Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Ağır Ceza Mahkemesi

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Ağır Ceza Mahkemesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ağır Ceza Mahkemesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Futbolcu Kubilay Kundakçı cinayeti davasında Aleyna Tutuş’a beraat kararı Haber

Futbolcu Kubilay Kundakçı cinayeti davasında Aleyna Tutuş’a beraat kararı

Olay, 19 Mart gecesi Ümraniye Sıddık Sokak’ta meydana geldi. İddiaya göre, rapçi Canbay&Wolker grubunun üyesi Vahap Canbay, bir süre önce ayrıldığı şarkıcı Aleyna Tutuş ile yeniden barışmak istedi. Canbay, aralarının iyi olduğu öğrenilen arkadaşı Kubilay Kaan Kundakçı’dan yardım istedi. Kubilay Kundakçı, Vahap Canbay ve arkadaşlarıyla birlikte Aleyna Tutuş’un bulunduğu stüdyonun önüne gitti. Grup araç içerisinde beklediği sırada, iddiaya göre olay yerine çakarlı lüks araçlarla gelen şüpheliler tarafından saldırı düzenlendi. Şüphelilerden Alaattin Tutuş’un araç içerisinde bulunan gruba ateş açması sonucu Kubilay Kundakçı ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan 21 yaşındaki futbolcu, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. İstanbul Anadolu Adliyesi 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Aleyna Tutuş, Alaattin Kadayıfçıoğlu, Hüseyin Can Avci, Mustafa Rece, Metin Kadayıfçıoğlu, Ahmet Özkoç ve tutuksuz sanıklar Zuhal Kalaycıoğlu, Bilal Kadayıfçıoğlu ve taraf avukatları katıldı. Tutuksuz sanık İzzet Yıldızhan duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılırken, hayatını kaybeden Kubilay Kaan Kundakçı’nın babası Cemil Kundakçı ve annesi Ülker Kundakçı da salonda hazır bulundu. Cumhuriyet savcısı mütaalasında, Aleyna Tutuş’un ‘kasten öldürmeye azmettirme’ suçundan tahliyesini ve ’suçu bildirmeme’ suçundan 1 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Savcı, Alaattin Kadayıfçıoğlu’nun ise ’kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezasına çarptırılmasını ve tutukluluk halinin devamını talep etti. "Birini azmettirmem söz konusu değildir" Tutuklu sanık Aleyna Kalaycıoğlu, "Benim hiçbir şekilde birini azmettirmem söz konusu değildir. Bu olayda ben Alaattin’e beni bekliyorlar gibi şeyler söylemedim. Benim engelli kardeşim var, bütün sorumluluğum onlara bakmak. Kubilay benim kardeşim. Ben deccal miyim nasıl böyle bir şey isteyebilirim? Ben bu insanlarla 1 buçuk sene geçirdim, nasıl onların kötülüğünü isteyebilirim? Hayatımda ilk defa silah gördüm. O silahı görmenin verdiği psikolojiyle başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Ben tutuklanacağımı bile düşünmedim, kendimi olayın mağduru gibi düşündüm" diye konuştu. "Orada olduğunu bilseydim gitmezdim" Tutuklu sanık Alaattin Kadayıfçıoğlu ise, "Ben onların orada olduğunu bilseydim gitmezdim. Benim asla bir kastım olmamıştır. Ben öyle bir insan değilim. Olay günü Aleyna’nın ricası üzerine eşyalarını almaya gittim. Gece yarısı geçişi engellemiş 3 kişi görünce tedirgin oldum. Aleyna’ya ’Kim bunlar?’ dedim. Bana yolcu koltuğunda oturanın eski erkek arkadaşı olduğunu söyledi. Bunun üzerine araca konuşmak için gittim, sadece gitmelerini söyleyecektim. Caydırıcı olması için silahla gittim. Konuşmak için gittiğimde Canbay’ın elime müdahale etmesiyle anlık bir şekilde kazayla silah patladı. Ben Kubilay’ı tanımıyorum bile, neden böyle bir kastım olsun? Şerefim ve namusum üzerine yemin ederim ben ateş etmedim" dedi. "Başından beri suçsuzum" Tutuksuz sanık Zuhal Kalaycıoğlu, "Böyle bir şeyin yaşanacağını bilseydim engellemek içi elimden geleni yapacağıma yemin ediyorum. Bugüne kadar hiçbir suça karışmamış, olabildiğince stabilce yaşamış bir anneyim. Ben başından beri suçsuzum. Üzerime çok çirkin iftiralar atıldı, ben bunları asla kabul etmiyorum. Ben kimseyi azmettirmedim. Kızımı ve beni hedef tahtasına koyanları kınıyorum" dedi. "21 yaşındaki çocuğumu toprağa koydum" Kubilay Kaan Kundakçı’nın annesi Ülker Kundakçı, "21 yaşındaki çocuğumu toprağa koydum. Hepsinin bana bir can borcu var, hiçbirine hakkımı helal etmiyorum. Ölene kadar benim ahımı alacaklar. En büyük suçlu Aleyna. Alaattin’i oraya o getirdi" dedi. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Aleyna Tutuş hakkında ’kasten öldürmeye azmettirme’ ve ’suçu bildirmeme suçundan’ beraatına, Alaattin Kadayıfçıoğlu hakkında ise ’kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis ve ‘Ateşli Silahlar Kanunu’na muhalefet’ suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına hükmetti. Engin Taşkıran hakkında ’suçluyu kayırma’ suçundan 2 yıl 1 ay, Metin Kadayıfçıoğlu hakkında ’suç delillerini gizleme’ ve ’suçluyu kayırma’ suçundan toplam 5 yıl, Mustafa Rece hakkında ’suç delillerini gizleme’ suçundan 2 yıl 1 ay, Hüseyin Can Avcı hakkında ’suç delillerini gizleme’ suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası verilerek, adli kontrol şartıyla tahliyelerine karar verildi. Mahkeme heyeti ayrıca sanık İzzet Yıldızhan’ın ‘suçluyu kayırma’, sanık Zuhal Kalaycıoğlu’nun ‘kasten öldürmeye azmettirme’, sanık Bilal Kadayıfçıoğlu’nun ‘kasten öldürmeye yardım etme’ suçundan, Ahmet Özkoç’un ise ’suçluyu kayırma’ suçundan beraatına karar verdi.

Yalova'da adliye önündeki cinayetin sanıkları hakim karşısında Haber

Yalova'da adliye önündeki cinayetin sanıkları hakim karşısında

Yalova 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuklu sanıklar Ömer Arslan, Yusuf A., Zübeyir A. ve Mehmet Şah A. hazır bulundu. Duruşmada ilk olarak savunma yapan Yusuf A., iki aile arasında barışın sağlanması için çabaladığını belirterek, kardeşlerinin Yalova'ya gideceğinden haberi olmadığını öne sürdü. Olayda kullanılan aracın şirketlerine ait olduğunu söyleyen Yusuf A., hakkındaki suçlamaları reddetti. Halis Turan'ın evinin çevresinde keşif yaptığı iddiasını da kabul etmedi. Mehmet Şah A. ise amcası Ömer A. ile bölgede keşif yapmadıklarını, kendisini aradıklarını ileri sürdü. Olay sonrasında farklı kişilerle yaptığı telefon görüşmelerinde kullandığı ifadeler sorulan Mehmet Şah A., bunları hava atmak amacıyla kız arkadaşlarına söylediğini savundu. Olay günü kardeşi Ömer A. ile Bursa'dan Yalova'ya geldiğini anlatan Zübaeyir A. da aracı kardeşinin istediğini, Yalova'ya bir arkadaşının babasının cenazesine katılmak için gideceğini söylediğini belirtti. Ömer A.'nın kendisini tekrar adliye önüne çağırdığını anlatan Zübeyir A., kardeşinin araçtan inerek ateş etmeye başladığını, vurulma anını görmediğini ve ardından korkuyla bölgeden ayrıldığını iddia etti. Araçtaki silahın kendisine ait olmadığını savunan Zübeyir A., elindeki atış artığının nedenini bilmediğini söyledi. "Çok pişmanım" Adliye önünde Halis Turan'ı tabancayla vurarak öldüren Ömer Arslan ise Turan ailesine başsağlığı dileyerek olaydan pişmanlık duyduğunu ifade etti. Arslan, cinayeti tek başına işlediğini ve kimsenin kendisine yardım etmediğini öne sürdü. Bursa'da ağabeyi Abdurrahman Arslan'ın öldürüldüğü olayın etkisinden çıkamadığını savunan Ömer Arslan, Halis Turan'ın ifade vereceğini bildiğini, olay günü adliyeye geldiğini ve daha sonra silahı alarak dışarı çıktığını anlattı. Halis Turan'ı otoparka doğru yürürken gördüğünü belirten Arslan, "Keşke yüzüne konuşsaydım, bunları yapmasaydım. Çok pişmanım" dedi. Sanık avukatları ise telefon görüşmelerinin saatlerinin iddianamede yanlış yazıldığını savunarak Ömer Arslan'ın olayı tek başına gerçekleştirdiğini ileri sürdü. İddianamede ağırlaştırılmış müebbet talebi Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, Ömer Arslan ve Yusuf A. hakkında tasarlayarak ve kan gütme saikiyle öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. Zübeyir A. hakkında da tasarlayarak ve kan gütme saikiyle öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Mehmet Şah A. hakkında ise tasarlayarak ve kan gütme saikiyle öldürmeye yardım etme suçundan 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianamede ayrıca Ömer Arslan ve Zübeyir A. hakkında çeşitli silah ve yaralama suçlarından, Ömer Arslan hakkında da kamu malına zarar verme suçundan hapis cezası istendi.

Güllü’nün kızı Tuğyan Ülkem Gülter suçlamaları kabul etmedi: "Annem düştü, herhangi bir temas ettiğini görmedim" Haber

Güllü’nün kızı Tuğyan Ülkem Gülter suçlamaları kabul etmedi: "Annem düştü, herhangi bir temas ettiğini görmedim"

Yalova’nın Çınarcık ilçesinde 26 Eylül 2025 tarihinde evinin penceresinden düşerek hayatını kaybeden ve kamuoyunda "Güllü" olarak tanınan Gül Tut’un ölümüne ilişkin davanın ilk duruşması Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Tutuklu sanık Tuğyan Ülkem Gülter, ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşmada savunmasını yapan Gülter, yaklaşık 10 aydır zor bir süreç geçirdiğini belirterek, "Her şeyim paylaşılıyor. Bundan çok rahatsızım" dedi. Olay günü Sultan Nur Ulu ile birlikte dışarı çıktıklarını anlatan Gülter, yeni çocuk için bakıcı aradıklarını, daha sonra annesinin bakıcı bulduğunu söylediğini ifade etti. Gülter, merkezde bakıcıyla görüşmelerinin ardından Sultan ile Yalova’daki evlerine döndüklerini anlattı. Evde annesiyle günlük yaptıkları şeyleri konuştuklarını belirten Gülter, dışarı çıkmak istediğini ancak annesinin istemediğini söyledi. Daha sonra yemek siparişi verdiklerini ve film izlemeye başladıklarını anlatan Gülter, "Şarap açtı annem" dedi. Gülter, bir süre sonra telefonuyla başka bir odaya geçtiğini ve annesinin buna tepki gösterdiğini belirterek, "Telefonla konuşuyorsun, bölüyorsun filmi diye kızdı. Gırgır şamata yaptık, eğleniyorduk" ifadelerini kullandı. Daha sonra Sultan Nur Ulu ile odalarına geçtiklerini söyleyen Gülter, saçını açıp oynamaya devam ettiklerini, bu sırada Kervan Eminoğlu ve Çiğdem abla ile telefonla konuştuğunu anlattı. Gülter, annesinin odaya girdiğini ve kendileriyle oynadığını belirterek, olay anını ise şöyle anlattı; "Annem içeri girdiğinde oynuyorduk. Bizimle de oynadı. Daha sonra sırtım dönükken ‘ban’ diye ses duydum. Arkama baktım annem düşmüştü. Sultan’a ‘koş’ dedim, birlikte indik. Ben arkam dönükken annem düştü. Bir şey temas ettiğini görmedim." "Annem alkol aldı" Olay gecesi annesinin alkol aldığını da belirten Gülter, "Olay günü annem alkol aldı. Zeminde odamızda herhangi bir ıslaklık hissetmedim" dedi. Gülter, olay sırasında Sultan Nur Ulu’nun aynaya baktığını da ifade etti. "Aleyhime olan beyanları kabul etmiyorum" Savunmasında Kervan Eminoğlu ile ilişkisine de değinen Gülter, 2024 yılından beri ilişkilerinin bulunduğunu ve annesiyle en ufak tartışması olduğunda dahi Eminoğlu’na mesaj attığını söyledi. Gülter, Eminoğlu'na gönderdiği bazı mesajlarla ilgili ise "Mesajları bir anlık sinirle attım. Dilimizin kemiği yoktu" dedi. Hakkındaki suçlamaları ve aleyhindeki beyanları kabul etmediğini belirten Gülter, Sultan Nur Ulu’nun kendisi hakkında baskı altında beyanda bulunduğunu öne sürerek, "Sultan’ı baskı altındaydı, o yüzden bu beyanda bulunmuştur. Ben de karakolda çok baskı gördüm" ifadelerini kullandı. Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Güllü davasının ilk duruşması, tarafların beyanlarının alınmasıyla devam ediyor.

Avukat Hatice Kocaefe cinayeti davasında ilk duruşma: 3 sanığın tutukluluğu sürüyor Haber

Avukat Hatice Kocaefe cinayeti davasında ilk duruşma: 3 sanığın tutukluluğu sürüyor

Bursa'da Avukat Hatice Kocaefe'nin silahla vurularak öldürülmesiyle ilgili davada mahkeme, 3 tutuklu sanığın tahliye taleplerini reddederek tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Bursa 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuklu sanıklar Hakkı Ç., Ali Ç. ve Serkan S. ile tutuksuz sanıklar Hakan S., Esra Ü., Salih U. ve Volkan A.'nın savunmaları alındı. Duruşmaya, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ve TBB yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda baronun temsilcileri ile avukatlar katılarak Kocaefe ailesi ve meslektaşlarına destek verdi. Avukatlar, davayı yakından takip edeceklerini belirtti. "Evladımın kanı yerde kalmasın" Duruşmada söz alan Hatice Kocaefe'nin annesi Bahtinur Kocaefe, kızının başarılı bir eğitim hayatının ardından yurt dışında eğitim gördüğünü ve daha sonra ailesiyle birlikte çalışmaya başladığını söyledi. Olay sırasında ofiste olduğunu belirten Kocaefe, "Silah seslerini duyup camdan baktığımda yavrularım yerde yatıyor, can çekişiyordu. Bunların hepsinin planlı olduğunu düşünüyorum. Bizim işletmemizin önünde pusu kurmuş. Sonuna kadar şikayetçiyim, evladımın kanı yerde kalmasın istiyorum" dedi. Hatice Kocaefe'nin babası Rahmi Kocaefe ise ailesiyle birlikte yürürken yanlarına bir aracın geldiğini, adres sorulacağını düşündüğünü belirterek, "Camı açıp ateş etmeye başladı. Kızım kalbinden vurulmuş, diğer kızım da bacağından vurulmuş. Ben hem bu dünyada hem diğerinde sonuna kadar şikayetçiyim. Hepsinin cezalarını çekmesini istiyorum" ifadelerini kullandı. Hakkı Ç.: "Korkutmak için 3-4 el ateş ettim" Tutuklu sanık Hakkı Ç. ise savunmasında karşı tarafla yaşadığı uyuşmazlığın çekler nedeniyle ortaya çıktığını öne sürdü. Olay günü Elif Çalışkan'ı gördüğünü belirten Hakkı Ç., "Dayanamadım, bana çektirdikleri aklıma gelince gözüm karardı. Korkutmak için 3-4 el ateş ettim, ayaklarına doğru. Ama avukat hanımla benim bir problemim yok. Eğer olsaydı, Elif Hanım yüzünden icraya verildiğimizde bize bir sürü avukat geldi. Benim avukatlara karşı bir sorunum olsa onlara da aynı şekilde davranırdım" dedi. Ali Ç. ise olay günü annesini hastaneye götürdüğünü, daha sonra babası Hakkı Ç.'nin kendisini aradığını ancak babasını bulamadığını söyledi. Olayı daha sonra Serkan S.'den öğrendiğini belirten Ali Ç., babasının böyle bir şey yaptığını duyunca şok olduğunu ifade etti. Serkan S. suçlamaları kabul etmediğini belirterek, Hatice Kocaefe'nin ailesine başsağlığı diledi. "Olayla hiçbir alakam yok" Sanık Hakan S. ise olay sırasında İstanbul'da olduğunu, daha sonra Serkan S.'nin kendisini araması üzerine Hakkı Ç.'nin bulunduğu yere gittiğini söyledi. Olayı sosyal medyadan öğrendiğini belirten Hakan S., Hakkı Ç.'nin teslim olacağını söylediğini, kendisinin de daha sonra emniyete gittiğini ifade ederek beraatini talep etti. Esra Ü. ise Hakkı Ç. ile 11 yıl önce ayrıldıklarını, oğlu Ali Ç.'nin olayla ilgili herhangi bir bilgisinin olmadığını söyledi. Volkan A. da olayla herhangi bir ilgisinin bulunmadığını belirterek, "Hakkı Ç.'yi tanımıyorum. Ben orada bir çalışanım, tek suçum o saatte mesaide olmak" dedi. "Bize ‘öldürürüz' diye tehditte bulundular" Elif Çalışkan, iki firmalarının bulunduğunu ve kardeşi Hatice Kocaefe'nin firmaların hukuki süreçlerini takip ettiğini söyledi. Karşı taraftan alacaklı olduklarını belirten Çalışkan, daha önce Hakkı Ç. ve Ali Ç. ile alacak konusunda görüştüklerini, görüşmelerden birinde masada silah bulunduğunu öne sürdü. Çalışkan, "Ali Ç. ‘Bunu sana ödeyemeyiz' dedi. Hakkı Ç. de ‘Bizi diğer sezona kadar taşıyacaksınız, eğer yapmazsanız öldürürüz sizi' dedi. Biz de yasal süreç başlatacağımızı söyledik ve ayrıldık. Sonrasında icra süreci başlattık. Esra Ü. ile konuştuğumda o da ‘Bu işlere girme, seni öldürürüz' dedi" ifadelerini kullandı. Olay günü ailesiyle birlikte işletmede olduklarını anlatan Çalışkan, Hakan S.'nin kardeşi Hatice Kocaefe'yi aradığını, daha sonra işletmeden çıktıkları sırada gri renkli bir aracın yanlarına yaklaştığını söyledi. Çalışkan, "Camı açtı, Hakkı Ç. ile göz göze geldim. Sonrasında bize ateş etmeye başladı. Kardeşim Hatice göğsünden vuruldu, arkasından ben de bacağımdan vuruldum" dedi. Tutukluluk halleri devam etti Mahkeme heyeti, Hakan S., Esra Ü., Salih U. ve Volkan A. hakkında uygulanan adli kontrol tedbirlerinin devamına karar verdi. Tutuklu sanıklar Hakkı Ç., Ali Ç. ve Serkan S.'nin ise üzerlerine atılı suçların niteliği, dosyada kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunması ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu gerekçeleriyle tahliye taleplerinin reddine ve tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Mahkeme ayrıca bazı HTS kayıtlarının incelenmesi ve sanıkların iletişim kayıtlarının araştırılması yönündeki talepler hakkında da kararlar aldı. Duruşma 9 Aralık tarihine ertelendi.

Cinayete kurban giden avukat Hatice Kocaefe davasında ilk duruşma Haber

Cinayete kurban giden avukat Hatice Kocaefe davasında ilk duruşma

Bursa'nın Gürsu ilçesinde silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden avukat Hatice Kocaefe'nin öldürülmesine ilişkin davanın ilk duruşması bugün görülecek. Duruşma öncesi adliye önünde bir araya gelen avukatlar, "Avukat yalnız değildir, savunma sahipsiz değildir" mesajı verdi. İstanbul Barosu'na kayıtlı avukat Hatice Kocaefe, 28 Nisan 2026'da Bursa'nın Gürsu ilçesi Ağaköy Mahallesi'nde uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetmişti. Saldırıda Kocaefe'nin yanında bulunan ablası Elif Çalışkan da yaralanmıştı. Soruşturma çerçevesinde 7 şüpheli gözaltına alınmış, sanıklardan Hakkı Ç. "Kasten öldürme" ve "Kasten öldürmeye teşebbüs", Ali Ç. ve Esra Ü. "Suça azmettirme", Serkan S. "Suçluya yardım etme", Hakan S. ise "Suçluyu kayırma" suçlarından tutuklanmıştı. Volkan A. ve Salih U. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Bursa 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşması öncesinde adliye önünde açıklama yapan avukatlar, Kocaefe'nin öldürülmesinin yalnızca bir cinayet davası olmadığını, savunma makamının güvenliği açısından da önem taşıdığını belirtti. Bursa Barosu Başkanı Metin Öztosun, "Bir meslektaşımızın öldürülmesinin ardından adliye önünde toplanmak, onun yokluğunda adalet istemek ve bir kez daha avukat yalnız değildir, savunma sahipsiz değildir demek zorunda kalmanın derin üzüntüsü ve öfkesi içindeyiz" ifadelerine yer verdi. Açıklamada, avukatların müvekkilleriyle veya takip ettikleri uyuşmazlıklarla özdeşleştirilmesinin ağır sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekilerek, savunma makamına yönelik şiddetin son bulması çağrısı yapıldı. Kocaefe'nin öldürülmesine ilişkin hazırlanan iddianamede, savcılık Hakkı Ç. hakkında "Nitelikli kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ederken, Ali Ç. ve Esra Ü. hakkında da "Azmettirme" suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis istendi. "Mesleğimizi ölüm kültürü olarak yapmak istemiyoruz" Adliye önündeki açıklamada konuşan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, meslektaşlarının öldürülmesinin ardından sürekli basın açıklamaları yapmak ve yas tutmak zorunda kalmak istemediklerini belirterek, "Artık mesleğimizi ölüm kültürü olarak yapmak istemiyoruz" ifadelerini kullandı. Açıklamada, Kocaefe'nin davasının sonuna kadar takip edileceği belirtilerek, "Avukat Hatice Kocaefe için adaletin eksiksiz biçimde gerçekleşmesi ve sorumluların hak ettikleri hukuki karşılığı bulması ve cezalandırılması için davanın sonuna kadar takipçisi olacağız" denildi. Konuşmada ayrıca 2026 yılı içerisinde Yalova'da avukat Zekeriya Polat'ın ve Bursa'da avukat Hatice Kocaefe'nin doğrudan kendilerine yönelen şiddet nedeniyle hayatını kaybettiği ifade edilerek, avukatlara yönelik saldırıların son bulması çağrısı yapıldı. Olayın geçmişi Bursa'nın Gürsu ilçesi Ağaköy Mahallesi'nde 28 Nisan günü meydana gelen olayda, Hatice Kocaefe ve ablası Elif Çalışkan'ın bulunduğu sırada bir araçtan silahla ateş açılmıştı. Saldırıda Kocaefe göğsünden, ablası ise diz kapağından vurulmuştu. Ağır yaralanan Kocaefe, kaldırıldığı hastanede doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamamıştı. Soruşturma çerçevesinde hazırlanan iddianamede, Kocaefe'nin ablası Elif Çalışkan ile sanık Hakkı Ç. arasında ticari bir uyuşmazlık bulunduğu, Kocaefe'nin de ablasının vekili olarak hukuki süreç yürüttüğü öğrenilmişti. Türkiye Barolar Birliği de saldırının ardından yaptığı açıklamada, avukatın müvekkiliyle özdeşleştirilmesinin savunma hakkı ve hukuk devleti açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirterek davanın takipçisi olacağını duyurmuştu. Avukatlar, bugün başlayan yargılamanın sonuna kadar Kocaefe ailesinin ve meslektaşlarının yanında olacaklarını belirterek, savunma makamına yönelik saldırıların son bulması çağrısını yineledi.

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ ana davasına Ağaç ve Peyzaj AŞ ek iddianame tamamlandı Haber

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ ana davasına Ağaç ve Peyzaj AŞ ek iddianame tamamlandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki Ağaç ve Peyzaj AŞ’nin ihalelerine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamımda 195 sayfalık ek iddianamede tamamlandı. İddianamede, aralarında tutuklu İBB eski Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 29 şüpheli hakkında ceza talep edilirken, dosyanın İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 414 sanıklı İBB ana davasıyla birleştirilmesi istendi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki Ağaç ve Peyzaj AŞ’nin ihalelerine ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. İddianamede, 2020-2024 yılları arasında gerçekleştirilen "Bitkisel Materyal Mal Alım İşi" ihalelerine ilişkin 8 ihale olmak üzere toplam 12 ayrı eyleme yer verildi. Söz konusu ihalelerde rekabeti sınırlandıran şartların oluşturulduğu, ihalelerin Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinde bırakıldığı ve daha sonra işlerin parçalara ayrılarak önceden belirlenen firmalara davet usulüyle verildiği belirtildi. İhalelere fesat karıştırıldığı iddiası İddianamede, İmamoğlu liderliğinde kurulduğu öne sürülen suç örgütünün Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden gerçekleştirilen ihalelerde bir sistem oluşturduğu belirtildi. Ana ihalelerin şartname hükümleriyle rekabete kapatılarak tek geçerli teklifle Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinde bırakıldığı, ardından işlerin parçalara ayrılarak örgüte maddi destek sağlamaya istekli firmalara istisnai alım yöntemleriyle dağıtıldığı kaydedildi. Bazı işlere ihale yapılmadan başlandığı, tekliflerin göstermelik olarak toplandığı ve bazı firmaların birbirleri adına yan teklifler verdiği iddianamede yer aldı. Bilirkişi incelemelerinde ise bazı teklif mektuplarındaki yazı ve imzaların aynı kişilere ait olduğunun tespit edildiği kaydedildi. Söz konusu sistemin Ağaç ve Peyzaj AŞ içerisinde eski Genel Müdür Ali Sukas ve Satın Alma Müdürü Ümit Polat tarafından organize edildiği, elde edilen paranın ise "Sistem" adı verilen yapıya aktarıldığı belirtildi. Firmalardan yüzde 7 ila 10 oranında para istendiği belirtildi İddianamede, ihaleleri alan bazı firmalardan iş bedelinin yüzde 7 ila 10’u oranında para istendiği ve bu paraların "Sistem" adı verilen yapıya aktarılarak seçimlerin finansmanında kullanıldığı kaydedildi. Eski Satın Alma Müdürü Ümit Polat’ın ifadesinde, eski Genel Müdür Ali Sukas’ın kendisine "Yukarıdan para istiyorlar, bunu firmalardan toplayıp vermemiz lazım" dediği aktarıldı. Polat’ın, parayı isteyen kişinin Fatih Keleş olduğunun kendisine söylendiğini ifade ettiği belirtildi. 200 bin dolar ve hediye kartı verildiği kaydedildi İddianamenin 152’nci eyleminde, SAS Peyzaj sahibi Süleyman Uzun’un aldığı işler karşılığında 200 bin dolar ve 136 bin 500 lira değerinde hediye kartı verdiği kaydedildi. Söz konusu paranın Ali Sukas’ın yönlendirmesiyle Hüsnü Yüksel Tunar’a teslim edildiği belirtildi. Savcılık, Uzun’un soruşturmaya katkı sağlayan ayrıntılı beyanlarda bulunduğunu belirterek rüşvet verme suçu yönünden etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden ise cezalandırılmasını talep etti. 153’üncü eylemde Han İnşaat sahibi Orhan Yıldırım’ın 2020-2023 yılları arasında düzenli para transferleri yaptığı, bu transferlerde Murat ve Derya Dağdeviren çiftinin aracılık ettiği belirtildi. 154’üncü eylemde Ayhan Subaşı’nın 2019-2025 yılları arasında rüşvet anlaşması yaptığı ve ihale evraklarında sahtecilik gerçekleştirildiği kaydedildi. 155’inci eylemde ise Sarıtaş Yapı Malzemeleri sahibi Binali Sarıtaş’ın 45 milyon liralık bir ihalenin yüzde 10’una karşılık gelen 4 milyon 500 bin lirayı Ali Sukas’a verdiği, Ümit Polat’a ise toplam 1 milyon 265 bin 700 lira değerinde alışveriş kartı verdiği belirtildi. Savcılık, Sarıtaş hakkında da etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını talep etti. İddianamede, rüşvet verdiği belirtilen bazı firma sahiplerinin ayrıntılı beyanları nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandırılması, rüşvet aldığı belirtilen Ali Sukas ve Ümit Polat’ın ise cezalandırılması talep edildi. İmamoğlu ve Keleş için 12 eylemden ceza talebi İddianamede Ekrem İmamoğlu ve Fatih Keleş hakkında bu dosya kapsamında ayrıca "örgüt kurma ve yönetme" suçundan ceza talebinde bulunulmadığı, söz konusu suçlamanın ana iddianamede yer aldığı belirtildi. Bununla birlikte, iddianameye konu 12 eylemin örgüt faaliyeti kapsamında gerçekleştirildiği belirtilerek İmamoğlu ve Keleş’in 12 eylemin tamamından ayrıca fail olarak sorumlu tutulmaları ve cezalandırılmaları talep edildi. 29 şüpheli yer aldı Ek iddianamede Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş, Ali Sukas, Ümit Polat, Aytekin Karaarslan, Selim Marangoz, Fatih Temur, Fatih Yağcı, Eren Sönmez, Esra Köymen, Metin Aras, Muammer Ali Özdil, Murat Cırık, Mustafa Atlı, Nilgün Cendek, Oktay Özel, Sezer Ada Ateş, Tolga Kılıç, Tuğba Ölmez Hancı, Utku Cihan, Yasin Çağatay Seçkin, Süleyman Uzun, Tuğrul Doğu Işık, Hüsnü Yüksel Tunar, Orhan Yıldırım, Murat Dağdeviren, Derya Dağdeviren, Ayhan Subaşı ve Binali Sarıtaş şüpheli olarak yer aldı. İddianamenin mahkemece kabul edilmesinin ardından, dosyanın 414 sanığın yargılandığı İBB ana davasıyla birleştirilmesi talebinin de karara bağlanması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.