Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Aile

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Aile haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Aile haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TBMM gündeminde bu hafta neler görüşülecek? Haber

TBMM gündeminde bu hafta neler görüşülecek?

TBMM Genel Kurulu, ekonomiye ilişkin düzenlemeleri de içeren Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'ni görüşecek, 3 uluslararası anlaşmayı ele alacak. Genel Kurul'da, Türkiye Cumhuriyeti ile Libya Devleti Milli Birlik Hükümeti, Kırgızistan Cumhuriyeti Hükümeti ve Birleşmiş Milletler Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlendirilmesi Birimi arasında imzalanan anlaşmalar ele alınacak. Haftalık çalışmalarına 31 Mart Salı günü başlayacak Genel Kurul, ekonomiye ilişkin düzenlemeleri de içeren Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'ni görüşecek. Kanun teklifiyle, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023'teki depremlerin ardından inşa edilen konutlar ve iş yerlerine ilişkin borçlandırma bedellerinin 31 Aralık 2026'ya kadar defaten ödenmesi halinde bu bedele, ilk konutlar için yüzde 74, ilk iş yerleri için yüzde 48 oranında indirim uygulanacak. Bedelli askerlik tutarı yüzde 25 oranında artırılması da gündemde olacak. TBMM'nin resmi internet sitesinde yer alan habere göre kurum kazancının tespitinde her türlü şans ve bahis oyunlarına ait ilan ve reklam giderleri, gider olarak kabul edilmeyecek. Üniversiteler, özel bütçeli idareler, düzenleyici ve denetleyici kurumlar ile sosyal güvenlik kurumları ve bağlı kuruluş, müessese, birlik, işletme ve şirketlerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlar, ilgili idarelerin talebi halinde özelleştirme kapsam ve programına alınarak özelleştirilebilecek. Serbest bölgelerde üretim faaliyetinde bulunan mükelleflerin bu bölgelerde imal ettikleri ürünlerin yurt dışına, serbest bölge içine veya diğer serbest bölgelere satışından elde ettikleri kazançları, gelir veya kurumlar vergisinden istisna edilecek. Öte yandan Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu'nda, sosyal medyaya ve doğum iznine yönelik düzenlemeleri de içeren Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin görüşmelerine devam edilecek. Dışişleri Komisyonunda, 6 uluslararası anlaşma ele alınacak, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluğu Alt Komisyonu Başkanı Seda Gören, komisyonun faaliyetleri hakkında sunum yapacak ve komisyonda, "ABD-İsrail'in İran'a Saldırısıyla Başlayan Savaş ve Bölgesel Etkileri" konulu bilgilendirme sunumu gerçekleştirilecek. Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu ve Dilekçe Komisyonu Türkiye'de Finansal Okuryazarlığın Yaygınlaştırılması ve Düzeyinin Artırılması Alt Komisyonu gündemlerindeki konuları görüşmek üzere toplanacak.

RUMELİSİAD'dan kadınlar gününe anlamlı buluşma Haber

RUMELİSİAD'dan kadınlar gününe anlamlı buluşma

Programın konuğu, “Liderliğin Notaları” kitabının yazarı ve liderlik eğitmeni İpek Yalçın oldu. Yalçın, konuşmasında liderlik kavramını farklı bir perspektiften ele alarak, liderliği bir orkestranın uyumuna benzetti. Kurumlarda sürdürülebilir başarının ancak doğru ekip, uyum ve güçlü iletişimle mümkün olduğunu vurgulayan Yalçın, kadınların iş dünyasındaki rolünün her geçen gün daha da güçlendiğine dikkat çekti. Etkinlikte konuşan RUMELİSİAD Başkanı Murat Evke, kadınların toplumun ve ekonominin gelişimindeki kritik rolüne vurgu yaparak şunları söyledi: “Bugün burada yalnızca bir günü kutlamak için değil, insanlığın yarısını oluşturan, toplumların gelişiminde belirleyici rol oynayan kadınların emeğini, mücadelesini ve varlığını onurlandırmak için bir araya gelmiş bulunuyoruz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle tüm kadınlarımızı saygı ve minnetle selamlıyorum. Kadın; hayatın kurucusudur.Ailenin temelidir.Toplumun vicdanıdır.Ve medeniyetin taşıyıcısıdır. Tarih boyunca baktığımızda, güçlü toplumların arkasında güçlü kadınların olduğunu görürüz. Anadolu’nun ve Rumeli’nin tarihine baktığımızda da aynı hakikati görürüz. Balkanlardan Anadolu’ya uzanan göç hikâyelerinde, zorluklar karşısında dimdik duran, aileyi ayakta tutan, kültürü ve değerleri nesilden nesile taşıyan yine kadınlarımız olmuştur. Bugün de ülkemizin kalkınmasında, üretiminde, biliminde, sanatında ve ekonomisinde kadınlarımızın emeği büyük bir yer tutmaktadır. Türkiye’nin geleceğini konuşurken kadınların gücünü ve potansiyelini merkeze almadan gerçek bir kalkınmadan söz etmek mümkün değildir. Rumelisiad olarak bizler de bu anlayışla hareket ediyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki güçlü bir toplum, ancak kadınların hayatın her alanında aktif şekilde yer aldığı bir toplumdur. Bu nedenle derneğimizde kadınların yalnızca destekleyen değil, yöneten, karar veren ve yön veren bir konumda olmasını çok önemsiyoruz. Rumelisiad’ın yönetim kadrolarında ve çalışma komisyonlarında kadın üyelerimizin aktif şekilde görev alması bizim için bir tercih değil, bir gerekliliktir. Kadınlarımızın iş dünyasında daha güçlü yer alması, girişimcilikte daha fazla söz sahibi olması ve üretim ekosisteminin içinde daha görünür hale gelmesi için çalışmalar yürütüyoruz. Çünkü biz inanıyoruz ki;kadınların üretime, yönetime ve karar mekanizmalarına daha güçlü katıldığı bir Türkiye, çok daha güçlü bir Türkiye olacaktır. Rumelisiad ailesi olarak, kadın girişimcilerimizi destekleyen, genç kadınların iş hayatına katılımını teşvik eden ve sosyal projelerde kadınların aktif rol almasını sağlayan birçok çalışma yürütmeye devam ediyoruz. Ancak şunu da çok iyi biliyoruz ki yapılacak daha çok işimiz var. Kadınların eğitimde, iş hayatında ve sosyal yaşamda karşılaştığı engelleri ortadan kaldırmak, fırsat eşitliğini güçlendirmek ve onların potansiyelini tam anlamıyla ortaya çıkarabilecekleri bir ortam oluşturmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu sadece kadınların meselesi değildir.Bu bir toplum meselesidir.Bu bir kalkınma meselesidir.Bu bir medeniyet meselesidir. Bizler Rumelisiad olarak sadece ekonomik kalkınmayı değil, insanı merkeze alan bir gelişim anlayışını savunuyoruz. Ve bu anlayışın en önemli unsurlarından biri de kadınların toplumdaki yerinin güçlenmesidir. Bu vesileyle özellikle şunu ifade etmek isterim: Rumelisiad ailesi içinde görev alan, emek veren, proje üreten ve değer katan tüm kadın üyelerimize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sizlerin katkısı, emeği ve vizyonu bu kurumun gücüne güç katmaktadır. Aynı şekilde ülkemizin dört bir yanında çalışan, üreten, aile kuran, evlat yetiştiren, hayatın her alanında mücadele veren tüm kadınlarımızı da saygıyla selamlıyorum. Onların emeği, sabrı ve kararlılığı bu ülkenin en büyük zenginliklerinden biridir. Bu duygularla başta şehit ve gazi annelerimiz olmak üzere, hayatımıza değer katan tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, sağlık, huzur ve başarı dolu bir gelecek diliyorum. Kadınların güçlü olduğu bir toplumun geleceği de güçlü olacaktır.” Dedi… Ramazan ayının birlik ve paylaşma ruhunun da hissedildiği programda, katılımcılar hem iftar sofrasında bir araya geldi hem de kadınların iş dünyasındaki başarı hikâyeleri üzerine fikir alışverişinde bulundu. Yoğun katılımla gerçekleşen organizasyon, katılımcıların networking ve sohbetleriyle devam ederken, RUMELİSİAD’ın toplumsal farkındalık oluşturan etkinliklerinin önümüzdeki dönemde de devam edeceği belirtildi.

AK Parti Yıldırım’da Teşkilat Vefa İftarına Yoğun Katılım Haber

AK Parti Yıldırım’da Teşkilat Vefa İftarına Yoğun Katılım

Ramazan ayının manevi atmosferinde gerçekleştirilen programda; Yıldırım teşkilatında geçmiş dönemlerde görev yapmış ilçe başkanları, yöneticiler, kadın ve gençlik kolları mensupları ile çok sayıda teşkilat mensubu aynı sofrada buluştu. Yıllar boyunca aynı davaya emek vermiş yol arkadaşlarının bir araya geldiği iftar programı, teşkilat ruhunun ve vefa kültürünün güçlü bir yansıması oldu. Programda konuşan AK Parti Yıldırım İlçe Başkanı İrfan Akkaya, teşkilatların sadece siyasi bir yapı olmadığını, aynı zamanda gönül bağıyla birbirine kenetlenmiş büyük bir aile olduğunu ifade ederek geçmişten bugüne davaya emek veren tüm teşkilat mensuplarına teşekkür etti. Akkaya, birlik ve beraberlik içerisinde Yıldırım’da hizmet siyasetini kararlılıkla sürdürmeye devam edeceklerini vurguladı. İlçe Başkanı İrfan Akkaya’nın aynı zamanda kaleme aldığı eserlerle de fikir dünyasına katkı sunduğunu belirten teşkilat mensupları, yazmış olduğu kitaplarla milli ve manevi değerlerin yeni nesillere aktarılmasına önemli katkı sağladığını ifade etti. Yoğun katılımın olduğu programda birlik, beraberlik ve kardeşlik vurgusu ön plana çıkarken, teşkilat mensupları Ramazan ayının bereketini aynı sofrada paylaşmanın mutluluğunu yaşadı. Program yapılan duaların ardından hatıra fotoğrafları ile sona erdi.

Uzman aile danışmanı Saliha Erdim, Yıldırımlılarla buluştu Haber

Uzman aile danışmanı Saliha Erdim, Yıldırımlılarla buluştu

Yıldırım ilçesinde Barış Manço Kültür Merkezi’nde düzenlenen ve Yıldırım Belediye Başkan Oktay Yılmaz’ın da katıldığı söyleşiye, vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Programda ‘Huzurlu Ailenin Sırları’ üstüne konuşan Erdim; aile içi iletişim ve ailenin önemi üstüne tavsiyelerde bulundu. Eşlerin birbirlerini aile içinde onarıp güçlendirmesi gerektiğini belirten Erdim, “Her birimizin ayrı ayrı ihtiyaç duyduğu bir konuya değinmek istiyorum. Bu da içeride başka dışarıda başka oluşumuz. Yani dışarıda birilerine değer verip içeride vermememiz. İnsan Allah’ın kıymetlisi ve göz bebeğidir. Allah bizleri birbirimize nikahla helal kıldı. Biz mümin kardeşler olarak potansiyel değerlerimizi daha iyi bir şekilde ortaya çıkarmak için varız. O zaman bunun çekirdeği ailedir. Bütün iyilikler içeriden dışarıya doğru olur. Bütün güzelliklerin yönü içeriden dışarıya doğrudur. Aile, bizim mahrem alanımızdır. İç yapılanmamızdır. Eğer bir iyilik varsa ailede başlamalıdır. Bir güzellik varsa o ailede oluşmalıdır” ifadelerini kullandı. PSİKOLOJİK SORUNLARIN KÖKENİ Günümüzde yaşanan psikolojik sorunların kökenine değinen Erdim; “Biz ailede iyi olma, güzel konuşma, değer katma, saygılı davranma, ailede gerçek kulluğu yaşama konusunda kesintisiz bir çaba içerisine girmeliyiz. Bugün yaşanan depresyon, panik atak, korkular ve takıntıların tamamının kökeninde genetik etkenler ile beraber anne baba tutumu faktörü var. Genetik olarak bu hastalıklara yatkınlığı olmayanların bile hasta olduğunu görüyoruz. Karşısındakinden sevgi göremeyen değersizleştirilen bir insan kendi davranış ve tutumunu nasıl sürdürebilir? Elbette sırtını Allah’a dayayarak. Yoksa bizi hiçbir psikiyatrik ilaç, hiçbir psikiyatrik kuram, hiçbir sosyal destek, maneviyat kadar ayakta da tutmaz, sabit de tutmaz. Sürdürülebilir bir ahlakı da sağlayamaz” diye konuştu. ‘AİLE TOPLUMUN TEMELİDİR’ Programda konuşan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ise; “Aile, toplumun en güçlü temeli ve geleceğimizin en önemli yapı taşıdır. Sağlam bir toplum inşa etmenin yolu, huzurlu ve güçlü ailelerden geçer. Bu nedenle aile içi iletişimi, karşılıklı saygıyı ve sevgi bağlarını güçlendirecek her çalışmayı çok kıymetli buluyoruz. Saliha Erdim’in aile içi iletişim, değerler ve maneviyat üzerine paylaştığı önemli tespitlerin katılımcılarımız için yol gösterici olduğuna inanıyorum. Ramazan ayı; birlik, beraberlik ve paylaşma duygularımızı pekiştiren müstesna bir zaman dilimidir. Biz de Yıldırım Belediyesi olarak bu mübarek ayın ruhuna uygun şekilde kültürel ve sosyal programlarla hemşehrilerimizin yanında olmaya devam ediyoruz. Aileyi merkeze alan, toplumsal dayanışmayı güçlendiren etkinliklerimizi önümüzdeki süreçte de sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

Bakan Gürlek'ten "Umut Hakkı" açıklaması Haber

Bakan Gürlek'ten "Umut Hakkı" açıklaması

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ankara’da düzenlenen iftar programında medya temsilcileriyle bir araya geldi. Programda ‘Terörsüz Türkiye’ süreci, 12. Yargı Paketi, suça karışan çocuklarla ilgili konularda değerlendirmelerde bulunan Bakan Gürlek, basının demokratik toplumun vazgeçilmez bir unsuru olduğunu ve kamuoyunun doğru, hızlı ve güvenilir bir şekilde bilgiye ulaşmasında önemli bir rol üstlendiğini dile getirdi. Terörsüz Türkiye sürecinin devam ettiğini kaydeden Bakan Gürlek, TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunun Adalet Komisyonu’na geldiğini hatırlattı. Mevcut aşamada kanunların yapılmasına hazır olduklarını belirten Gürlek, şu ifadelere yer verdi: "Dün burada aynı şekilde Adalet Komisyonu Başkanımız ve üyelerimize de iftar yaptık. Onlarla da genel olarak çerçeve şeklinde ne tür bir yasal düzenleme yapılması gerektiğini konuştuk. Tabii onlar da şu an net olarak bilmiyorlar ama mutabakat metnini ben okudum. Orada bazı kavramlar özellikle kamuoyunda tartışılmaya çalışılıyor. O kavramlar biliyorsunuz yok mutabakat metninde. Şunun altını çizmemiz gerekiyor. Burada şahsa özgü, genel af anlayışı olan düzenlemeler yapılamaz. Adalet Komisyonumuz da bunun farkında. Muhtemelen geçici hükümler konulacak. Hangi kanunlarda değişiklik olur onu tabii biz bilmiyoruz. Adalet Komisyonumuzun ve daha sonradan da Yüce Meclis’in takdirinde ama biliyorsunuz Ceza İnfaz Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemeleri Kanunu gibi kanunlarda muhtemelen değişiklik yapılacak. Bunun tasarısını, yöntemini, şeklini, sınırlarını elbette yüce Meclisimiz çizecek. Tekrardan söylemek istiyorum. Biz Adalet Bakanlığı olarak bu süreçte dahil değiliz. Sadece teknik olarak Meclis’teki arkadaşlarımız destek isterse biz desteğe hazırız." Terörsüz Türkiye sürecini önemsediklerini söyleyen Bakan Gürlek, örgütün tamamen silah bırakmasının ve daha sonra örgütün feshedilmesinin sürecin olmazsa olmazlarından olduğunu dile getirdi. Bakan Gürlek, 12. Yargı Paketi’nin TBMM’ye sunulmuşken geri çekildiğini hatırlatarak, "12. Yargı Paketi Meclisteydi. Ben Adalet Bakanı olarak atandıktan sonra bu paketi geri çektik çünkü bir kısım eksiklikler olduğunu hissettim. Özellikle toplumdaki beklentiler, talepler önemli. Yani şimdi şöyle genel olarak toplumda özellikle vatandaşlarımızda adalete güven eksikliği var. Biz bunun araştırmasını da yapıyoruz. Adalete güven neden eksik deyince ilk soru şu ortaya çıkıyor. Yargılamanın uzun süre sürmesi, yani vatandaşlarımızın bu konuda bir memnuniyetsizliği var. Bunun temeline indik. Yani yargılamalar neden uzuyor? Ben uygulamadan geliyorum, bu konuda bilgi sahibiyim. Bilgi sahibi olduğum için hemen icraata geçmek istiyorum. Yani burada bir alışma aşaması olmadan direkt icraata geçmek istiyorum. Burada çeşitli arkadaşlarla birlikte formüller üzerinde çalıştık. Yani ne yapabilirsek vatandaşlara dokunabiliriz. Özellikle oluşan mağduriyetler en az seviyeye indirilebilir diye çalıştık" açıklamasında bulundu. "12. Yargı Paketi’yle uzlaşma ve arabuluculuk kapsamını genişletmek istiyoruz" Geçen yıldan kalma 12,5 milyon dosyanın yargıda olduğunu hatırlatan Bakan Gürlek, bu sayının çok fazla olduğunu ifade ederek, "Yani bizde çok fazla maalesef dosya yargının önüne gidiyor. Öncelikli olarak her dosyanın, her uyuşmazlığın yargının önüne gitmemesi için bizim gerekli adımları atmamız gerekiyor. Biliyorsunuz daha önce çeşitli adımlar atıldı. Uzlaştırma müessesi genişletildi, arabuluculuk müessesi genişletildi ama vatandaşımız mutlaka hakim, savcının yüzünü görmek istiyor, bir adliyeye gelmek istiyor. Bu konu da yeni düzenleyeceğimiz pakette de tekrardan uzlaşma ve arabuluculuk kapsamını genişletmek istiyoruz. Özellikle boşanma davaları biliyorsunuz çok uzun süreçler devam ediyor, 8 yıl, 10 yıl bu davalar sürüyor. Bu süreçte vatandaşlarımız nafaka ödüyor. Kendine yeni bir hayat kuramıyor. Bu konuda 12. Yargı Paketi’nde özellikle çekişmeli boşanma davalarında eğer taraflar aralarında her iki tarafta davacı ve davalı taraf evet biz boşanma konusunda anlaşıyoruz dedikleri an hakim bir tutanak tutup bunu, arabuluculuğa gönderecek" şeklinde konuştu. Gürlek, dava sürelerinin çok uzun olduğunun da altını çizerek, Hâkimler ve Savcılar Kurulu bünyesinde yer alan Yargının Etkinliği ve Verimliliği Bürosu ile davaların sürelerinin denetleneceğini ve davanın uzama nedenine göre personel desteği veya yeni mahkeme açılması gibi önlemler alınacağını belirtti. "Bir dosya hem istinafa hem Yargıtay’a gitmeyecek" Yargılamaların hızlanması konusunda farklı çalışmaların da olduğunu dile getiren Gürlek, "Atlamalı temyiz müessesesi var. Yani bir dosya hem istinafa hem Yargıtay’a gitmeyecek. Bunu da 12. Yargı Paketi’nde yargının hızlanması için getirmeyi düşünüyoruz. Hakim arkadaşlarımızı biraz zorlayacağız. Atama, terfide belirli bir karar ve o kararın Yargıtay’dan onanmasını artık mutlak kriter olarak arayacağız. Yani hakimin belirli bir iş vizesi tutturması gerekecek terfi etmesi için. Vermiş olduğu kararın da doğruluğunun olması gerekecek. Yani o karar hem de Yargıtay’dan onanacak. Bu da bizim artık olmazsa olmazımız" diye konuştu. "Çocukların adam öldürme gibi suçlarda yetişkinler gibi ağırlaşmış müebbet hapis cezası almasını sağlayacağız" Bakan Gürlek, çocuk yaşta suça bulaşan çocuklarla ilgili de 12. Yargı Paketi’nde düzenleme getirmek istediklerini belirterek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Çocuklarla ilgili cezaları ben yetersiz buluyorum, bunu daha önce de söylemiştim. Maalesef kanunumuzda şöyle bir düzenleme var; 12 - 15 yaş aralığı ve 15 yaş ve 18 yaş aralığı hakkında ayrı ayrı çocuklara özel indirimler yapılmış. Bir de biliyorsunuz çocukların almış olduğu cezaların infazında özel bir ayrıcalık var. Çocukların cezaevinde kalmış olduğu 1 gün, 2 gün sayılıyor. Çocuklar diğer mahkumlar gibi ayrı bir cezaevinde kalmıyor. Çocuk evi dediğimiz şekilde biraz daha şartları uygun cezaevinde kalıyor. Bu konuda gerekli adımları atacağız. Özellikle çocukların adam öldürme ya da diğer suçlarda yetişkinler gibi ağırlaşmış müebbet hapis cezası gerekiyorsa onların almasını sağlayacağız. Bu düzenlemede Mecliste bir komisyon kuruldu. O komisyonda da zaman zaman görüşüyoruz. İnşallah bu düzenlemeyi de hayata geçireceğiz. Tabii çocukların geleceği bize emanet. Onları hem suç işlemeye ilişkin ortamdan uzaklaştırmamız lazım hem de suç işledikten sonra da rehabilite etmemiz gerekiyor. Yani onların tekrardan topluma kazandırılması gerekiyor." "Yeni nesil çeteler çocukları ailelerinden kiralıyorlar" Özellikle yeni nesil çetelerin çocukları kullandıklarını dile getiren Gürlek, "Çocukları kullanıyorlar, 12-15 yaşındaki çocukları kullanıyorlar. Hatta bakın şunu net söyleyeyim, çocukları ailelerinden kiralıyorlar. Biz bunu tespit etmiştik. Adana’dan, Antep’ten çocukları ailelerinden kiralıyorlar İstanbul’a getiriyorlar. Daha sonra sırtını sıvazlıyorlar. ’Aslansın, kaplansın’ deyip çocukları suçta kullanıyorlar. Neden? Çünkü çocukların alacağı cezalar belli. Çocuğun cezaevinde yatacağı süre belli. O çocuk dışarı çıktıktan sonra da tekrar örgütten kurtulamıyor. Daha farklı eylemlere girişiyor. Biz 11. Yargı Paketi’nde bununla ilgili düzenlemeler yaptık biliyorsunuz. Özellikle suç örgütlerinin, örgüt yöneticilerinin, örgüt üyelerinin çocukları suçlarda kullanması durumunda verilecek cezaları arttırdık. 12. Yargı Paketi’nde bu cezaları tekrar arttırmayı düşünüyoruz. Çünkü çocuklar bize emanet. Geleceğini korumakla yükümlüyüz" dedi. "Çocuğun işlediği suçtan dolayı aileyi sorumlu tutamayız" Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Bakan Gürlek, suça karışan çocuğun yükümlülüğünün ailesinde olmasına ilişkin düzenlemeler olduğunun hatırlatılması üzerine "Biz onu mukayeseli hukukta araştırdık. Sonuçta aile çocuğu koruyup kollamakta yükümlü. Aynı zamanda bir ailenin denetim görevi var. Ama tabii suçlarında şahsi sorumluluğu var. Çocuğun işlediği suçtan dolayı aileyi sorumlu tutamayız. Ama bizim hukuk özellikle borçlar hukukunda değil mi? Genel olarak bir genel kusur sorumluluğu var. Yani kusur varsa genel olarak o da sorumlu. Bu konuda bir düzenleme yapmadık ama özellikle bana da çok fazla geliyor, ailelere de bir düzenleme yapalım diye. Ama şu konuda bir çalışmamız yok. Ailelerin özellikle çocuklara sahip çıkması lazım" değerlendirmesinde bulundu. "12. Yargı Paketi’nde çocukların ıslahıyla ilgili düşüncelerimiz var" Çocukların ıslah edilmesine ilişkin 12. Yargı Paketi’ne düzenleme eklemeyi de düşündüklerini belirten Gürlek, "12. Paket’te çocukların ıslahıyla ilgili düşüncelerimiz var. Çocuk henüz cezaevinden çıkmadan topluma kazandırılmasına ilişkin düşüncelerimiz var. Aynı şekilde uyuşturucuyla mücadele kapsamında da. Şimdi uyuşturucu biliyorsunuz tahliye oluyor. Tekrardan uyuşturucu bataklığına nasıl sürükleniyor? Bizim uyuşturucuyla ilgili şu an tam olarak kanunlaştıramadık, yani yasal metne sokamadık. Şöyle bir düşüncemiz var" dedi. "12. Yargı Paketi’nde çocukların sosyal medya kullanımına ilişkin düzenlememiz var" Bakan Gürlek, belirli bir yaş altındaki çocukların sosyal medyada kullandığı uygulamalara ilişkin cezai yaptırım yapılıp yapılmayacağına ilişkin soru üzerine ise, "16 yaş ve üzerindeki kişilerin sosyal medyaya girmesi; işte bu konuda doğrulama kodu, cep telefonundan gelen onay koduyla girmesi konusunda çalışmalarımız var. Aynı zamanda bu kapsamdaki çalışmalarda da çocukları şiddete, cinsiyetsizliğe ya da sapkın akımlara sevk eden sosyal medya hesapları, Youtuberlar, influencer vs. onlarla ilgili de çalışmalarımız var. Onlarla ilgili ceza kanununda şu an bir boşluk var. O boşluğu da inşallah 12. Yargı Paketi’nde doldurmayı düşünüyoruz" diye konuştu. "Terör suçlarında şartlı salıverme hükümleri yok" Terörsüz Türkiye süreci kapsamında tartışılan ‘umut hakkı’ konusuna ilişkin Gürlek, "Terör suçlarında şartlı salıverme hükümleri yok. Ne demek o? Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almışsa infazı yapılıyor. Terör suçları dışında cezaların infazı farklı. 30 yıl olabiliyor, 36 yıl olabiliyor. O konuda Meclisimizin takdiri eğer ceza güvenlik tedbirlerinin infazı hakkında kanunda bir değişiklik yaparsa elbette farklı olur. Ama şu anki uygulamada terör suçlarında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aynen infaz ediliyor. Herhangi bir erken sürede dışarı çıkmıyor. O Meclisimizin takdiri" dedi. "Kadına şiddet olaylarında kanunları tekrar güncelleyeceğiz" Kadına şiddet olaylarıyla ilgili konuların titizlikle ele alındığını ifade ede Bakan Gürlek, "Bakanlığımızda Mağdur Hakları Daire Başkanlığı var. Bu süreçleri takip ediyor. 6284 Sayılı Kanun’un uygulamasında sorunlar var. Onu bizzat biz de görüyoruz. Özellikle 5. maddede koruyucu tedbirler var. Bu tedbirler işte polis mi yapacak, savcı mı yapacak? Bu konuda tekrar gözden geçirme yapıyoruz. 6284 Sayılı Kanun’da, kadınlarla ilgili zaten daha önce kademeli olarak bazı cezalar artırıldı. Yani eğer suç mağduru kadınsa doğrudan doğruya verilen cezalar artırıldı. Tekrar kanunları güncelleyeceğiz. Yapılması gereken bir şey varsa yapacağız. Ama 6284 Sayılı Kanun’da özellikle koruyucu tedbirlerin uygulanması konusunda bir aksaklık olduğunu görüyorum. Bu konuda bir güncelleme çalışması yapacağız" ifadelerine yer verdi. Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğuna ilişkin soru üzerine Bakan Gürlek, Demirtaş’ın ’Terörsüz Türkiye’ sürecinden ayrı devam eden bir süreç olduğunu söyleyerek, "Şu an ayrı yürüyen bir süreç. Onunla ilgili şu an devam eden bir süreç var" dedi. "Anayasanın ele alınarak değişiklik yapılması gerekiyor" Terörsüz Türkiye süreci çerçevesinde Anayasa değişikliğine ihtiyaç olup olmadığına ilişkin ise Gürlek, "Terörsüz Türkiye için Anayasa değişikliğine ihtiyaç duyulur mu? Yani o bence şu an temel kanunlarda değişiklik yapılarak ihtiyaç giderilebilir. Ama genel olarak ben şunu söylüyorum. Anayasa değişikliğini sadece terörsüz Türkiye süreci için değil, genel olarak ülkemizin bir Anayasa değişikliği ihtiyacı var. Genel olarak bu konuda eksik Anayasalarımız var. 1982 darbe anayasası biliyorsunuz. Yani yamalı bohçaya döndü, sürekli olarak değişiklikler yapıldı. Elbette anayasanın ele alınarak değişiklik yapılması gerekiyor" şeklinde konuştu. "Ben İBB soruşturmasını yaparken şahıslara bakmadım" İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Gürlek, "Bir cumhuriyet savcısının şahıslarla ilgisi yok. Cumhuriyet savcısı şuna bakar; ortada bir suç var mı yok mu? Burada şahısların makamları, mevkileri, yaptıkları görevler ilgilendirmez. Burada o şahsın belediye başkanı olması, sanatçı olması ya da zengin fakir olması cumhuriyet savcısının görevi değildir. Ben o soruşmayı yaparken bu şekilde baktım. Yani o şahsın belediye başkanı olması bizim için önemli değil. Biz suç var mı yok mu buna bakarız. O bakımdan yani o şahsın şahsım hakkındaki açıklamalarını ben önemsemiyorum. Ben sadece cumhuriyet savcısı olarak görevimi yaptım. Vicdanen de rahatım" ifadelerini kullandı. "Şahsın belediye başkanı olması ya da isminin Ekrem olması, Veli olması bizi ilgilendirmiyor" Hukuk sisteminin birbirini tamamladığını ifade eden Gürlek, İBB davasında da bunun görüldüğünü söyleyerek, "Yani bir savcı yanlış karar verirse itirazdan zaten üst mahkeme kaldırır. Mahkeme yanlış karar verirse Yargıtay bozar. Biz burada şahıslarla ilgili problem yapmıyoruz. Ortada yolsuzluk ve dolandırıcılık ya da büyük bir ihaleye fesat karıştırma soruşması vardı. Biz şahısların isimlerini kapatıp dosyaya baktık. Arkadaşlarımız da bu yönde bir iddianame düzenledi. Burada şahsın belediye başkanı olması ya da isminin Ekrem olması, Veli olması bizi ilgilendirmiyor. Cumhuriyet savcısı kuvvetli suç şüphesi varsa tutuklamaya sevk eder. Makul şüphe varsa soruşturmaya başlar. Daha sonradan da delillerin tamamlanma aşaması olur. Yani siz de iddianameyi okudunuz. Yani orada iddianamedeki delillerin çoğu somut deliller. MASAK raporları, tanık beyanları, etkin pişmanlık beyanları, para hareketleri, HTS baz istasyon kayıtları, soruşma bu şekilde ilerledi. Bizim şahıslarla ilgili bir çekincemiz yok. Savcı olarak o tarihte görevimizi yaptık" diye konuştu. "Bu tip davalarda makul süre yok" İBB davasında yargılamanın 9 Mart’ta başlayacağını da hatırlatan Gürlek, davanın makul süresine ilişkin soruya, "Yargılama mahkemenin kontrolünde. Ben onu bilmiyorum ne zaman bitirir ama o tip davalarda makul süre yok. O ağır cezalardaki makul süre yok. Şimdi 406 sanık var bildiğim kadarıyla. Tabii uygulama şöyle oluyor ama bu mahkemeye sadece tek bir heyet bakacak. Yani bu heyetin başka bir dosyası yok. Alanında uzman, vakıf arkadaşlardan oluşuyor. Bir cumhuriyet savcısı görevlendiriliyor duruşma heyetinde. Ne kadar sürede tamamlanır bunu ben bilmiyorum. Ama yani savunmalar alınıyor biliyorsunuz. Daha sonra tanıklar dinleniyor. Delillerin tartışılması aşaması oluyor. Bu tamamen mahkemenin, heyetin, heyet başkanının kendi kontrolünde yürüteceği bir yöntem" yanıtını verdi.

Savaş haberleri çocukları olumsuz etkiliyor Haber

Savaş haberleri çocukları olumsuz etkiliyor

Çocukların kendilerini güvende hissetmeleri ve günlük yaşamlarını normal şekilde sürdürebilmeleri psikolojileri açısından büyük önem taşıyor. Ancak son günlerde tüm gündemi kaplayan savaş haberleri çocukları olumsuz etkiliyor. Televizyon, gazete ve özellikle sosyal medyada karşılaştıkları görüntü ve haberlerin çocukların zihninde korkutucu ve karmaşık bir tablo oluşturabileceğini söyleyen Psikolog Fulda Karaçiçek, onların bu süreçten mümkün olduğunca az etkilenmesi için ebeveynlerin bilinçli davranmaları gerektiğini belirterek önerilerde bulundu. Çocuklar olayları yetişkinler gibi değerlendiremez Psikolog Fulda Karaçiçek, çocukların gördükleri ve duydukları bilgileri yetişkinler gibi analiz edemediğini kaydederek, "Bir haberi izlediklerinde bunun nerede olduğu, kendileri için gerçek bir tehlike oluşturup oluşturmadığı gibi ayrımları yapmakta zorlanabilirler. Özellikle küçük yaş gruplarında ‘savaş her yerde olabilir’ gibi bir algı gelişebilir. Bu da korku, güvensizlik ve kaygı duygularını artırabilir. Bu nedenle çocukların sürekli olarak savaş görüntülerine maruz kalması onların psikolojik dünyasında kalıcı izler bırakabilir. Savaş görüntülerinin tekrar tekrar izlenmesi çocuklarda yoğun kaygıya neden olabilir. Patlama sesleri, yaralı insanlar veya ağlayan çocuk görüntüleri oldukça sarsıcıdır. Bu durum bazı çocuklarda uyku problemleri, kabus görme, huzursuzluk, içe kapanma ya da sürekli soru sorma gibi davranış değişikliklerine yol açabilir. Bu nedenle ebeveynlerin, çocukların haber içeriklerine erişimini sınırlaması ve özellikle görüntü ağırlıklı içeriklerden uzak tutması önemlidir" diye konuştu. Çocukların soruları geçiştirilmemelidir Çocukların duydukları veya gördükleri bir olay hakkında merak ettikleri soruları öncelikle ebeveynlerine yönelttiklerinin altını çizen Karaçiçek, "Bu noktada çocukların sorularını görmezden gelmek ya da ‘sen anlamazsın’ gibi ifadeler kullanmak doğru değildir. Bunun yerine çocuğun yaşına uygun, sade ve sakin bir dille açıklama yapmak gerekir. Gereğinden fazla ayrıntıya girmeden, güven verici bir yaklaşım sergilemek çocuğun kaygısını azaltır. Çocuğun duygularını ifade etmesine izin vermek ve onu dikkatle dinlemek de bu süreçte oldukça önemlidir. Çocuklar çoğu zaman anne-babalarının duygusal tepkilerini gözlemleyerek kendi duygularını şekillendirirler. Eğer ebeveynler sürekli kaygılı, panik halinde veya umutsuz bir dil kullanıyorsa çocuklar da benzer şekilde kaygı yaşayabilir. Aile içindeki sohbetlerin tamamen savaş ve olumsuz haberler etrafında dönmemesi önemlidir. Çocukların en büyük güvencesi aileleridir. Bu nedenle ebeveynlerin mümkün olduğunca sakin, dengeli ve güven verici bir tutum sergilemesi önemlidir. Belirsizlik dönemlerinde çocuklar için en güven verici unsurlardan biri günlük rutinlerin devam etmesidir. Okula gitmek, oyun oynamak, aileyle birlikte vakit geçirmek gibi alışılmış düzenin korunması çocukların kendilerini güvende hissetmelerine yardımcı olur. Çocukların yaşlarına uygun etkinliklerle meşgul olmaları, oyun oynamaları ve sosyal ilişkilerini sürdürmeleri psikolojik açıdan koruyucu bir etki oluşturur" dedi.

Nilüfer'de ortak akıl, Kantin Nilüfer projesi durduruldu Haber

Nilüfer'de ortak akıl, Kantin Nilüfer projesi durduruldu

Nilüfer Belediyesi, kentin yönetiminde “ortak akıl” ve “katılımcı demokrasi” ilkelerini somut adımlarla hayata geçirmeye devam ediyor. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Yüzüncüyıl Mahalle Komitesi ile bir araya gelerek, BursaRay Yüzüncüyıl istasyonu çıkışındaki alanda planlanan yeni sosyal tesis projesi hakkında mahalle sakinlerini dinledi. “TOPLUMCU BELEDİYECİLİK, TOPLUMU DİNLEMEKLE BAŞLAR” Bölgede yeni bir yapılaşmaya gitmeden, mevcut yapının dönüştürülmesiyle planlanan “Kantin Nilüfer” projesi, özünde güçlü bir sosyal dayanışma modeli barındırıyordu. Bu projeyle, ekonomik kriz döneminde vatandaşlara uygun fiyatlı sosyalleşme imkânı sunulması ve piyasa fiyatlarının dengelenmesi amaçlanmıştı. Kurulacak sistemden elde edilecek gelirle de 2 binden fazla amatör sporcu çocuğun desteklenmesi, kadın spor takımlarına katkı sağlanması ve yerel tarımın güçlendirilmesi hedefleniyordu. Toplantıda mahalle sakinlerinin, artabilecek trafik yoğunluğu ve bölgedeki anıt ağacın korunması gibi konulardaki çevresel hassasiyetlerini içtenlikle dinleyen Başkan Şadi Özdemir, projeyi durdurma kararı aldı. Toplumcu belediyeciliğin temelinde halkın sesine kulak vermenin yattığını vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, bu kararın birlikte yönetme kültürünün en güzel kanıtı olduğunu ifade etti. Başkan Şadi Özdemir, sürece ve alınan karara ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bizim yönetim anlayışımızın merkezinde tamamen diyalog, uzlaşı ve karşılıklı anlayış bulunuyor. Kantin Nilüfer projesiyle gençlerimize, çocuklarımıza ve ailelerimize nefes aldıracak; sporu, tarımı ve kadınları destekleyecek çok yönlü bir dayanışma modeli kurgulamıştık. Bu güzel hedeflere ulaşmayı çok arzu etsek de, Yüzüncüyıl sakinlerimizin çevresel dokuya ve mahalle huzuruna dair hassasiyetlerini büyük bir saygıyla karşılıyoruz. Hazırladığımız projeler ne kadar yüksek bir toplumsal fayda barındırırsa barındırsın, mahallelimizin içten rızası ve onayı bizim için her şeyden değerlidir. Biz Nilüfer’i kocaman bir aile olarak görüyor, kararlarımızı da bu ailenin fertleriyle, yan yana, omuz omuza veriyoruz.” diye konuştu. “KATILIMCI DEMOKRASİ İÇİN ÖRNEK ADIM” Alınan bu karar, Nilüfer’de hayata geçirilecek projelerin yalnızca ekonomik ve teknik faydalarına göre şekillenmediğini; çevreye duyarlılığın, mahalle kültürünün ve vatandaşın doğrudan onayının her zaman öncelikli olduğunu bir kez daha kanıtladı. Nilüfer Belediyesi, kentin farklı noktalarında halkın bütçesini koruyan, sporu ve üretimi destekleyen sosyal dayanışma projeleri üretmeye ve bu projeleri halkla tam bir şeffaflık içinde istişare ederek hayata geçirmeye devam edecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.