Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Aile

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Aile haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Aile haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa’da yeni eğitim öğretim yılı başladı, Filistinli öğrencinin okul özlemi duygulandırdı Haber

Bursa’da yeni eğitim öğretim yılı başladı, Filistinli öğrencinin okul özlemi duygulandırdı

Bursa’da yeni eğitim öğretim yılı başladı. 2 bin 71 okulda 598 bin 863 öğrenci ve 40 bin 699 öğretmen ders başı yaparken, Bursa’daki İlköğretim Haftası programında konuşan 2024 yılında Türkiye’ye gelen Filistinli öğrenci Esil Keşta’nın, Gazze’de bıraktığı okuluna ve arkadaşlarına duyduğu özlemi anlatması duygu dolu anlar yaşattı. Türkiye genelinde 2026-2027 eğitim öğretim yılının ilk ders zili bugün çaldı. Bursa’da da öğrenciler sabahın erken saatlerinde okullarının yolunu tutarken, yeni eğitim öğretim yılının açılışı Endez İlkokulu’nda düzenlenen İlköğretim Haftası programıyla gerçekleştirildi. Programa Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa İl Emniyet Müdürü Kadir Gökçe, Bursa İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Mustafa Bakçepınar, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Bursa milletvekilleri, Bursa İl Milli Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer, öğretmenler, öğrenciler ve veliler katıldı. Yeni eğitim öğretim yılında Bursa genelinde 2 bin 71 okulda toplam 598 bin 863 öğrenci eğitim hayatına devam edecek. Kent genelinde 40 bin 699 öğretmen görev yapacak. İlköğretim Haftası’nın, yalnızca yeni bir eğitim-öğretim yılının başlangıcı değil, çocukların geleceğine ve Türkiye’nin güçlü yarınlarına duyulan inancın da ifadesi olduğunu belirten Vali Erol Ayyıldız, "Çünkü bizler biliyoruz ki bir milletin en büyük gücü, bilgiyle donanmış, milli ve manevi değerlerini özümsemiş, düşünen, üreten ve çağın gerektirdiği becerilere sahip nesiller yetiştirmektir. Türkiye, eğitim alanında attığı kararlı adımlarla çocuklarımızın geleceğini hazırlayan bilgi ve becerinin yanı sıra sağlam bir karakter ve medeniyet kazandırmayı hedefleyen güçlü bir eğitim anlayışını sürdürmektedir. Bu anlamda Bursa, köklü tarihi, güçlü ekonomisi, üretim gücü, kültürel zenginliği ve yetişmiş insan kaynağı ile ülkemizin önde gelen şehirlerinden biridir. Bursa’nın güçlü yarınlarını inşa edecek olanlar ise bugün, şu anda sıralarında oturan sevgili çocuklarımızdır. Eğitim yalnızca okulda değil, ailede, çevrede ve toplumun bütününde şekillenen ortak bir süreçtir. Çocuklarımızın güçlü bir geleceğe hazırlanabilmesi için okul, aile ve toplumun aynı hedef etrafında buluşması ayrıca büyük önem taşımaktadır. Eğitime sunduğu değerli katkı için Bülent Endez’e ve değerli hanımefendiye ve diğer tüm haricseverlerimize şükranlarımızı arz ediyoruz. Unutmayınız ki sizlerin başarısı yalnızca kendi geleceğinizin değil Türkiye’nin geleceğinin de başarısıdır. Çocuklarımızın eğitimine yapılan her yatırım Türkiye’nin geleceğine yapılan en önemli, en değerli yatırımdır. Yeni eğitim öğretim yılının başta sevgili öğrencilerimiz olmak üzere Gazze’de, Filistin’de, dünyanın her yerindeki tüm öğrencilerimize, öğretmenlerimize, velilerimize, eğitim yöneticilerimize, Bursa’mıza ve ülkemize hayırlı olmasını diliyoruz" ifadelerini kullandı. "Bir yanda gönlü vatanında, hatıraları okulunda, özlemi Gazze’de kalan Filistinli bir evladımızın sesi, diğer yanda onun acısını kendi acısı bilen, dünyadaki bütün çocukların güvenle ve huzurla okullarına gidebildiği bir gelecek dileyen Türk evladımızın vicdanı" diye sözlerine başlayan Bursa İl Milli Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer ise konuşmasını şöyle sürdürdü: "Biri bize mazlum bir çocuğun hasretini hatırlattı, diğeri ise bu toprakların asırlardır taşıdığı merhamet, kardeşlik ve adalet anlayışını dile getirdi. Eğitim yalnızca ders kitaplarında, sınıflardan, sınavlardan ve diplomalardan ibaret değildir. Eğitim, farklı hayatları birbirine yaklaştıran, çocukların yüreğinde ortak duygulara yer açan güçlü bir bağdır. Bu milletin yarınlarını şekillendiren, sizlerin rehberliğinde yükselen Türkiye Yüzü’nün maarif modeli, sizlere emanet edilen her öğrenciyi bilgi sahibi kılan, o bilgiyi doğruya, iyiliğe ve insanlığa dönüştüren erdemli bireyler olarak yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Değerli velilerimiz, eğitimde en büyük güçümüz, sizlerle kurduğumuz güçlü iş birliğidir. Okulun ve ailenin aynı istikamette yürüdüğü yerde çocuklarımız daha güvenli, daha sağlam ve daha mutlu bir gelecekle ilerleyecektir. Bu sorumluluk bilincine sahip nesiller Gazze başta olmak üzere dünyadaki tüm çocukların kendi okullarında korkusuzca huzur ve güven içinde yaşayabileceği bir geleceği inşa edebilirler." Filistin’den 2024 yılında Türkiye’ye gelen ortaokul öğrencisi Esil Keşta ise, "Ben Filistinli bir çocuğum. Bugün ben de sizler gibi okula geldim. Çantam sırtımda, desteklerimde. Defterlerim önümde, öğretmenim karşımda. Burada okuyabiliyor, derslerime girebiliyor ve arkadaşlarımla aynı sıraları paylaşabiliyorum. Bunun için çok mutluyum. Ama okulun kapısından her girdiğinde aklıma Gazze’deki okulum geliyor. Filistin’de bıraktığım sınıfım, sıram, öğretmenim ve arkadaşlarım gözümün önünde canlanıyor. Burada okul zili çaldığında sınıfa girerken eski öğretmenim birazdan kapıdan içeri girecekmiş gibi hissediyorum. Burada yeni arkadaşlarım var. Birlikte oyun oynuyor, ders çalışıyor ve gülüyoruz. Ama bazen Filistin’deki arkadaşlarımı düşünüyorum. Acaba şimdi neredeler, acaba bir gün yeniden aynı okul bahçesinde birlikte koşabilecek miyiz? Ben vatanımdaki okulumu çok özledim. Koridorlarını, bahçesini, sınıfın penceresinden gördüğüm gökyüzünü, sırama oturup defterimi açmayı, öğretmenimin tahtaya yazdığı kelimeleri, arkadaşlarımla paylaştığım küçücük anları bile özledim. Bugün burada eğitimime devam ediyorum. Ama kalbimin bir parçası hala Filistin’deki okul sıramda oturuyor. En büyük dileğim bütün çocukların kendi vatanlarında, kendi okullarında olması" diye konuştu. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında milyonlarca çocuğun okullarına sevinçle başladığını belirten Eymen Kılıç da, "Ama dünyadaki bütün çocuklar bizim kadar şanslı değil. Gazze’deki çocukların da bizim gibi okullarına gidebilmelerini, kitaplarına kavuşmalarını ve yeniden gülümsemelerini tüm kalbimizle diliyoruz" dedi. Konuşmaların ardından öğrenciler tarafından sunulan halk oyunları gösterileri büyük bir beğeni ile izlendi. Okulu eğitime kazandıran hayırsever Bülent Endez’e Bursa Valisi Erol Ayyıldız plaket takdim etti. Daha sonra ilk ders zilinin çalınmasıyla sınıflara geçildi.

Batan gemide kaybolan kardeşlerin isimlerini kullanarak yardım talep eden dolandırıcılar yaptıklarıyla pes dedirtti Haber

Batan gemide kaybolan kardeşlerin isimlerini kullanarak yardım talep eden dolandırıcılar yaptıklarıyla pes dedirtti

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde batan gemide yolculuk yapan Mustafa Demir ve Mahmut Demir kardeşlerin memleketleri olan Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde gelecek haberi bekleyen aile, batan gemide kaybolan kardeşlerin isimlerinin kullanarak dolandırıcılık yapan şahıslara karşı vatandaşları uyardı. Girne’den Mersin’e doğru yola çıkan ve açıldıktan bir süre sonra batan gemide yolculuk yapan 33 yaşındaki Mustafa Demir ve 28 yaşındaki Mahmut Demir’in Reyhanlı ilçesi Harran Mahallesi’ndeki baba ocaklarında umutlu bekleyiş devam ediyor. Ağabey ve kardeşin acısıyla zor günler geçiren aile ikinci şoku Demir kardeşlerin isimlerinin dolandırıcılık amacıyla kullanılmasıyla yaşadı. Demir ailesi kardeşlerin ailelerinin yardıma muhtaç olduğu söylenerek İBAN numarası paylaşan kimliği belirsiz şahısların yardım topladığını iddia etti. Kayıp kardeşlerin ağabeyi Halil Demir, "Kimsenin parasına ihtiyacımız yok, çok şükür devletimiz yanımızda" diyerek yardım paylaşımlarına itibar edilmemesi konusunda vatandaşları uyardı. "Ailemize ulaştıklarını ve yardıma muhtaç olduğumuz söylenerek insanları kandırmaya çalışıyorlar" Kardeşlerinin isimlerini kullanarak dolandırıcılık yapıldığını iddia eden Halil Demir, "Benim kardeşlerim Mahmut ve Mustafa Demir adına İBAN paylaşıyorlar. Durmadan para istiyorlar. Ailemize ulaştıklarını ve yardıma muhtaç olduğumuz söylenerek insanları kandırmaya çalışıyorlar. İnsanların iyi niyetini kötü amaçlı kullanıyorlar, böyle bir şeye gerek yok. Tüm Türkiye’ye seslenmek istiyorum, lütfen bu dolandırıcılara itibar etmeyin. Kimsenin parasına ihtiyacımız yok, çok şükür devletimiz yanımızda. Akrabalarımız ve köylülerimiz bizim yanımızda. Lütfen böyle dolandırıcılara inanmayın. Daha kardeşlerimizin nerede olduklarını bilmeden insanların iyi niyetlerini kullanarak İBAN paylaşıyorlar. Kimseye itibar etmeyin ve kimseye para göndermeyin, kardeşlerimi böyle kötü şeylere bulaştırmayın. Yetkililerden bunu yapan şahısların bulunmasını istiyorum" dedi. Kayıp kardeşlerin isimlerinin kullanılarak yardım toplandığını anlatan İbrahim Demir, "Mahmut ve Mustafa Demir adına yardım talep ediliyor. Biz daha cenazemizi almamışız, dolandırıcılar insanlardan para topluyor. Kimse bunlara itibar etmesin" dedi.

Fatih’teki "Bir Milletin Zafer Günleri" etkinliğine yoğun ilgi Haber

Fatih’teki "Bir Milletin Zafer Günleri" etkinliğine yoğun ilgi

Fatih’te düzenlenen ‘Bir Milletin Zafer Günleri’ programı İstanbul Valisi Davut Gül’ün katılımıyla gerçekleşti. Fatih Belediyesi tarafından düzenlenen "Bir Milletin Zafer Günleri" etkinliğine Vali Gül’ün yanı sıra Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu Başkan Vekili İskender Pala ve çok sayıda vatandaş katıldı. Halk oyunları, kılıç ve Kafkas gösterisi sonrası "Fatih Topkapı’dan Şehre Giriyor" isimli fetih canlandırmaları yapıldı. İstanbul Valisi Gül, "Zaferlerle taçlanan bu ayı, Zaferler Haftası’nda başkanımız kutluyor. Bu Zafer Günleri’nde aslında bir şeye şahitlik ediyoruz. Orduların bu başarıları çok kıymetli. Burada şu fotoğrafı gördüğümde, burada bir aile görüyorum. Genelde bazı etkinliklere çocuklar gider. Bazılarına hanımefendiler gider. Bazılarına beyefendiler gider. Ama burada herkes var. Ailenin güçlenmesi, ailecek tarihi mirasımıza sahip çıkılması. Bunun yaşanması, yaşatılması en büyük sermayelerimizden bir tanesi. Orduların zaferi büyük ama en büyük ordu, en güçlü ordu ailedir. O açıdan ailenin muhafaza edilmesi lazım. Belediye Başkanımıza bu açıdan tekrardan teşekkür ediyorum. Kıymetli İskender Pala Başkanımıza teşekkür ediyorum. Şehitlerimize Allahtan rahmet diliyorum. Gazilerimize sağlık, sıhhat, afiyetler diliyorum" diye konuştu. Bir milletin tarih şuuruyla, bilinçiyle yaşadığını belirten Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, "Fatih’te Topkapı Meydanı’nda ‘Bir Milletin Zafer Günleri’ adıyla düzenlediğimiz, milletimizin tarihinde en önemli ay olan Zaferler Ayı olarak bilinen Ağustos ayında düzenlediğimiz bu etkinlikte yaklaşık 5 gündür beraberiz. Yine inşallah 30 Ağustos Büyük Taaruz Zafer Günü ile beraber burada programı bitirmiş olacağız. Bugün bu bulunduğumuz topraklar, şimdi temsili yapıyoruz. ‘Fatih Topkapı’dan şehre giriyor’ Gerçekten işte bu Topkapı’dan şehre girdi. Bugün bunların anlaşılması. Fetih şuurunun anlaşılması. Bu toprakları vatan yapan aziz şehitlerimizin anlaşılması. Yaklaşık 1000 küsür yıldır bu topraklar Malazgirtten beri sulana sulana şehitlerimiz tarafından vatan toprağı yapıldı. İşte hem onları anmak, anımsamak, yad etmek hem de bunları gelecek nesillere aktarmak açısından bu tür etkinlikleri önemli buluyoruz. Hem Fatihli hemşerilerimiz hem de İstanbullu hemşerilerimiz, bu etkinliğe hemen her gün büyük bir heyecanla şenlendiriyorlar" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu Başkan Vekili İskender Pala da, "Buradan bu tarafa bakınca insanın gurur duymaması, göğsünün kabarmaması mümkün değil. Keşke hepiniz buraya gelip bir kere oraya baksanız. Çünkü bu kalabalık bu kapıdan 1453 yılında İstanbul’a giren insanların ruhunu taşıdığı için burada. Bu kalabalık sadece bir kuru kalabalık değil. Çocuklarına Fatih adını koyan, çocuklarına Mehmet adını koyan asil insanların kalabalığı. Çocuklarına Fatih adını koyan anneler, çocuklarına Fatih adını koyan babalar, Fatih bir semboldü. Fatih sizin büyük büyük büyük dedenizdi ve aramızda onun genlerini taşıyan Fatihler var. Onların torunları olarak buradaysak, onların başardıklarının daha ötesine gidebilecek bir ruh ile hareket etmek zorundayız" dedi.

Kızları için İstanbul’u bırakıp köye yerleştiler, bambaşka bir hayat yaşamaya başladılar Haber

Kızları için İstanbul’u bırakıp köye yerleştiler, bambaşka bir hayat yaşamaya başladılar

Turgut ve Dilek Karasu çifti, tip 1 diyabet hastalığına yakalanan 8 yaşındaki kızlarının daha doğal bir hayat yaşaması için 30 yıldır yaşadıkları İstanbul'daki yaşamlarını bırakarak köye yerleşti. Daha önce köy hayatıyla ilgili bilgileri olmayan aile, Kastamonu'nun İhsangazi ilçesinde çiftçilik 1 yıldır çiftçilik yapıyor. İstanbul'da yaklaşık 30 yıl yaşayan Turgut ve Dilek Karasu çiftinin 10 yaşındaki kızları Ela'ya 2 yıl önce tip-1 diyabet teşhisi konuldu. Kızlarının hastalığı sebebiyle İstanbul'da zorlandığını fark eden aile köye yerleşmeye karar verdi. İstanbul'da yaşarken, izin günlerini değerlendirmek için Kastamonu'nun İhsangazi ilçesine bağlı Kanlıgöl köyünde bir arsa satın alan aile, buraya yerleşmeye karar verdi. Arsadaki evlerinin yanına ahır inşa ettiren aile, büyükbaş hayvan ve tavuklar satın alarak süt, peynir, tereyağı, yumurta üretmeye başladı. 1 yıldır köyde hayvancılık yapıp bahçede doğal ürünler yetiştiren aile, İstanbul'un stresinde uzak bir hayat sürüyor. Daha önce hiç ineğe dokunmadıklarını ifade eden Turgut ve Dilek Karasu çifti, köye ilk taşındıklarında komşularının yardımıyla her şeyi öğrendiklerini ifade etti. "Çiftliğimizi daha da büyütmek istiyoruz" Daha önce 15 yıl boyunca bankacılık yaptığını dile getiren 39 yaşındaki Turgut Karasu, "30 sene İstanbul'da yaşadık. Kastamonu'nun İhsangazi ilçesine bağlı Kanlıgöl'de yedi sene önce bir arsa almıştık. İstanbul'da çalıştığımız dönemde izin günlerimizde buraya gelirdik. Kafa dinlemek, şehrin gürültüsünden, kalabalığından uzaklaşmak için gelip giderdik. 10 yaşında kızım var. 8 yaşında tip-1 diyabet hastalığına yakalandı. Şeker hastalığını öğrenmiş olduk. Bu tabii ki bizim için çok üzücü bir durum oldu. Daha önce böyle bir hastalığın olduğunu bilmiyorduk. Sonra kızım için burayı tercih ettim. Daha doğal hayat, iklim şartları, daha temiz havanın kızım için daha iyi, uygun olacağını düşündüm. İstanbul'da kalabalık, stres, trafik, yoğunluk çocuğu etkiliyordu. Burası da bizim için uygundu. Yerleşmiş bulunduk. Tam bir senedir burada yaşıyoruz. Taşındığımızda 'ne yapabiliriz' diye düşündük. Ufak çaplı bir ahır yaptık, yan tarafa bahçemizi yaptık. Kendi organik sebzemizi, meyvelerimizi üretmek amaçlı böyle bir yola koyulduk. İnşallah Allah nasip ederse çiftliğimizi daha da büyütmek istiyoruz. Hayvan sayımızı daha da artırmak istiyoruz" dedi. "Burası kızımıza da iyi geliyor" Çocuğunun köyde daha mutlu olduğunu dile getiren Karasu, "Kendi sütümüzü yapıyoruz, kendi yoğurdumuzu yapıyoruz, kendi tavuklarımız var. Her şeyimizi kendimiz yapıyoruz. Kızımız için köy mü daha iyi, şehir mi daha iyi düşündüğümüzde, köyde biraz daha hareketli. Bahçeye çıkıyor, annesine ve bana yardım ediyor, hayvanlarımıza bakıyor. Burası kızımıza da iyi geliyor" diye konuştu. "Oradaki hayatımızı bırakıp tamamen çok farklı bir hayat kurduk" Kızı için taşındıkları köyde çok mutlu olduklarını dile getiren Dilek Karasu ise, "Kızımız tip-1 diyabete yakalandı. Tip-1 diyabete yakalanınca biz onu daha organik nasıl besleyebiliriz, onun için neler yapabiliriz diye düşündük. Daha sonra köye yerleşmeye karar verdik. Buranın onun için daha iyi olduğunu düşünüyoruz. Tabii onun da kararı önemliydi. Ona sorarak bu kararı aldık. O daha çok istedi. Bu hastalığa yakalandıktan sonra gürültü, kalabalık gibi şeylerden rahatsız oluyordu. Burası onun için çok iyi oldu. Tavuklarımız, kedimiz, köpeğimiz, hayvanlarımız var. Onlarla vakit geçiriyor. Hatta bazen 'anne, iyi ki gelmişiz buraya' diyor. Şekerini burada takip etmek daha kolay oldu. Bir karar verdik. Buraya geldik. Hep beraber olalım, ayrılmayalım, onunla ilgilenelim istedik. Oradaki hayatımızı bırakıp tamamen çok farklı bir hayat kurduk" şeklinde konuştu. "İnek sağamadığım için gelip yardım ettiler" Köy yaşamını komşularının yardımlarıyla öğrendiklerini dile getiren anne Karasu, "Çok yeniyiz. Bir sene oldu. İstanbul'da doğup büyümüş kişileriz. Eşim ve ben hiç köy hayatı yaşamadık, daha önce hiç ineklerimiz olmadı. Hatta biz inekleri aldığımızda, ahıra satın aldığımız kişiye bağlattık. Çünkü ineklere yaklaşamıyorduk. Ondan sonra köylüler bize çok yardım etti. İnek sağamadığım için gelip yardım ettiler. Ela'nın şeker tüketmemesine buradaki çocuklar daha çok dikkat ediyor, o yemiyor diye onlar da yemiyorlar. Daha iyi bir samimiyet ortamı var" ifadelerini kullandı. "Buradaki arkadaşlarım ve köy çok güzel" Ailesiyle birlikte köye taşındığı için çok mutlu olduğunu söyleyen Ela Karasu da, "İstanbul'da da mutluydum ama oradaki arkadaşlarım benim bu şeker hastalığımı pek umursamıyorlardı. Buradaki arkadaşlarım ve köy çok güzel. Köyü seviyorum. Her şey daha doğal. Peynir de yiyebiliyorum. Şeker seviyemi yükseltmiyor. Burada annem yapıyor ve ben yiyorum. İçinde ne olduğunu biraz daha biliyorum. Tereyağını İstanbul'da sevmezdim ama annemin yaptığı tereyağını sevmeye başladım. Bazen tavuklara yem veriyorum, yumurtalarını topluyorum, kapılarını açıyorum, babamla hayvanları otlatmaya gidiyorum, buzağıları seviyorum, süt içiriyorum" dedi.

Adıyaman’da 34 yıl sonra gelen mutluluk Haber

Adıyaman’da 34 yıl sonra gelen mutluluk

Adıyaman’da yaşayan 65 yaşındaki Abuzer Doğan ile 60 yaşındaki eşi Zeynep Doğan, 34 yıllık çocuk hasretinin ardından tüp bebek yöntemiyle ikiz çocuk sahibi olmanın mutluluğunu yaşadı. İkiz kızları şu an 8 yaşında olan çift, sosyal medyada ilgi odağı oldu. 42 yıldır evli olan Doğan çifti, uzun yıllar süren çocuk özlemlerinin ardından dünyaya gelen Tekbir Gül ve Havva Gül isimli ikiz kızlarıyla yeni bir hayata başladı. Çiftin, bugün 8 yaşında olan çocukları ilkokul 2. sınıfta eğitim görüyor. Evlendikten 34 yıl sonra ikiz kızlarının dünyaya gelmesiyle birlikte evlerinde büyük bir mutluluk yaşandığını ifade eden Doğan çifti, yıllar sonra anne ve baba olmanın tarif edilemez bir duygu olduğunu belirtti. Öte yandan, Adıyaman Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mesut Polat, Cumhurbaşkanlığınca ilan edilen "Aile Yılı" etkinlikleri kapsamında Doğan ailesini evlerinde ziyaret etti. Ziyarette aileyle sohbet eden Polat, çocuklarla yakından ilgilenerek ailenin mutluluğuna ortak oldu. Doğan çifti ise ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getirerek kendilerine gösterilen ilgiden dolayı teşekkür etti. Sosyal medyada da gündem oldular Doğan ailesi, geçtiğimiz günlerde Ankara’da gerçekleştirdikleri Anıtkabir ziyareti sırasında vatandaşlar tarafından çekilen fotoğraf ve videolarla da sosyal medyada gündem oldu. İleri yaşta anne ve baba olan çiftin, 8 yaşındaki ikiz kızlarıyla birlikte Anıtkabir’i ziyaret ettiği anlar çok sayıda kullanıcı tarafından paylaşılırken, aileye ilişkin görüntüler sosyal medya platformlarında geniş ilgi gördü. Doğan Ailesi’ni ziyaret etmekten mutlu olduklarını dile getiren Adıyaman Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mesut Polat, "42 yıllık bir ailenin mücadelesi sonucunda iki tane kız çocuğu olan bir ailenin evine Aile Yılı kapsamında misafir olduk. Onların duygularına rehberlik etmeye çalıştık ve devlet olarak çocuklarımızın ve ailemizin her zaman yanında olduğu bilgisinin mesajını vermeye geldik. Çok güzel bir duygu. Burada bir azim, mücadele ve ailenin birlik ve bütünlüğünü görmüş olduk. Azimle nelerin yapılabildiğini, çocukların çok önemli bir duygu olduğunu ve ailenin bu vesileyle büyük bir mutluluk yaşadığını gördük" dedi. Baba Abuzer Doğan ise konuşmasında, "34 yıl çocuk bekledik olmadı. Zamanında doktorlar tavsiye etti, dediler ki tıptan geri kalmayın, tıp ilerliyor. Bizler de tıptan geri kalmadık devam ettik. Aynı anda işte bize sürpriz gibi oldu. Ben mutluyum, Herkes mutlu olsun, huzur dolsun. Ben işten geliyordum kahvehaneye, sonra gece 12.00’de eve geliyordum ve kavga ediyorduk. Her zaman olaylar çıkıyordu. Şimdi işten çıkınca direkt evime geliyorum. Çocuk bakmak zor ama senin çocuğun olduktan sonra çocuk bakması hiç zor değil. Her ikisi de benimle beraber yatıyor. Annesine bakıyorlar, sonra gelip bana sarılarak yatıyorlar" ifadelerini kullandı. Zeynep Doğan da, "Biz daha önceden yetim gibiydik. Çok şükür çocuklar olunca evimiz tatlandı. Evimiz daha güzel oldu, keyfimiz yerine geldi ve mutluyuz. Bizler hep beraber yemek yiyoruz, hep beraber uyuyoruz. Kurban olurum onlara" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.