’yı konuştuklarını dile getirerek, “Hocalarımız bu işin ehli, yılların birikimini getirdiler, Bursa’nın bilgi altyapısına kattılar. Bu bilgi altyapısına katmak için Osmangazi Belediyesi öncü oldu. Güzel bir misafirperverlik gösterildi, bu anlamda belediyemize teşekkür ediyorum. Hocalarımıza teşekkür ediyorum. İnşallah bu bilgi altyapısının zenginliği üzerine, Bursa’nın geleceği üzerine planlama yapanlar da bu bilgileri kullanacağı için Bursa’nın geleceği aydınlık olacak.” değerlendirmesini yaptı.

"Bursa’nın Yedi Yüzü" sempozyumu kentin tarihine ışık tuttu Haber

"Bursa’nın Yedi Yüzü" sempozyumu kentin tarihine ışık tuttu

Osmangazi Belediyesi’nin kültürel mirasa sahip çıkan vizyoner yaklaşımıyla bu yıl 21’incisi düzenlenen Osman Gazi’yi Anma ve Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen "Bursa’nın Yedi Yüzü: Fetihten Cumhuriyet’e Sempozyumu", Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde tamamlandı. Tarih, kültür ve akademiyi buluşturan sempozyum, Bursa’nın köklü geçmişine ışık tutan önemli bir bilimsel platform olarak dikkat çekti. İki gün süren sempozyumda, alanlarında uzman 28 akademisyen; Bursa’nın fethinden günümüze uzanan tarihsel serüvenini çok yönlü bir bakış açısıyla ele aldı. Kentin geçirdiği sosyal, kültürel ve ekonomik dönüşümler; dönüm noktası niteliğindeki gelişmeler ve tarihsel süreçte öne çıkan çarpıcı detaylar, bilimsel veriler ışığında kapsamlı biçimde değerlendirildi. Sempozyum boyunca toplam altı oturum düzenlenirken, her oturumda farklı temalar üzerinden Bursa’nın "yedi yüzü" derinlemesine incelendi. Akademik disiplinlerin çeşitliliği, sempozyuma zenginlik katarken; tarih, sanat, sosyoloji ve şehircilik gibi alanlarda yapılan sunumlar, dinleyicilere kapsamlı bir perspektif sundu. Bildiriler derlenerek kitap haline getirilecek Tarih bilincini güçlendiren, akademik dünyayı destekleyen ve kentin kültürel hafızasını diri tutan "Bursa’nın Yedi Yüzü: Fetihten Cumhuriyet’e Sempozyumu"nun sonunda değerlendirme oturumu gerçekleştirildi. Ege Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gürer Gülsevin’in başkanlığını yaptığı oturumda Bursa Uludağ Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Yusuf Ziya Karaaslan, Prof. Dr. Hatice Şahin ve Dr. Öğretim Üyesi Sezai Sevim, sempozyuma ilişkin geniş kapsamlı bilgilendirmelerde bulundu. Sempozyumda sunulan bildirilerin, derlenerek kitap haline getirileceği paylaşılırken, hazırlanacak eser, Bursa’nın tarihine, kültürel zenginliğine ve kent kimliğinin anlaşılmasına önemli katkılar sunacak. "Bursa’nın büyük dönüşümüne ışık tutan pek çok konuşma dinledik" Çalışmaları değerlendiren "Bursa’nın Yedi Yüzü: Fetihten Cumhuriyet’e Sempozyumu" Düzenleme Kurulu Başkanı Yusuf Ziya Karaaslan, "Sempozyumun çerçevesinde Bursa’ya davet ettiğimiz ve burada ağırladığımız Türkiye’nin seçkin üniversitelerinden gelen hocalarımızı dinledik. Bursa’nın fethinden Cumhuriyet’in ilanına kadar olan dönemde Bursa’nın tarihi dönüşümünü ilgilendiren, mimari estetikten dini serüvene, şehirleşme yaşamından hayata ve kuruluşun dinamiklerinden Cumhuriyet’in dinamiklerine uzanan süreç içerisinde büyük dönüşüme ışık tutan pek çok konuşma dinledik. Bursa’nın son derece canlı bir etkinliğini gerçekleştirdik. Bu sempozyumun gerçekleşmesinde desteğini gördüğümüz Osmangazi Belediyesi ve Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın’a teşekkür ederiz." diye konuştu. "Sempozyum marka haline geldi" Sempozyumun her yıl yapıldığını ve Osmangazi Belediyesi’nin bu etkinliği bir marka haline getirdiğini kaydeden Prof. Dr. Hatice Şahin, "Tebrik ediyorum ve gurur duyuyorum. Sadece tarih toplantısı olmuyor, araya sanat tarihi, Türk dili, edebiyatı gibi alanlardan bildiriler de yerleştirildi. Aynı gelenek devam etti, bence bu iyi oluyor. Farklı bakış açılarını bize yansıtıyor. Çok güzel, kitaplaşacak çalışmalar var. Bursa ile ilgili çok çalışmalar yapıldığını, bu çalışmaların da daha da artacağını gördük. Bu da bizlere bu toplantıların devam edeceğini gösteriyor." ifadelerini kullandı. "Sempozyum amacına ulaştı" Sempozyumda 28 bildirinin sunulduğunu hatırlatan Prof. Dr. Gürer Gülsevin ise, "Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden gelen akademisyenler bildirilerini sundu. Çok güzel geçti, bildirilerden sonraki tartışmalar da katkılar oldu. Sempozyumun amacına ulaştığını düşünüyorum. Bu toplantının, Bursa’nın fethinin 700. yılına denk gelmesi de bizler için ayrı bir onur oldu." açıklamalarında bulundu. "Hocalarımız yılların birikimini Bursa’nın bilgi altyapısına kattı" Dr. Öğretim Üyesi Sezai Sevim de, sempozyumda Bursa’yı konuştuklarını dile getirerek, "Hocalarımız bu işin ehli, yılların birikimini getirdiler, Bursa’nın bilgi altyapısına kattılar. Bu bilgi altyapısına katmak için Osmangazi Belediyesi öncü oldu. Güzel bir misafirperverlik gösterildi, bu anlamda belediyemize teşekkür ediyorum. Hocalarımıza teşekkür ediyorum. İnşallah bu bilgi altyapısının zenginliği üzerine, Bursa’nın geleceği üzerine planlama yapanlar da bu bilgileri kullanacağı için Bursa’nın geleceği aydınlık olacak." değerlendirmesini yaptı.

BTÜ Konuşmaları’nda küresel riskler ve yükseköğretiminin geleceği ele alındı Haber

BTÜ Konuşmaları’nda küresel riskler ve yükseköğretiminin geleceği ele alındı

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) tarafından düzenlenen BTÜ Konuşmaları programının konuğu, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal oldu. Mimar Sinan Yerleşkesi Turkuaz Salon’da gerçekleşen programa; BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, BTÜ Kurucu Rektörü Prof. Dr. Ali Sürmen, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Beyhan Bayhan, Prof. Dr. Sinan Uyanık, Prof. Dr. Barış Tamer Tonguç, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. "Küresel Güçlükler, Bilim, Teknoloji ve İnovasyon Ekosistemi Odaklı Gelişmeler ve Yükseköğretim Sistemimiz" başlıklı konuşmasında Rektör Mandal, dünyada artan jeoekonomik rekabet, iklim krizi ve teknolojik dönüşümün yükseköğretim sistemleri üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Günümüzde küresel ölçekte hızlı bir dönüşüm yaşandığını belirten Prof. Dr. Hasan Mandal, "Küreselleşmeden söz etsek de aslında ülkelerin giderek yerelleşmeye yöneldiği bir döneme tanıklık ediyoruz" dedi. "En büyük küresel riskler çevresel tehditler" Dünya Ekonomik Forumu verilerine değinen Rektör Hasan Mandal, kısa ve uzun vadede en yıkıcı küresel risklerin başında çevresel tehditlerin geldiğini belirtti. Rektör Prof. Dr. Mandal, "Aşırı hava olayları ve çevre kirliliği başta olmak üzere çevresel riskler; teknolojik, toplumsal ve jeopolitik risklerle birlikte dünyanın en önemli gündemleri arasında yer alıyor. Toplumsal kutuplaşma, yanlış bilgilendirme ve dezenformasyon, devletler arası silahlı çatışmalar, siber güvensizlik ve eşitsizlik de önümüzdeki dönemin önemli risk başlıkları" ifadelerini kullandı. Küresel rekabetin artık yalnızca jeopolitik değil aynı zamanda jeoekonomik bir boyuta ulaştığını vurgulayan Rektör Mandal, teknoloji alanındaki rekabetin giderek sertleştiğine dikkat çekerek, "Bugün ülkeler teknoloji savaşını bir güç aracı olarak kullanıyor. Bu süreçte insanlık değerlerinin ikinci plana itildiğini de görüyoruz" dedi. "İklim krizi geleceğin en kritik sorunu" İklim değişikliğinin küresel riskler arasında en belirleyici başlıklardan biri olduğunu söyleyen Rektör Mandal, son yıllarda sıcaklık artışının kritik eşiğe yaklaştığını belirtti. Önümüzdeki 10 yıl içinde aşırı hava olayları, biyolojik çeşitlilik kaybı, yer sistemlerinde kritik değişimler, göç hareketleri ve sağlık sorunlarının daha belirgin hale gelebileceğini ifade eden Rektör Mandal, bu risklerin doğru okunmaması halinde dünyada kıtlık ve çatışmaların artabileceğini söyledi. "Karmaşık sorunları tek bir disiplin çözemez" Bu tür küresel sorunların çözümünde üniversitelerin rolünün büyük olduğunu vurgulayan Rektör Hasan Mandal, disiplinlerarası yaklaşımın önemine dikkat çekti. Rektör Mandal, "Küresel risklerin karmaşık yapısı nedeniyle tek bir disiplinin çözüm üretmesi mümkün değil. Eşitsizlik, kuraklık ya da çevre kirliliği gibi sorunlar; teknoloji, toplum ve ekonomi ile iç içe geçmiş durumda. Bu nedenle çok disiplinli bilim ve teknoloji tabanlı çözümlere ihtiyaç var" dedi. "Üniversiteler toplumla birlikte bilgi üretecek" Yükseköğretim sisteminin de dönüşüm içinde olduğunu ifade eden Rektör Prof. Dr. Mandal, üniversitelerin rolünün değiştiğini söyledi. Rektör Hasan Mandal, "Üniversitelerin görevi artık yalnızca toplum için bilgi üretmek değil, toplumla birlikte bilgi üretmektir. Bilgiyi ve teknolojiyi toplumla birlikte geliştirme dönemi başlıyor" dedi. Üniversite, sanayi, kamu ve toplumun yenilik ekosisteminin dört temel bileşeni olduğunu belirten Rektör Mandal, bu yapılar arasındaki güçlü iş birliklerinin küresel sorunlara çözüm üretmede kritik rol oynadığını ifade etti. Sektörlerin mezunlardan beklediği yetkinlikler Sektörlerin artık mezunlardan farklı yetkinlikler beklediğini söyleyen Rektör Mandal, geleceğin insan kaynağı için gerekli özellikleri ise şöyle sıraladı; "Disiplinlerarası düşünebilen, dijital yeterliliğe sahip, sürekli öğrenmeye açık, iletişim ve takım çalışmasına yatkın, yenilikçi ve girişimci, küresel perspektife sahip ve sürdürülebilirlik bilinci yüksek bireyler yetiştirmek zorundayız." Soru-cevap bölümüyle devam eden program, BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar’ın, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal’a plaket takdiminin ardından toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.