Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Aile

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Aile haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Aile haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa'da Felsefe Buluşmaları düşünceye kapılarını açtı Haber

Bursa'da Felsefe Buluşmaları düşünceye kapılarını açtı

Bursa Büyükşehir Belediyesi, şehrin kültürel ve düşünsel yaşamına katkı sunacak etkinliklerine bir yenisini daha ekledi. Bursa Uludağ Üniversitesi iş birliğinde hayata geçirilen ‘Bursa Felsefe Buluşmaları’nın ilk programı, Tayyare Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Günümüz dünyasının hızlı dönüşümünü felsefi bir bakış açısıyla değerlendirmeyi amaçlayan söyleşi dizisinin açılış konuğu, Prof. Dr. Ferudun Yılmaz oldu. DEĞİŞEN DÜNYA VE İNSANIN GELECEĞİ ELE ALINDI ‘Değişen Dünya, Sarsılan İnsan: Ekonomi, Kültür ve Siyasetin Yeni Krizleri’ başlıklı konuşmasında Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, modern dünyada yaşanan ekonomik, kültürel ve siyasal dönüşümleri farklı bakış açılarıyla değerlendirdi. Toplumsal yapıdaki değişimin insan yaşamına etkilerinin ele alındığı söyleşide, dünyanın karşı karşıya olduğu sorunlar ve insanın hızlı dönüşüm içerisindeki konumu üzerine konuşmalar gerçekleştirildi. Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, günümüz dünyasındaki insani varoluş krizinin felsefi, sosyolojik ve diğer toplumsal sonuçlarını değerlendirdikleri bir program gerçekleştirdiklerini söyledi. Buluşmaların ilk oturumunu gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirten Yılmaz, Bursalıları son derece zengin söyleşi programlarının beklediğini hatırlattı. Türkiye’nin felsefi birikimini yansıtacak çok değerli hocaların söyleşilere konuk olacağını ifade eden Yılmaz tüm vatandaşları buluşmalara davet etti. FELSEFE BULUŞMALARI MAYIS AYINA KADAR SÜRECEK Bursalıları farklı disiplinlerden akademisyenlerle bir araya getirecek olan ‘Bursa Felsefe Buluşmaları’, Mayıs 2027’ye kadar her ay farklı konu ve konuklarla devam edecek. Ekonomi, siyaset, kültür, bilim, yapay zeka, hakikat, insan, aile ve gelecek gibi başlıkların ele alınacağı söyleşi dizisinde, 21. yüzyılın önemli meseleleri felsefenin ışığında değerlendirilecek. Prof. Dr. Funda Güngör ve Doç. Dr. Mehmet Fatih Elmas’ın yürütücülüğünü üstlendiği serinin ikinci buluşmasında ise Prof. Dr. Işıl Bravo ve Doç. Dr. Elif Madarbaş Gülen, ‘Hakikat Kayboldu mu? Algoritmik Yönlendirme, Dezenformasyon, Bilgi Krizi’ başlıklı söyleşide Bursalılarla bir araya gelecek.

“Bursa Felsefe Buluşmaları” başlıyor Haber

“Bursa Felsefe Buluşmaları” başlıyor

Bursa Büyükşehir Belediyesi, düşünce dünyasına katkı sunacak yeni bir etkinlik serisini Bursa’ya kazandırıyor. ‘Bursa Felsefe Buluşmaları’ adıyla gerçekleştirilecek söyleşi dizisinde, günümüz dünyasının hızlı dönüşümü felsefi bir perspektifle ele alınacak. ‘İnsan, hakikat, anlam, bağ ve gelecek’ kavramları etrafında şekillenecek buluşmalarda, değişen dünyada insanın konumu ve geleceği üzerine farklı disiplinlerden akademisyenler görüşlerini paylaşacak. İLK BULUŞMA 10 EKİM’DE ‘Bursa Felsefe Buluşmaları’nın ilk oturumu, 10 Ekim 2026 Cumartesi günü saat 16.00’da Tayyar Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Serinin açılış konuğu Prof. Dr. Ferudun Yılmaz olacak. Yılmaz, ‘Değişen Dünya, Sarsılan İnsan: Ekonomi, Kültür ve Siyasetin Yeni Krizleri’ başlıklı konuşmasıyla günümüz dünyasındaki dönüşümleri ve bu dönüşümlerin insan üzerindeki etkilerini değerlendirecek. Serinin ikinci buluşmasında Prof. Dr. Işıl Bravo ve Doç. Dr. Elif Madarbaş Gülen ‘Hakikat Kayboldu mu? Algoritmik Yönlendirme, Dezenformasyon, Bilgi Krizi’ başlığıyla bilgi çağının yeni sorunlarını ele alacak. 12 Aralık’ta Prof. Dr. Ali Utku ve Prof. Dr. Victoria Rowe Holbrook, ‘Edebiyat ve Felsefe Kavşağında İnsan’ konusunu tartışacak. 9 Ocak 2027’de Prof. Dr. Enis Doko ve Doç. Dr. Mehtap Doğan, ‘İnsanlığın Yeni Aynası: Yapay Zeka Çağında İnsan Olmak’ başlıklı buluşmada yapay zeka ve insan ilişkisini değerlendirecek. FELSEFEDEN BİLİME, AİLEDEN GELECEĞE Şubat ayında Prof. Dr. Türker Kılıç ve Prof. Dr. Çetin Balanuye ‘Bilim ve Anlam’, mart ayında Prof. Dr. A. Ayhan Çitil ve Prof. Dr. Kasım Küçükalp ‘İçimizdeki Fırtına: Modern İnsanın Zihinsel Buhranı’ başlıklarıyla Bursalılarla buluşacak. Nisan ayında Prof. Dr. Yayla Gül Ceren Karataş ve Doç. Dr. Şeyma Kömürcüoğlu, ‘Köklerde ve Kanatlarda: Aile, Kuşaklar ve Bağlar’ başlığını ele alırken, serinin 8 Mayıs 2027’deki final buluşmasında İhsan Fazlıoğlu, ‘Geleceğe Ne Bırakacağız?’ sorusunun izini sürecek. Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Bursa Uludağ Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen programın yürütücülüğünü Prof. Dr. Funda Güngör ve Doç. Dr. Mehmet Fatih Elmas üstleniyor. Oturumları takip etmek isteyen Bursalılar https://www.bursa.bel.tr/etkinlik/bursa-felsefe-bulusmalari-1570 adresinden kayıt yaptırabilir.

Bakan Göktaş: "Türkiye’de 261 bin 854 gencimiz Aile ve Gençlik Fonu kredisiyle evlendi" Haber

Bakan Göktaş: "Türkiye’de 261 bin 854 gencimiz Aile ve Gençlik Fonu kredisiyle evlendi"

Bir dizi program için Gaziantep’e gelen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, ’Aile Şenliği’ programına katıldı. Gaziantep Öğretmenevi’nde düzenlenen programda konuşan Bakan Göktaş, Aile Yılı, Aile Gençlik Fonu, doğum yardımları ve Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili açıklamalarda bulundu. Hedeflerinin aile dostu Türkiye olgusu olduğunu vurgulayan Bakan Göktaş, "Biz istiyoruz ki aile dostu Türkiye kuralım. Aile dostu ekosistemi bütün politikalarımızın merkezine alalım. Aileye sahip çıkalım, çünkü aile bizim en güçlü kalemiz. Aile güçlü oldukça toplum güçlü olur, toplum güçlü oldukça Türkiye güçlü olur. Ve biz birlikte daha güçlüyüz, daha dirençliyiz ve büyük Türkiye’yi güçlü ailelerle inşa ediyoruz" dedi. "Türkiye’de 261 bin 854 gencimiz Aile ve Gençlik Fonu kredisiyle evlendi" Aile Yılı çerçevesinde çok önemli projeler hayata geçirdiklerini söyleyen Bakan Göktaş, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde geçtiğimiz yıl pek çok politikayı hayata geçirdik. Öncelikle 13 Ocak 2025’i ’Aile Yılı’ olarak ilan ettik. O gün iki tane önemli politikayı hayata geçirdik. Öncelikle evlilik öncesi eğitimlerimizi tüm Türkiye’de yaygınlaştırdık. 2024’te krediden ilk istifade eden ilçelerimizin başında Nurdağı ve İslahiye geldi. Kardeşlerimiz projeden faydalandı, bugün bir kısmının da evlatları var. Kredileri 12 ay ertelendi. Çocuk sahibi olan her çiftimizin 2 yıl faizsiz, 2 yıl ödemesiz olan kredisi aslında 3 yıllık geri ödemesiz oluyor ve sıfır faizli bir destek aslında baktığımız zaman. Ve sadece Gaziantep’te 11 bin çiftimizi Aile ve Gençlik Fonu kapsamında evlendirdik. Gaziantep’te 11 bin 970 gencimizi evlendirdik, Türkiye genelinde 261 bin 854 gencimiz de bu krediyi almaya hak kazandı. Bu ne demek Aile ve Gençlik Fonu 18-29 yaş arasındaki gençlerimiz evlenmek istediğinde devletimiz onlara destek veriyor. İlk dönemde 150 bin liraydı, şimdi 200-250 bin liraya yükselttik. 2 yıl ödemesiz, 4 yıllık bir kredi. Çocuk sahibi olana 12 ay kredimiz erteleniyor. Bununla beraber iş kurma önceliği tanıyoruz onlara. Diğer yandan evlilik öncesi eğitim programına katılıyorlar. Bir de sosyal konutlarda öncelikli grup arasındasınız, ondan sonraki süreçlerde de özel kontenjan ayırdık" ifadelerini kullandı. "Doğum yardımlarımız sistemini güncelledik. Her yeni doğan çocuğa sahip çıkıyoruz" Konuşmasında doğum yardımları ile ilgili de bilgi veren Bakan Göktaş, "Doğum yardımlarımız sistemini güncelledik. Her yeni doğan çocuğa sahip çıkıyoruz. Dolayısıyla burada da Gaziantep’te 51 bin 667 annemize doğum yardımı yaptık sadece 1,5 senede. İkinci ve sonraki çocuklara ise biliyorsunuz düzenli ödeme yapıyoruz. İlk çocuğa tek seferlik, ikinci ve sonraki çocuklara, çocuklar 5 yaşını tamamlayana kadar yardımda bulunuyoruz her ay düzenli olarak annenin hesabına. Ve Gaziantep’te ikinci ve sonraki çocuklar için düzenli ödeme yaptığımız anne sayımız 33 bin 585. Bizler dün olduğu gibi bugün de yarın da ailelerimize sahip çıkmaya devam edeceğiz. Sizlerle beraber olmaya devam edeceğiz. Bu programlar bizler için hem aile değerlerimizi tekrar hatırlatmak için kıymetli, aynı zamanda birliğimizi, beraberliğimizi hep beraber daha güçlü yarınlara ulaştırmak için önemli. Çocuklar bizim bereketimiz, yuvamız" şeklinde konuştu. "Terörsüz Türkiye, daha güçlü bir Türkiye demek" Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili de açıklamalarda bulunan Göktaş, "Biliyorsunuz önümüzdeki süreçte, ’Terörsüz Türkiye’ sürecinde de hızlanarak devam ediyoruz. Bu kapsamda da özellikle Gaziantep biliyorsunuz, bu topraklar da her zaman devletin yanında yer alan bir yer. Milli mücadelede her zaman öne çıkan bir toplum, bir medeniyet. Vatandaşımızın her biri her daim devletinin yanında oldu. Terörsüz Türkiye, daha güçlü bir Türkiye demek. Terörsüz Türkiye; güçlü yarınlara, güçlü ekonomisiyle, çocuklarımızın güven içinde büyüdüğü, ailelerimizin huzurla yaşadığı bir Türkiye demek. Bizler her zaman bu kapsamda çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz" diye konuştu. Programa şehit ve gazi aileleri ile Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, kent protokolü katıldı.

Başkan Erol İstanbul’da Kısa Film Yarışmasının Startını Verdi Haber

Başkan Erol İstanbul’da Kısa Film Yarışmasının Startını Verdi

Kestel Belediyesi Aile Ve Sinemayı Aynı Perdede Buluşturuyor Kestel Belediyesi, kültür ve sanat alanında hayata geçirdiği Kısa Film Yarışması’nın ikinci yılında sinemanın güçlü anlatım dilini “Aile” temasıyla buluşturacak. Yarışmayla birlikte insan hayatının ilk bağlarının kurulduğu, değerlerin, kültürün ve toplumsal hafızanın kuşaktan kuşağa aktarıldığı aile kavramı, farklı hikâyeler ve bakış açılarıyla beyaz perdeye taşınacak. Kestel Belediyesi tarafından geçtiğimiz yıl ilk kez hayata geçirilen Kestel Kısa Film Yarışması, daha ilk yılında Türkiye’nin dört bir yanından 601 filmin başvurusunu alarak önemli bir katılıma ulaştı. Sinemacıları Kestel’de buluşturan yarışmanın geleneksel hale getirilmesi için çalışmalar ikinci yılında da devam ediyor. Kestel Belediyesi’nin “Aile: Medeniyetin ve İnsanlığın Kalesi” ana teması etrafında şekillendirdiği yarışmada, sevgi, merhamet, sadakat, sorumluluk ve dayanışmanın yanı sıra modern hayatın beraberinde getirdiği bireyselleşme, yalnızlaşma ve değer aşınmasının aile üzerindeki etkileri de sinemanın diliyle ele alınacak. Bu kapsamda İstanbul’da gerçekleştirilen jüri değerlendirme ve genel koordinasyon toplantısında Başkan Ferhat Erol, senarist-yazar Ozan Bodur, sinema eleştirmeni ve yönetmen Abdülhamit Güler, gazeteci-yazar Taha Kılınç, Bihter İşler ve yapımcı Ümit Sönmez ile bir araya geldi. Sinema, medya ve kültür dünyasından önemli isimlerin yer aldığı toplantıda, 2027 yılında “Aile” temasıyla gerçekleştirilecek Kestel Kısa Film Yarışması’nın yol haritası, jüri değerlendirme süreci, organizasyon çalışmaları ve yeni döneme ilişkin hazırlıklar ele alındı. 2027’de Beyaz Perdenin Teması “Aile” 2027 yılında ikincisi gerçekleştirilecek Kestel Belediyesi Kısa Film Yarışması’nın teması ise “Aile” olarak belirlendi. Kestel Belediyesi, yarışmanın ikinci yılında aile kavramının taşıdığı değerleri, farklı hayatları ve insan hikâyelerini sinemanın güçlü anlatım diliyle beyaz perdeye taşıyacak. Başkan Erol, “Kestel’den Sinemaya Açılan Bu Yolculuğu Büyüteceğiz” Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol, ilk yıl elde edilen ilginin ardından yarışmayı daha ileriye taşımak istediklerini belirterek, “Geçtiğimiz yıl ilk kez düzenlediğimiz Kestel Kısa Film Yarışmamızın 601 filmle karşılık bulması bizler için çok kıymetliydi. Türkiye’nin dört bir yanından sinemacıları Kestel’de buluşturduk. Şimdi ikinci yılımız için hazırlıklarımızı başlattık. İstanbul’da kıymetli jüri üyelerimizle bir araya gelerek yeni dönemimizin yol haritasını değerlendirdik. Bu yıl ‘Aile’ temasıyla insanımızın en temel değerlerinden birini sinemanın diliyle anlatacağız. Kestel’den sinemaya açılan bu yolculuğu geleneksel hale getirerek her yıl daha da büyütmeye devam edeceğiz.” dedi.

Tedaviyi reddeden telefon bağımlısı Barış, sanal dünyadaki yaşamına geri döndü Haber

Tedaviyi reddeden telefon bağımlısı Barış, sanal dünyadaki yaşamına geri döndü

Hatay’da depremin ardından evinden çıkmayarak gününü bilgisayar ve telefonla oynayarak geçiren Barış Özbay, hastanede gördüğü 3 aylık tedavi sürecinin ardından kendisine verilen ilaçları kullanmayı reddederek gününü cep telefonuyla oynayarak geçirmeye devam ediyor. İyi olmak istemediğini ve hayatını düzene sokmak istemediğini ifade eden Özbay, yaklaşık 2 aydan fazla süredir duş almadığını belirterek, çok fazla sanal alemde bulunduğu için oyunların artık kendini etkilemediğini söyledi. Kahramanmaraş merkezli depremlerde evini kaybeden 52 yaşındaki anne Semra Özbay ve 25 yaşındaki oğlu Barış Özbay, yaşadıkları depremin ardından Antakya ilçesi Gazi Mahallesi’ndeki müstakil evlerinde birlikte hayata tutunmaya çalışıyorlar. Depremde hem evlerini hem yakınlarını kaybeden aile, üç yıldır zorlu bir süreçle mücadele ediyor. Depremin ardından yaşama hevesini kaybeden ve okuduğu üniversiteyi yarıda bırakarak sürekli bilgisayar ve cep telefonuyla oynamaya başlayan Barış Özbay, sanal dünyaya bağımlı hale gelerek hayat hikayesiyle Türkiye’nin dikkatini çekmişti. Yaşamak için gerekli ihtiyaçlarını gideren genç adam; yaklaşık 3 ay süren hastanedeki tedavi sürecinin ardından yeniden çok sevdiği evine döndü. Yapılan haberlerin ardından hayatı değişmeye başlayan Özbay, tedavi sürecinin ardından evine döndüğündeyse ilaçlarını kullanmayı bıraktı ve günlerini cep telefonuyla oynayarak geçirmeye devam etti. Yaşam hikayesiyle merak konusu olan Özbay, aldığı kilo ve değişen vücut ile yüzüyle de dikkat çekti. Hastanedeki tedavi sürecinin ardından döndüğü evinde eski hayatına yeniden dönen Özbay, sabahın ilk ışıklarıyla başlayan cep telefonu mesaisini gün boyu sürdürüyor. Yaşamından mutlu olduğunu ve kimsenin müdahale etmesini istemediğini ifade eden Özbay, sanal alemde yaşadıklarının kendisinde etki oluşturmadığını belirterek canlılara zarar veremediğini söyledi. Tedavi sürecinde aylar sonra duş aldırılan Özbay, "En son ne zaman duş aldığımı hatırlamıyorum, iki aydan fazla olmuştur" sözleriyleyse öz bakım ihtiyaçlarını yerine getirmediğini söyledi. "Hastaneye yattım yaklaşık 3 ay kadar ama bir değişiklik olmadı hayatımda" Bütün gününü cep telefonuyla oynayarak geçirdiğini ifade eden Barış Özbay, hayatını düzene sokmak istemediğini ve duş almayı dahi istemediğini ifade ederek "Telefonla zaman öldürüyorum, yapacak başka bir şeyim olmadığı için bütün gün oynuyorum. Uykum gelince uyuyorum. Dün saat 05.00’te uyudum, diğer gün daha erken uyudum ve günden güne değişiyor. Hastaneye yattım yaklaşık 3 ay kadar ama bir değişiklik olmadı hayatımda. Psikologların nasıl çalıştığını tam olarak anlayamayacağım ama büyük ihtimalle, tahminimce, tedavi yöntemleri insanlara kendi durumlarının o kadar da kötü olmadığını anlatmak üzerine. Durumunu anlayan hasta da yavaş yavaş düzeliyor. Ama ben zaten her şeyin farkındayım, nasıl düzeleceğimi de biliyorum. İstesem düzelirim ama istemiyorum, gerek yok ve yaşamak istemiyorum. Nasıl düzeleceğimi sorarsanız, basit sadece üstüne gideceksin. Mesela şu an bir şeyler yapmaktan rahatsız oluyorum. Düzelmek istesem en basitinden duş alarak başlayacağım. İlk başta rahatsız edecek ama alıştıktan sonra rahatsız etmeyecek. Yani rahatsız eden her şeyin üzerine gideceksin. Ama ben o rahatsızlığı istemiyorum. Böyle daha rahatım. Fiziksel ağrım var, hastalığım yüzünden. Ama önemsiz fiziksel ağrılar beni pek rahatsız etmiyor. Oyunlar ya da filmler falan etkiler ama normal bir insanı etkilediği kadar etkilemiyor" dedi. "Ben mesela oyunlarda kaç kişiyi öldürdüm, Allah bilir ama şu an bir sinek bile öldürsem canım acıyor" Çocuğun kişiliğinde ve davranışında ebeveynlerin etkisinin yüksek olduğunu ifade eden Özbay, telefonla oynamaktan artık oyunlarda yaşadıklarının kendisini etkilemediğini belirterek "Bence her şey anne ve babada bitiyor. Çocuğu düzgün yetiştirirsen çok fazla etkilenmez. Çocuk, bir katili dizide veya filmde görüp havalı olduğunu düşünüp bir şeyler yapabilir. Ama suç bizde değil, suç anne ve babada kötü yetiştirmişler çocuğu. Ben mesela oyunlarda kaç kişiyi öldürdüm, Allah bilir ama şu an bir sinek bile öldürsem canım acıyor. Oyunlar beni o kadar etkilemedi. Sürekli telefonla oynamamın bu duruma etkisi vardır. Kesin bir etkisi vardır ama ana etkenin bu olduğunu düşünmüyorum. Daha kötüye gitmesinde etkisi olabilir. Etkisi nedir, hiçbir fikrim yok. Pek umurumda da değil. Artık bu haldeyim zaten. Bu hale gelmemin ana etkisini düşünüp bulsam ne çözülecek, gereksiz ve o yüzden düşünmeye gerek yok" dedi. "En son ne zaman duş aldığımı hatırlamıyorum, iki aydan fazla olmuştur" Kişisel bakımlarını yerine getirmediğini ve 2 aydan fazla süredir duş almadığını belirten Özbay, evde olmanın kendini mutlu ettiğini ifade ederek "Kişisel bakımlarımı da yapmıyorum ve duş da almıyorum. Dediğim gibi, elimde olsa yemek bile yemem. En son ne zaman duş aldığımı hatırlamıyorum, iki aydan fazla olmuştur. Bahçeye bile çıkmıyorum. Gerek yok. Çıksam ne olacak sanki, bir şey değişmeyecek ve canım istemiyor. Hastanede ilaç vermişlerdi. O ilaçlara devam etsem büyük ihtimalle iyileşirim. İlaçlar bittikten sonra doktora gitmem gerekiyor ama istemiyorum. Dışarı çıkmak, doktorla görüşmek veya iletişime geçmek istemiyorum. O yüzden verdikleri ağrı kesici işe yarıyor. Bu yüzden şu anda onu sürekli alıp kullanıyorum. Zararlı bir ağrı kesici ama umurumda değil. Bu yaşantım hakkında ne düşünüyorum derseniz, güzel ve mükemmel. Ben mutluyum, gayet iyiyim, sıkıntı yok. İnsanlar hala yardım etmeye çalışıyor. Bu haberlerin çok boş olduğunu da söyleyemem. İnsanlarla tanıştım, yeni arkadaşlarım oldu. Onun dışında hayatımda bir etkisi olmadı. Hayatım güzel, mutluyum. Acı çekmem falan hiç umurumda değil. Evde olmak bana yetiyor. Hastanede yattığımda, benim gibi hasta olan iki kişiyle tanıştım. Onlardan biri şu anda hayatını kurmaya çalışıyor. Oradayken hiç konuşamıyordu. Şu an biraz daha iyi durumda, biraz daha çalışıyor falan. Arada sohbet ediyoruz. Bana etkisi yok" dedi.

Otomotiv sektöründe "Anne Dostu Showroom" dönemi Haber

Otomotiv sektöründe "Anne Dostu Showroom" dönemi

Bursa'da Koçaslanlar Motorlu Araçlar Kestel Şubesi, bir müşteri talebi üzerine, showroom ve servis alanını çocuklu annelerin sıfır stres ve maksimum konforla vakit geçirebileceği "Anne Dostu Showroom" konseptine dönüştürdü. Renault ve Dacia markalarıyla hizmet veren bayide, bebekli ailelerin tüm ihtiyaçları en ince ayrıntısına kadar düşünülerek tam donanımlı bir Bebek Bakım Odası hazırlandı. Oda içerisinde; konforlu bir emzirme koltuğu, mama hazırlığı için sıcak su sebili, alt açma masası, bebek bezi, pudra, ıslak mendil, yedek bebek kıyafetleri ve çocukların keyifle oynayabileceği oyuncaklar yer alıyor. Bu proje sayesinde, yeni bir araç almaya gelen veya mevcut aracını servise getiren annelerin showroomda çok daha uzun süre keyifle vakit geçirmesi hedefleniyor. "Biz sadece araç satmıyor, ailelerin hayatını kolaylaştırıyoruz" Projenin hayata geçirilme sürecine liderlik eden Koçaslanlar Motorlu Araçlar Kestel Şubesi Genel Müdürü Didem Aras, "Otomotiv sektöründe ezberleri bozuyor, showroom deneyimine tamamen insan ve empati odaklı yaklaşıyoruz. Misafirlerimizin bayimizden içeri girdiği andan itibaren kendilerini evlerinde hissetmelerini istiyoruz. Gelen bir müşteri talebini sadece bir 'istek' olarak görmedik; Didem Aras ve ekibi olarak hızla aksiyona geçerek Türkiye’de öncü olacak 'Anne Dostu Showroom' konseptimizi hayata geçirdik. Showroomumuzu veya servisimizi ziyaret eden bir annenin, 'Bebeğimin altını nerede değiştireceğim, mamayı nasıl ısıtacağım, nerede emzireceğim?' endişesini tamamen ortadan kaldırdık. Biz sadece araç satmıyor ya da servis hizmeti vermiyoruz; ailelerin hayatını kolaylaştıracak konfor alanları inşa ediyoruz. Renault ve Dacia markalarımızın gücüyle, bayimizde müşteri memnuniyetini en zirveye taşımaya kararlıyız" dedi. Proje, otomotiv dünyasının teknik ve mesafeli algısını yıkarak aile sıcaklığında bir hizmet alanı sunuyor. ‘Anne Dostu Showroom’ konsepti, çocuklu ebeveynlerin servis bekleme veya yeni araç inceleme süreçlerini bir yük olmaktan çıkarıp keyifli bir sosyal deneyime dönüştürüyor.

Bursa’da ormanda bulunan ceset 8 aydır kayıp Tolgahan’a mı ait Haber

Bursa’da ormanda bulunan ceset 8 aydır kayıp Tolgahan’a mı ait

Bursa’da 25 Ocak 2026 tarihinde çıktığı evine bir daha geri dönmeyen 35 yaşındaki Tolgahan Karapınar, kayıplara karıştı. Ailesi bir süre sonra durumu ekiplere bildirdi. Dün öğle saatlerinde Atatürk Kent Ormanı’nda bir erkek cesedi olduğu ihbarı alan ekipler, olay yerine gitti. Cesedin bazı uzuvlarının sokak hayvanları tarafından parçalandığı üzerinde durulurken, uzuvlar incelenmek üzere Bursa Adli Tıp Kurumu Morgu’na kaldırıldı. 3 aile DNA testi için çağrıldı Öte yandan, bölgede bulunan cansız bedenin kimliğinin kesin olarak belirlenmesi için şubat ayından bu yana yakınları tarafından kayıp ihbarında bulunulan 3 aileye ulaşıldığı öğrenildi. Ailelerin DNA örneği vermek üzere çağrıldığı ve yapılacak incelemeler sonucunda cesedin kimliğinin kesinlik kazanmasının beklendiği bildirildi. Acılı anne Güllü Karapınar, İHA’ya konuştu 8 aydır oğlundan haber alamadığını dile getiren Güllü Karapınar, "Oğlum 25 Ocak 2026’da evden çıkıp bir daha dönmedi. Öğlen 15.00 sıralarında telefonu kapandı, bir daha da ulaşamadık. O günün gecesi otelde kalmış, o günden itibaren hiçbir yerde herhangi bir kameraya takılmadı. Oğlum 35 yaşındaydı, ’Yaşı var’ diyerek arama faaliyetlerini sonlandırdılar. O tarihten bu yana sadece Atatürk Kent Ormanı’nda banka kartları ve kimliği bulundu. Telefonu bulunmadı, satıp satmadığını bilmiyoruz. Geçtiğimiz hafta Cinayet Büro’dan geldiler. Onlar da arıyorlar. Cuma günü eşimle benden DNA örneği alındı. Dün arayıp, Tolgahan’ın üzerindeki kıyafetleri sordular. Kimliği bulunuyor, ama haber yok. Hiçbir yerden haber alamıyoruz. Evde beklemekten başka çaremiz yok, ben sadece oğlumu istiyorum. Başına bir iş mi geldi onu dahi bilmiyoruz" diye konuştu. Yaşıyor mu öldü mü artık bilmek istiyorum. Artık bir haber almak istiyorum, 8 aydır haber yok" diye konuştu. "Her gün kapıdan girecek diye bekliyorum" Gözüyaşlı anne Güllü Karapınar şunları söyledi: "Allah, devlet ve gazeteciler bize yardım etsin. Ben yardım istiyorum. Artık kalkamaz hale geldim, oturduğum yerden kalkamıyorum. Ben bekleye bekleye tükendim. Haber yok, başına bir iş mi geldi onu da bilmiyoruz. Herkesten yardım istiyorum. Yüreğim tükeniyor. Nefes alamıyorum, yataklara düşeceğim diye korkuyorum. Başına bir iş mi geldi, sağ mı ölü mü haber almak istiyorum. İnşallah yaşıyordur, ama bekliyoruz. Her gün kapıdan girecek diye bekliyorum. Rüyalarıma giriyor" dedi. Olayla ilgili soruşturma sürerken, bulunan cesetteki DNA örnekleriyle ailenin örneklerinin karşılaştırmasının en kısa sürede tamamlanması bekleniyor

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.