Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Afrika

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Afrika haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Afrika haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye ile Afrika ülkeleri arasındaki ticaret ve yatırımın artırılması hedefleniyor Haber

Türkiye ile Afrika ülkeleri arasındaki ticaret ve yatırımın artırılması hedefleniyor

TürkiyeileAfrikaülkeleriarasındakiticaret, yatırım ve iş birliği fırsatlarını geliştirmek amacıyla düzenlenen 15. Dünya Sektörler Arası İş Birliği Forumu (WCI Forum), 14–15 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul'da gerçekleştiriliyor. Afrikaülkelerinden gelen iş insanları ileTürkiye'nin üretici ve ihracatçı firmalarını buluşturan forum, yeni ticari bağlantılar kurulmasını, ihracat pazarlarının genişletilmesini ve sürdürülebilir iş birliklerinin geliştirilmesini amaçlıyor. Foruma, 54 Afrika ülkesinden yaklaşık 2 bin iş insanı, Türkiye'den 400'ü aşkın üretici ve ihracatçı, kamu ve özel sektör temsilcileri, Afrikalı alım heyetleri, yatırımcılar ve iş dünyası temsilcileri katılım sağladı. Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, Gana Parlamentosu Birinci Başkan Vekili Bernard Ahiafor, Nijerya Ticaret, Sanayi, Madenler ve Tarım Odası Başkan Yardımcısı Segun Bolaji, MÜSİAD Kurucu Genel Başkanı ve Uluslararası İş Forumu (IBF) Başkanı Erol Yarar, WCI Forum Başkanı Utku Bengisu ve WCI Forum İcra Kurulu Başkanı Prof. Dr. Abdülkadir Develi açılış konuşmaları gerçekleştirdi. Konuşmaların ardından kurdele kesimiyle birlikte forumun resmi açılışı yapıldı. İki gün boyunca devam edecek forum kapsamında; TürkiyeileAfrikaülkeleri arasında ticari ilişkileri güçlendirmek ve yeni iş birliği fırsatları oluşturmak amacıyla ikili iş görüşmeleri gerçekleştirilecek. "Afrikaile toplam ticaret hacmimiz 40 milyar dolar" Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, yaptığı konuşmada, "Afrika kıtası yüksek ekonomik potansiyeli, hızla büyüyen ve genç nüfusuyla, küresel sistemde giderek daha etkin bir rol oynuyor. Afrikaile toplam ticaret hacmimiz, 2003 yılında sadece 5,5 milyar dolarken, 2025 yılında bu rakam yaklaşık 40 milyar dolara yükseldi. Afrikaile toplam dış ticaret hacmimiz bu yıl daha şimdiden 28 milyar doları aşmış bulunuyor" ifadelerini kullandı. Ağar, Afrikaülkelerini yakın birer komşu ve daimi dostlar olarak gördüklerinin altını çizerek, "Afrikaülkeleriyle birlikte ilerlemek ve büyümek arzusuyla ikili ilişkilerimizi kazan-kazan temelinde götürmek istiyoruz. Kıtadaki diplomasi ağımızı da önemli ölçüde güçlendirdik. 2003 yılında Afrika'da sadece 12 büyükelçiliğimiz ve 4 ticari müşavirliğimiz varken, bugün 44 büyükelçiliğimiz ve 31 ticari müşavirliğimiz faaliyet gösteriyor" dedi. WCI Forum Başkanı Utku Bengisu, "AfrikaileTürkiyearasındaki ihracatı, ticareti ve yatırımları artırmak amacıyla 15 yıldır düzenlediğimiz WCI Forumu'nda, Afrikalı sektör temsilcileri ile Türk KOBİ'lerini bir araya getiriyoruz. Afrika, dünyanın en genç nüfusuna ve en hızlı nüfus artışına sahip kıtası olarak büyük bir potansiyel barındırıyor. Forumumuzu yalnızca Türkiye'de değil, Gana, Kenya ve Nijerya gibi Afrikaülkelerinde de düzenliyoruz. Türkiye'den geniş iş heyetleriyle bu ülkelere giderek Türk üreticiler ileAfrikalı iş insanları arasında yeni ticari ortaklıklar kurulmasına öncülük ediyoruz. TürkiyeileAfrikaarasındaki 35-40 milyar dolar seviyesindeki ticaret hacmini önce 50 milyar dolara, ardından 100 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Bu forumla birlikte söz konusu vizyon doğrultusunda önemli adımlar atıyoruz" diye konuştu. Afrika pazarının ticari potansiyeli Yaklaşık 1,5 milyara ulaşan nüfusu ve yıllık 1 trilyon doları aşan ithalat potansiyeliyle Afrika kıtası, Türk ihracatçıları açısından stratejik pazarlardan biri olarak değerlendiriliyor. Afrikaülkelerinin artan ithalat talepleri ve Türkiye'nin güçlü üretim kapasitesi, iki bölge arasında ticari ilişkilerin geliştirilmesi açısından önemli fırsatlar sunuyor. Forum, Türk firmalarının Afrika pazarındaki potansiyel alıcılarla doğrudan temas kurmasına ve yeni iş birlikleri geliştirmesine olanak sağlıyor. Forum kapsamında, Türkiye–Afrikaticaretinin mevcut durumu ve geleceği, Afrika pazarındaki yeni ticaret ve yatırım fırsatları, Türk üretici ve ihracatçılarının yeni pazarlara erişimi ile sürdürülebilir ticari ortaklıkların geliştirilmesi konuları öne çıkıyor. İki gün boyunca devam edecek forumda, Türk üretici ve ihracatçılar ileAfrikalı alım heyetleri arasında gerçekleştirilecek ikili iş görüşmeleri (B2B) aracılığıyla yeni ticari bağlantıların kurulması hedefleniyor. 15. WCI Forum, TürkiyeileAfrikaülkeleriarasındakiticaret hacminin artırılmasına, karşılıklı yatırım fırsatlarının değerlendirilmesine ve uzun vadeli ekonomik iş birliklerinin güçlendirilmesine katkı sağlamayı amaçlıyor.

AgroGreen Bursa Tarım Fuarı 250 bini aşkın ziyaretçiyi ağırlamaya hazırlanıyor Haber

AgroGreen Bursa Tarım Fuarı 250 bini aşkın ziyaretçiyi ağırlamaya hazırlanıyor

Sektörün yenilikçi teknolojilerini üreticilerle buluşturmayı hedefleyen organizasyon, uluslararası ölçekteki alım heyetleriyle küresel ticaretin kapılarını aralayacak. Fuar kapsamında bin 200 uluslararası alıcı Bursa’da ağırlanırken, Gana Cumhuriyeti "Konuk Ülke" statüsüyle etkinlikte yer alacak. Gana Tarım Bakan Yardımcısı Hon. John Dumelo ve beraberindeki resmi heyetin katılımıyla Türkiye ile Afrika arasındaki tarımsal iş birliklerinin geliştirilmesi hedefleniyor. 40 şehirden 460 otobüsle ulaşım imkanı Çiftçilerin fuara katılımını kolaylaştırmak amacıyla başlatılan servis organizasyonu bu yıl daha da genişletildi. Uygulama kapsamında 40 şehirden çiftçiler, 460 otobüs servisiyle doğrudan fuar alanına taşınacak. Fuarı düzenleyen firmanın Genel Müdürü Gül Ceylan, çiftçiyi teknoloji ve pazarla buluşturmayı amaçladıklarını belirterek, "AgroGreen’i çiftçimizin bilgiyle, teknolojiyle ve pazarla buluştuğu bir platform olarak açıyoruz. Hedefimiz, tarımsal gelir seviyesini artıracak somut katkılar sunmak ve Bursa’nın bu alanda hak ettiği öncülüğü güçlendirmek" dedi. Sürdürülebilir tarım ve modifiye traktör heyecanı Fuar süresince sürdürülebilir gıda zinciri, yatırım modelleri, küçükbaş hayvancılık, kadın kooperatifleri ve yeni nesil çiftçilik konularında uzman isimlerin katılımıyla paneller düzenlenecek. Organizasyonun dikkati çeken etkinliklerinden biri olan Modifiye Traktör Yarışması’nda ise üreticilerin özel tasarımlı araçları sergilenecek. Bursa Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Sadi Aktaş, AgroGreen’in bilgi, teknoloji ve ticaretin buluştuğu önemli bir merkez olduğunu söyledi. Çiftçinin fuara büyük ilgi gösterdiğini vurgulayan Aktaş, "Çiftçilerimiz tarım fuarlarına büyük değer veriyor. Bursa’daki organizasyonun geçen yıl olduğu gibi bu yıl da başarılı geçeceğine inanıyorum" ifadesini kullandı.

Türkiye’de altın çok arayan yok...Derelerde her gün 5 gram altın çıkarıyorlar Haber

Türkiye’de altın çok arayan yok...Derelerde her gün 5 gram altın çıkarıyorlar

Bursa’da çocukluk merakıyla başladığı doğada altın arama işini profesyonel mesleğe dönüştüren Emre Aydın, askeri personellikten ayrılarak Türkiye’nin farklı bölgelerinde altın arıyor. Kendi ürettiği makinelerle çalışan Aydın, yaz aylarını Türkiye’nin derelerinde altın arayarak, kış aylarını ise Afrika’da altın tesisleri kurarak geçiriyor. Kullandığı makineyi de kendisi üreten Aydın dünyanın bir çok ülkesine ihracat yapıyor. Bursa’da 15 yaşında aile büyüklerinden öğrendiği altın arama işini zaman içerisinde profesyonelliğe dönüştüren Emre Aydın, yaklaşık 7 yıldır tam zamanlı olarak derelerde doğada oluşan altınları çıkartıyor. Sosyal medyada "Emre Aydın Gold" adıyla çalışmalarını sürdüren Aydın, askerliği bırakarak hayatını altın aramaya adadı. Çocukluk merakıyla başladığı işte kendisini zaman içerisinde geliştiren Aydın, ilk dönemlerde altının tozunu dahi bulmakta zorlandığını, ancak tecrübe kazandıkça günlük birkaç gram altın çıkarabilecek seviyeye ulaştığını söyledi. "Günde 3-4 gramın altına düşmüyoruz" Altın aramanın yalnızca makineyle yapılabilecek bir iş olmadığını belirten Aydın, öncelikle arazinin ve taşların tanınması gerektiğini ifade etti. Özellikle altını taşıyabilecek kuvars taşlarının ve derelerde altının birikebileceği noktaların doğru tespit edilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Aydın, "İlk zamanlarda başladığımızda bir gram değil, tozu bile zor buluyorduk. Ama zamanla kendimizi geliştire geliştire bu işte günlük 4-5 gram altın almaya başladık. Artık kurduğumuz makinelerden aldığımız altın 3-4 gramın aşağısına düşmüyor. Tabii bu tamamen çalışmaya ve araziye bağlı" dedi. Yıllık ortalamalarının ise çalışma yoğunluğuna göre değiştiğini belirten Aydın, yaklaşık yarım kilogram ile 1 kilogram arasında altın elde edebildiklerini söyledi. Altının birikebileceği noktaları tespit ediyor Aydın, arazi çalışmalarında özellikle ot kökleri ve çöplerin biriktiği noktaları incelediklerini belirterek, bu bölgelerde yapılan taramalarda yeterli miktarda altın tespit edilmesi halinde çalışmaya başladıklarını anlattı. "Ot kökleri, çöplerin biriktiği noktalar altının çökelip birikme yaptığı yerler olabiliyor. Oralarda metre metre taramalar yapıyoruz. Her kürekte 5 parça ve üzerinde altın buluyorsak orada metrekare bazında en kötü 0,10-0,20 gramlık bir altın miktarı tespit ediyoruz. Buna göre arkadaşlarla oturup çalışıp çalışmayacağımıza karar veriyoruz" diye konuştu. Makinelerini kendisi üretiyor Türkiye’de kullandıkları sistemlerin üretimini de kendilerinin yaptığını ifade eden Aydın, yıllar içerisinde geliştirdikleri makinelerin farklı kapasitelere ulaştığını söyledi. İlk olarak tava sistemiyle başladıklarını belirten Aydın, bugün 10 tondan 100 tona kadar kapasiteye sahip sistemler ürettiklerini kaydetti. Aydın, altın aramaya yeni başlayanların öncelikle tava sistemiyle kendilerini geliştirmeleri gerektiğini belirterek, "Önce tava ile başlıyorlar. Kendilerini geliştirdikten sonra kuvarsı ve altının birikebileceği noktaları öğreniyorlar. Daha sonra yatırmalı sistemlere, ardından motorlu ve taşınabilir sistemlere geçiyorlar. Daha büyük sistemlerde ise daha az kürek atarak vakumlama yöntemiyle altını ayrıştırabiliyoruz" ifadelerini kullandı. Karavanla Türkiye’yi geziyor Sabit bir çalışma noktalarının bulunmadığını söyleyen Aydın, kendi karavanları ve ürettikleri ekipmanlarla Türkiye’nin farklı bölgelerinde keşif yaptıklarını anlattı. Çalışmalarını adeta bir memur düzeninde sürdürdüklerini belirten Aydın, haftanın yaklaşık 5 günü sahada olduklarını söyledi. Yağış ve su durumunun da çalışmalarında önemli olduğunu ifade eden Aydın, verimin düştüğü bölgelerden başka alanlara geçtiklerini kaydetti. Kış aylarında rotası Afrika Aydın’ın çalışmaları Türkiye ile sınırlı kalmıyor. Yaz aylarında Türkiye’de altın arama çalışmalarını sürdüren Aydın, kış aylarında ise Afrika kıtasına giderek daha büyük kapasiteli altın tesisleri kuruyor. 10 tondan 100 tona kadar tesisler kurduklarını belirten Aydın, yurt dışından gelen siparişler nedeniyle kış aylarını genelde Afrika’da geçirdiğini söyledi. "Bursa, İnegöl ve Orhaneli daha değerli bölgeler" Türkiye’deki jeolojik yapının bazı bölgelerde altın çıkarma açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Aydın, özellikle Bursa ve çevresine dikkat çekti. Aydın, "Jeolojik olarak çok verimli bölgeler var. Türkiye’de altın çok ancak arama çalışmaları kısıtlı. Genellikle Bursa, İnegöl ve Orhaneli bölgelerinin altın konusunda potansiyelini daha değerli görüyorum. Oralarda daha rahat altın çıkartabilirsiniz" diye konuştu.

Sıcaktan bunalan mandalar derede serinledi Haber

Sıcaktan bunalan mandalar derede serinledi

Adana'nın Kozan ilçesinde sıcak havadan bunalan mandaların derede serinlediği anlar, Afrika belgesellerini aratmayan görüntüler oluşturdu. Suya giren mandalara balıkçıllar, leylekler ve ibibiklerin eşlik etmesiyle ortaya renkli görüntüler çıktı. Türkiye'nin en sıcak illerinden olan Adana'da sıcak havadan vatandaşlar kadar hayvanlar da etkileniyor. Kozan'ın Ayşehoca Mahallesi'ndeki manda sürüsü de sıcak havalarda serinlemek için belirli aralıklarla mahalledeki dereye giriyor. Suyun içerisinde uzun süre kalan mandalar yavrularıyla birlikte serinlerken, mandalara kuş sürüleri de eşlik ediyor. Yavrularıyla su içerisinde ilerleyen mandaların görüntüsü adeta Afrika belgesellerini aratmıyor. "Babadan kalan mesleğe 2013'te yeniden başladık" Manda yetiştiriciliği yapan Cengiz Duran, "Babamdan kalan meslek. 2013'te başladık. Şu anda 110 mandamız, 30 tane de yavrumuz var. Mera olsa sürümüzü büyütürüz. 45 bin TL maaşla çoban bulamıyoruz" dedi. "Ter bezleri olmadığı için suya giriyorlar" Mandaların sıcak havalarda suya girdiğini anlatan Duran, "Bu mandaların inek gibi ter bezleri yok. O yüzden suya giriyorlar, gövdelerini suyun içerisinde soğutup rahatlıyorlar. Çevrede yeni nesil bunları unutmuş, ‘Bu ne?' diyorlar. Ben de ‘Belgesellerde izlediğiniz, aslanların kovaladığı bufalo' diyorum" ifadelerini kullandı. "Sütünün litresi 120 TL, yoğurdu ve kaymağı çok değerli" Manda sütünün ekonomik değerine de dikkat çeken Duran, "Bunun sütü çok değerli. Vitamin ve değer açısından ineğin sütünden 10 misli diyebiliriz. Yoğurdu, kaymağı çok lezzetli. Sütünün litresi 120 TL. Yoğurdu ve kaymağı yapılıyor. Talep genellikle Adana'dan geliyor. Kadirli'de yaklaşık 300 manda var ama Kadirli'ye yetmiyor. Kozan'da ise ilgi yok" diye konuştu. Gençlere manda yetiştiriciliğini meslek olarak değerlendirmeleri çağrısında bulunan Duran, "Gençlere mesajım; yapılacak meslek bu. Mera olursa koyun, inek, angus derken illaki manda da olmalı. Verimi yüksek, eti ve sütü kıymetli" dedi. Ayşehoca Mahallesi Muhtarı Caner İşkin ise, bölgedeki görüntülerin Afrika belgesellerini aratmadığını söyledi.

Bursa'dan dünyanın dört bir yanına klasik araç Haber

Bursa'dan dünyanın dört bir yanına klasik araç

Bursa'da Türkiye'de tek dünyada ise sayılı bulunabilen, klasik otomobil ve otobüsler, ustaların el işçiliğiyle yeniden yollara hazırlanıyor. Mercedes 3500 ve Setra S6 gibi nadir araçların restorasyonu Bursa'da yapılırken, araçlar İzlanda'dan Güney Afrika'ya, İspanya'dan Kazakistan'a kadar dünyanın farklı ülkelerine gönderiliyor. Bursa, binlerce yıllık karoser kültürünü klasik araç restorasyonuyla yaşatıyor. Kentteki atölyelerde, Türkiye'de bulunmayan çok sayıda klasik otomobil ve otobüs yurt dışından getirilerek yeniden hayat buluyor. Tamamen el işçiliğiyle restore edilen araçlar, çalışmaların tamamlanmasının ardından yeniden yollara çıkıyor. Klasik araç tutkunu Hikmet Sungur, bu merakının çocukluk yıllarına dayandığını belirterek, "Aslında klasik arabaların hepsine ilgileniyorum. Ben 1960 doğumluyum. Gençliğimde klasik minibüslerle büyüdük. Ehliyetimi de klasik bir minibüsle aldım. Çocukluğum onlarla geçti. Sonra askerlik dönemine geldik, otobüs dönemi başladı" dedi. Klasik otobüslere ilgi duyan bir grubun oluştuğunu belirten Sungur, zaman içerisinde insanların bu araçlara gösterdiği ilgiyi fark ettiklerini söyledi. Sungur, "Klasik otobüslere değer veren güzel bir grubumuz var. Onlarla etkinlikler yapmaya başladıktan sonra baktık ki insanların gerçekten ilgisi çok fazla. Biz de onlara yöneldik, restorasyonlarına yöneldik. Parça teminini yapmaya başladık" diye konuştu. Türkiye'de bulunmayan araçlar Bursa'da restore edilip yurt dışına gönderiliyor Bursa'daki atölyelerde çok sayıda nadir klasik aracın restorasyonunun sürdüğünü anlatan Sungur, "Mercedes 3500 var, burunlu. Setra S6 var, Neoplan var, Magirus 714 var. Yine Mercedes Avrupa 66 model bir arabamız var, 132'miz var. Bunlar şu anda iki atölyede restorasyonda" ifadelerini kullandı. Bazı araçların Türkiye'de bulunmadığını belirten Sungur, "3500 Türkiye'de yok zaten bildiğim kadarıyla. Setra S6 da yok. Onlar hep yurt dışından geliyorlar. Yurt dışından gelip burada restore edilip tekrar oraya gidiyorlar. O araçlar Türkiye'de yok" dedi. "Hayallerinizi anlatın, biz yapalım" Klasik araçların restorasyonunda Bursa'nın köklü bir karoser geçmişine sahip olduğunu belirten Samet Akman ise yaklaşık 70-80 kişilik bir ekiple çalıştıklarını söyledi. Akman, "Bizim firma olarak bizim yapamayacağımız herhangi bir araç yok. Bizde şöyle bir şey var: Hayallerinizi anlatın, biz yapalım. Karavandır, başka bir araçtır... Restore ile ilgili yapamayacağımız hiçbir şey yok. Çok güçlü bir ekibe sahibiz. Yaklaşık 70-80 kişi çalışıyoruz" dedi. Bursa'nın restorasyon kültürünün çok eskiye dayandığını ifade eden Akman, "Bursa'da restorasyon yaklaşık 3 bin yıllık bir tarihe sahiptir. Bugün Bursalılar at arabalarını dahi çok kaliteli yaparlardı. Şimdi halen karoser yapıyoruz. Daha önce Türkiye'nin hiçbir tarafında karoser konusunda herkes Bursa'ya araç yaptırmaya gelirdi" diye konuştu. Bir çamurluk 15 günde yapılıyor Klasik araç restorasyonunda el işçiliğinin önemine dikkat çeken Akman, bazı parçaların günler süren çalışmalar sonucunda üretilebildiğini ifade ederek, "Bu araçların bütün özelliği burada, bunların hepsi el işçiliği. El işçiliğinin zaten fiyatı yok. Yaklaşık bir aracın 3-4 milyon liradan aşağı maliyeti olmuyor. En az 3 milyon lirayı bulabiliyor" dedi. Bir klasik Mercedes'in çamurluğunun yapımı için iki kişinin 15 gün çalıştığını belirten Akman, "Bu araçlarda normalde bir tane kaput, bir tane çamurluk ya da bir tampon alıp takamıyorsunuz. 1500 Mercedes'ten bahsediyorum. Bir tane çamurluğunu yaparken iki kişi tam 15 gün uğraştık" ifadelerini kullandı. Restore edilen araçların tamamen yenilendiğini belirten Akman, "Çok eski olmalarına rağmen komple restore ediyoruz. Sıfır vaziyete getirebiliyoruz. Şu anda yolcusunu alıp şehir turu yapabilecek hale geliyor" diye konuştu. İzlanda'dan Güney Afrika'ya kadar müşterileri var Yurt dışından yoğun talep aldıklarını ancak mevcut kapasitenin iç piyasadaki taleplere dahi zor yettiğini belirten Akman, "Benim yurt dışı yok zaten. Şöyle yok, kapasite yetmiyor zaten iç piyasaya bakabilmek için. Şu anda bizim burada araçlarımız var, yandaki atölyede diğer araçlarımız var. Hırvatistan'da bekleyen araçlarımız var. Moldova'dan araçlar var. Almanya'da var, İngiltere'de bekleyen araçlarımız var. Sırası geleni alıyoruz. İzlanda'dan Güney Afrika'ya kadar, İspanya'dan Kazakistan'a kadar hangi ülkede diyorsanız müşterimiz var" diye konuştu. Restore edilen araçlar teslimattan önce test ediliyor Restore edilen araçları müşterilerine teslim etmeden önce kendilerinin test ettiğini anlatan Akman, klasik araçların yollarda vatandaşlardan da yoğun ilgi gördüğünü söyledi. Akman, "Bunları kendimiz test ediyoruz. Alırız, buralarda dolaşıyoruz. Trafiğe çıktığımız zaman etraftan insanlar durdurup resim çekiyorlar, arabayı gezmek isteyenler oluyor. Bir sürü şeyle karşılaşıyoruz. İlgi de çok yüksek" dedi. "Geriden gelen çırak yok" Klasik araç restorasyonunda yetişmiş usta ve çırak eksikliğine de dikkat çeken Sungur, yeni neslin bu alana yönelmesi gerektiğini ifade ederek, "Yeni usta maalesef... Yeni usta derken yeni çırak yetişmiyor bir kere. Geriden gelen çırak yok. Sekiz yıllık eğitim başladıktan sonra açıkçası sanayide çırak bulmakta zorlanıyor insanlar" dedi. Bursa'nın bu konuda önemli ustalara sahip olduğunu belirten Sungur, "Şu an bu işi yapan gerçek ustalar gerçekten el öpülesi ustalar. Hani derler ya, saçtan insan yaparlar; öyle ustalarımız var. Bursa'da özellikle o konuda çok şanslıyız. Ama dediğim gibi geriden gelen yeni nesil yok" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.