Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Adli Süreç

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Adli Süreç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adli Süreç haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eskişehir’de 80 milyon TL’lik dolandırıcılık iddiası Haber

Eskişehir’de 80 milyon TL’lik dolandırıcılık iddiası

Olay, Eskişehir'in Odunpazarı ilçesinde meydana geldi. İddiaya göre bir müteahhit, farklı tarihlerde çok sayıda kişiye daire sattı. Ancak bazı dairelerin birden fazla kişiye satıldığı, bazı dairelerin ise inşaat aşamasında yarım bırakıldığı öne sürüldü. Yaklaşık olarak 80 milyon TL zararlarının olduğunu dile getiren mağdurlar, yurt dışına kaçtığını iddia ettikleri müteahhittin Emek Mahallesi Yanartaş Sokak'taki bürosunun önünde bir araya geldi. Devam eden adli süreci değerlendiren mağdurlar, konuyla ilgili açıklamada yaparak yetkililere yardım çağrısında bulundu. "Bu adam bizi çarptı, paramızı aldı, yurt dışına kaçtı" 55 yaşındaki Ali Narinç, "Müteahhitten ev aldım, parasını peşin verdim. Bir daireyi 3-5 kişiye satmış, mağdurlar çok. Şu anda çok mağdurum, benim gibi 7 kişinin daha mağdur olduğunu biliyorum. Daha da mağdur olanlar var. Benim toplam zararım 4 milyon TL. Toplamda 80 milyon TL zararımız var. Bu adam bizi çarptı, paramızı aldı, yurt dışına kaçtı. Beş kardeşler, hepsi de müteahhit. Birisi ifşa olunca diğer kardeşler devreye giriyor. Bunlar milleti dolandırıyorlar. Ortada kaldık. Gelinlerimin altınlarını bozdurdum, bu şekilde daire sahibi olacaktım fakat olmadı. Her gün buraya geliyoruz ama buralar kapalı. Ev hayallerim yarım kaldı. Gelinimle bu esnada küsüştük, konuşmuyoruz. Devletten yardım istiyorum. Bu şahıs, oğlu Ömer'in üstüne paraları aktarıyor. Bunu ben tespit ettim, diğer vatandaşlardan da öğrendim. Şu an bütün paralar onun üstünde" dedi. "Ona yaklaşık 7 milyona TL'lik iş yaptım, bana 2 daire verdi" Yaşadığı mağduriyeti anlatan 52 yaşındaki Ercan Kaya da birçok mağdurun şahsın ofisine gelip tanıştığını ve bu şekilde birbirlerinden haber olduklarını söyledi. Kaya, "1,5 seneden beri bu adamın sıva işlerini yapıyorum. Ona yaklaşık 7 milyona TL'lik iş yaptım, bana 2 daire verdi. Dairenin birinin tapusunu aldım, diğeri daha ortada yok. Benim 7 milyon TL'ye yakın zararım var, mağdurum. Ben çevremdeki insanların parasını da borç alarak ödedim, adam bu şekilde bizi ortada bıraktı. Şahsın 3 inşaatı yarım kalmış durumda. Bana daire verdiği inşaatlar da şu an kalıp şeklinde yarım kalmış, biri de zaten toprakta proje aşamasında, hiç ortada yok. Gittik, şikayette bulunduk, adli süreç devam ediyor. Bunlar 5 kardeş, 2 de oğlu var. Üstelik bir de onları aradığım için benden şikayetçi oldular. İki gündür ben emniyet müdürlüğündeyim, geçtiğimiz gün karakola gittim, akşam saat 11.00'e kadar orada kaldım, ifade verdim" ifadelerini kullandı. "Mağduruz, hakkımızı arıyoruz" Mustafa Narinç ise, şunları söyledi: "Kendisi mahallede bilinen bir esnaf, herkesi dolandırdı. Mağduruz, hakkımızı arıyoruz. Bunlar aile şirketi gibiler. Devletimizden yardım istiyoruz."

Çin’de 18 yaşından küçük kızla otel odasında yakalanmıştı Haber

Çin’de 18 yaşından küçük kızla otel odasında yakalanmıştı

Fethiye Belediyesi heyetiyle yaptığı Çin gezisinde, otel odasında yanında 18 yaşından küçük bir kız çocuğu bulundurduğu gerekçesiyle gözaltına alınan CHP’li Belediye Meclis Üyesi Ruhtan Başkaya’nın sosyal medyada en son 10 Temmuz tarihinde yöresel kıyafetli Çinli genç kızlarla çekildiği fotoğrafların da bulunduğu paylaşımlar yaptığı ortaya çıktı. CHP’li Belediye Meclis Üyesi Ruhtan Başkaya, Fethiye Belediyesi heyetiyle birlikte Temmuz ayı içerisinde Çin’e gitti. Fethiye Belediyesi heyeti, Jinhua, Şanghay ve Huzhou kentlerinde çeşitli eğitim ve seminerlere katılıp inceleme gerçekleştirdi. Temasların ardından heyet yurda dönerken, heyette yer alan CHP’li Belediye Meclis Üyesi Ruhtan Başkaya’nın Türkiye’ye dönemediği öğrenildi. Hakkında yürütülen adli süreç nedeniyle ülkede gözaltında bulunduğu ortaya çıkan Başkaya’nın eğlence mekanında tanıştığı Çinli bir genç kızla kaldığı otele girdikten bir süre sonra polis tarafından gözaltına alındığı öğrenilirken, kızın 18 yaşından küçük olduğu iddia edildi. CHP Muğla İl Başkanlığı, Çin Halk Cumhuriyeti’nde yürütülen adli soruşturma kapsamında 2 aydır gözaltında tutulan Fethiye Belediye Meclis Üyesi Ruhtan Başkaya’nın İl Disiplin Kurulu kararıyla partiden kesin olarak ihraç edildiğini açıkladı. "Çin gezisi fotoğrafları ortaya çıktı" CHP’li Belediye Meclis Üyesi Ruhtan Başkaya’nın sosyal medyada en son 10 Temmuz tarihinde çeşitli video ve fotoğraflar paylaştığı ortaya çıktı. Başkaya’nın yöresel kıyafetli genç kızlarla çekildiği fotoğrafların da yer aldığı sosyal medya paylaşımlarının ardından, sayfasında başka hareketlerin yer almadığı görüldü. CHP’li Belediye Meclis Üyesi Başkaya’nın 2 ayı geçkin süredir gözaltında bulunduğu Çin’den ülkeye dönüş yapıp yapamayacağı vatandaşlar arasında konuşulmaya devam ediyor.

TFF: "VAR odasındaki incelemede dijital materyallerin silindiği iddiaları asılsız" Haber

TFF: "VAR odasındaki incelemede dijital materyallerin silindiği iddiaları asılsız"

TFF’den yapılan açıklamada, Merkez Hakem Kurulu’nun (MHK) bazı üyelerinin gözaltına alınmasıyla kamuoyunun gündemine gelen soruşturma kapsamında, İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Müdürlüğü ekiplerinin dün öğle saatlerinde TFF Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri’nde bulunan VAR odasında inceleme gerçekleştirdiği ifade edildi. İncelemenin, federasyonun ilgili departmanlarında görev yapan yetkililerin bilgisi ve katılımıyla yapıldığı aktarıldı. Açıklamada, incelemelerin ardından sosyal medya ve çeşitli mecralarda bazı iddiaların gündeme getirildiği belirtilerek, "Hakem İşleri Departmanı’ndaki bazı dijital materyallerin silindiği tespit edildi. Emniyet teknik personeli silinen dijital materyalleri geri getirdi" şeklindeki ifadelerin gerçeği yansıtmadığı kaydedildi. TFF, ilgili birimlerde bulunan dijital materyallerin inceleme öncesinde silindiği ve emniyet teknik personeli tarafından söz konusu materyallerin geri getirildiği yönündeki iddiaların tamamen asılsız olduğunu bildirdi. Federasyonun, devam eden adli soruşturmanın sağlıklı şekilde yürütülmesi ve yetkili makamların çalışmalarının etkilenmemesi amacıyla süreç boyunca gerekli hassasiyeti gösterdiği belirtilen açıklamada, adli ve kolluk makamlarınca gerçekleştirilen işlemlerde ilgili mevzuat çerçevesinde gerekli iş birliğinin sağlandığı aktarıldı. Açıklamada ayrıca, devam eden soruşturma üzerinden gerçeğe aykırı bilgilerin kamuoyuna aktarılmasının ve TFF, ilgili kurulları veya çalışanlarını zan altında bırakacak paylaşımların kabul edilemeyeceği vurgulandı. Federasyon, kurum ve ilgili birimleri hakkında gerçeğe aykırı yayın ve paylaşımlarda bulunan kişi ve mecralar hakkında tüm hukuki hakların kullanılacağını ve Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulacağını duyurdu. TFF, devam eden adli süreç kapsamında yetkili makamlar tarafından paylaşılacak resmi bilgi ve açıklamalar dışında, kaynağı ve doğruluğu teyit edilmemiş iddialara itibar edilmemesi çağrısında bulundu.

Bursa’da düzensiz göç operasyonu: 10 kaçak göçmen yakalandı Haber

Bursa’da düzensiz göç operasyonu: 10 kaçak göçmen yakalandı

Bursa Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekipleri, kamu düzeni ve genel güvenliğin sağlanması, suç ve suçlularla etkin mücadele edilmesi ve düzensiz göçün önlenmesi amacıyla kent genelinde huzur uygulamaları ve operasyonlar düzenledi. Bin 544 şahıs sorgulandı İl genelinde gerçekleştirilen uygulamalarda toplam bin 544 şahsın kimlik kontrolü yapılırken, 29 yabancı uyruklu şahıs hakkında işlem gerçekleştirildi. Ekiplerin araç denetimlerinde ise 145 araç kontrol edildi. Denetimlerde kurallara aykırı olduğu belirlenen 34 araca toplam 278 bin 853 TL idari para cezası uygulandı. Osmangazi’de iş yerine operasyon Ekipler tarafından Osmangazi ilçesinde bulunan bir iş yerine yönelik gerçekleştirilen operasyonda, işçi olarak çalışan toplam 15 yabancı uyruklu şahıs tespit edildi. Yapılan kontrollerde şahıslardan 5’inin kimliksiz olduğu, Türkiye’ye yasa dışı yollarla giriş yaptığı ve yasal kalış hakkının bulunmadığı belirlendi. Ayrıca 3 şahsın izne tabi başka bir ile kayıtlı Geçici Koruma Kimlik Belgesi bulunduğu, 7 yabancı uyruklu şahsın ise yasal kalış hakkının mevcut olduğu tespit edildi. İş yerinde bulunan yabancı uyruklu şahısların tamamının çalışma izni alınmadan kaçak olarak çalıştırıldığı, iş yerinin ise gerekli çalışma izin ruhsatının bulunmadığı belirlendi. Yıldırım’da 5 kaçak göçmen yakalandı Yıldırım ilçesinde bir adrese düzenlenen operasyonda ise 5 yabancı uyruklu şahıs yakalandı. Yapılan incelemelerde 5 şahsın tamamının kimliksiz olduğu ve Türkiye’ye yasa dışı yollarla giriş yaptığı tespit edildi. Osmangazi ve Yıldırım’daki iki ayrı operasyonda yakalanan toplam 10 kimliksiz yabancı uyruklu şahıs, sınır dışı işlemleri için Bursa İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne teslim edildi. Öte yandan yabancı uyruklu şahısları belirli bir ücret karşılığında yasa dışı şekilde çalıştırdığı ve barındırdığı belirlenen 2 şüpheli, polis ekiplerince yakalandı. Şüpheliler hakkında adli süreç başlatılırken, soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.

Bursa'da suç örgütleriyle bağlantılı şahıslara operasyon: Çok sayıda silah ve mühimmat ele geçirildi Haber

Bursa'da suç örgütleriyle bağlantılı şahıslara operasyon: Çok sayıda silah ve mühimmat ele geçirildi

Bursa'da suç örgütleriyle iltisaklı olduğu değerlendirilen şahıslara yönelik düzenlenen operasyonda çok sayıda ruhsatsız tabanca, tüfek, kurusıkı tabanca, fişek ve çeşitli silah parçaları ele geçirildi. Bursa'nın Nilüfer, Osmangazi ve Yıldırım ilçelerinde 12 adrese eş zamanlı baskın düzenlenirken, operasyon kapsamında gözaltına alınan 10 şüpheliden U.Ü. çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından suç örgütleri ve bu yapılarla bağlantılı olduğu değerlendirilen şahıslara yönelik çalışma gerçekleştirildi. Kent genelinde kamu düzeninin sağlanması ve suç unsurlarının ortaya çıkarılması amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında şüphelilerin faaliyetleri mercek altına alındı. Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele ekiplerinin yürüttüğü çalışmalar neticesinde, suç örgütleriyle bağlantılı olduğu değerlendirilen 10 şüpheli şahıs tespit edildi. Şüphelilerin farklı ilçelerde bulunan adreslerine yönelik yapılan hazırlıkların tamamlanmasının ardından operasyon için düğmeye basıldı. 3 ilçede 12 adrese eş zamanlı operasyon Ekipler tarafından Nilüfer, Osmangazi ve Yıldırım ilçelerinde bulunan toplam 12 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Sabah saatlerinde gerçekleştirilen operasyonlarda ekipler, belirlenen adreslere girerek kapsamlı arama yaptı. Şüphelilerin bulunduğu adreslerde yapılan aramalarda suç unsuru olduğu değerlendirilen çok sayıda malzeme ele geçirildi. Adreslerde gerçekleştirilen aramalarda çok sayıda ruhsatsız tabanca, tüfek ve kurusıkı tabanca bulundu. Ekipler ayrıca çok sayıda fişek ile çeşitli silah parçalarına da el koydu. Ele geçirilen silah ve mühimmatlar incelemeye alınırken, materyallerin olaylarla bağlantısının araştırıldığı öğrenildi. Operasyon sırasında gözaltına alınan 10 şüpheli, işlemleri yapılmak üzere emniyete götürüldü. Şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adli süreç başlatıldı. 10 şüpheliden 1'i tutuklandı Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüphelilerden U.Ü., mevcutlu olarak adli makamlara sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan U.Ü., yapılan değerlendirme sonucunda tutuklanarak cezaevine gönderildi. Diğer şüphelilerle ilgili adli işlemlerin ise sürdüğü bildirildi. Operasyon çerçevesinde ele geçirilen silah, mühimmat ve diğer suç unsurlarına ilişkin incelemelerin de devam ettiği öğrenildi. "Mücadelemiz kararlılıkla sürdürülecek" Bursa İl Emniyet Müdürlüğü tarafından operasyona ilişkin yapılan açıklamada, suç örgütleri ve bu yapılarla bağlantılı şahısların silah ve mühimmat temin ederek kamu düzenini ve vatandaşların huzurunu tehdit etmelerine karşı mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı. Emniyet Müdürlüğü açıklamasında, kent genelinde suç ve suçlularla mücadele kapsamında yürütülen çalışmaların aralıksız devam edeceği belirtildi. Özellikle suç örgütlerinin silah ve mühimmata erişiminin engellenmesine yönelik operasyonların sürdürüleceği kaydedildi. Operasyon kapsamında ele geçirilen silah ve mühimmatlar muhafaza altına alınırken, olayla ilgili soruşturmanın Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sürdüğü bildirildi.

Manisa’da korkutan apartman Haber

Manisa’da korkutan apartman

Manisa’nın Turgutlu ilçesinde zemin oturması nedeniyle kolon ve duvarlarında tehlikeli yarıklar oluşan Emirali Apartmanı, hem bina sakinleri hem de çevredekiler için büyük risk oluşturuyor. Hukuki mücadelesini sürdüren ve korkudan geceleri gözüne uyku girmediğini söyleyen bina sakini Halit Erbulut, facia yaşanmadan yetkililerin acil olarak binada inceleme yapmasını ve karar vermesini istiyor. Manisa’nın Turgutlu ilçesine bağlı Sefa Mahallesi Subaşı Sokak No: 1 adresinde bulunan Emirali Apartmanı’nın yapımına 2010 yılında bir müteahhit tarafından başlandı. İddiaya göre müteahhidin inşaatı yarım bırakması üzerine, temeli atılmış ve kolonları dikilen inşaat projesini binada hak sahibi olan Turgutlulu esnaf Halit Erbulut devralarak 2011 yılında binayı tamamladı. Ancak aradan geçen yıllar içerisinde zemin oturmasına bağlı olarak binada ufak çaplı çatlamalar başladı. Zamanla bu çatlaklar büyüyerek yapının taşıyıcı sistemlerini de tehdit eden tehlikeli yarıklara dönüştü. Kendi oturduğu ve dairelerinin bulunduğu binadaki durumu fark eden Halit Erbulut, özel mühendisler getirterek binada inceleme yaptırdı. Yapılan incelemelerde binanın statiğinin tamamen bozulduğu ve yaşanabilecek en ufak bir depremde veya farklı bir sarsıntıda yıkılabileceği tespiti yapıldı. Bunun üzerine Erbulut, inşaata ilk başlayan müteahhite karşı hukuk mücadelesi başlattı. Turgutlu mahkemelerinde görülen davayı kaybeden Erbulut, yılmayarak dosyayı istinafa taşıdı. "Gerekli mercilere başvurdum ancak hiçbir sonuç alamadım" Binada yapılacak işlemler için bir sonuç alamadığını belirten Erbulut, "Bu binada yaşıyorum. Binamda zeminden kaynaklı oturmalar oldu. Gerekli mercilere başvurdum ancak hiçbir sonuç alamadım. Ancak çarem kalmadı ve bu binada yaşıyorum. 2011 yılında projesi hazır temeli atılmış ve kolonları dikilmiş bir inşaat durumundan ben devraldım. Binada 8 yıl kadar oturduktan sonra çatlaklar oluşmaya başladı. Biz bunu oturmaya bağlı olduğunu düşündük ancak devam edince tadilat yaptırdık. Ancak tadilat sonrasında da çatlaklar devam etmeye başladı" dedi. "Apartmandaki herkes korkup kaçtı" Apartman sakinlerinin binayı terk ettiğini kendisinin de binadan taşınacağını ama binanın çevreye de tehdit oluşturduğunu belirten Erbulut, "Apartmandaki herkes korkup kaçtı. Ben de çıkmayı düşünüyorum. Ancak benim bu apartmandan çıkmam bir şeyi değiştirmiyor. Depremde ve ya bir yıkılma durumunda çevreden geçenlere zarar vereceğini düşünüyorum. Yetkililerin gelip bu konuyla ilgili ne yapılması gerekiyorsa onu yapmaları gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Benim de üzerime düşen ne varsa ben de yapayım" Binada yapılacak işlemler için adli süreç başlattığını ancak bir sonuç alamadığını ifade eden Erbulut, "Adli süreçte bir hakime düştük. Hiçbir çalışma yapılmadı. Sonra başka bir hakim devraldı davayı ancak bir kere keşfe geldi. Sonrasında da dosyayı reddederek kapattı. İstinaf yolu açıktı ancak 2-3 yıl sürebileceğini öğrendim. Ancak bu süreçte acil bir şekilde binayla ilgilenilmesi gerekiyor. Binayla ilgili güçlendirmeyse güçlendirme, yıkılması gerekiyorsa yıkılması kararı alınsın. Benim de üzerime düşen ne varsa ben de yapayım" dedi.

Bakan Gürlek’ten "Ahbaplar Suç Örgütü", uyuşturucu, İmamoğlu ve Terörsüz Türkiye açıklaması Haber

Bakan Gürlek’ten "Ahbaplar Suç Örgütü", uyuşturucu, İmamoğlu ve Terörsüz Türkiye açıklaması

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde görev yapan yargı muhabirlerini Adalet Bakanlığında kabul ederek gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Bakan Gürlek, faili meçhul dosyalardan AHBAP soruşturmasına, uyuşturucu ve yasa dışı bahisle mücadeleden FETÖ soruşturmalarına, Terörsüz Türkiye sürecinden Ekrem İmamoğlu hakkındaki davaya ve adalete güven tartışmalarına kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu. Futbolda bahis ve şike soruşturmalarının sürdüğünü belirten Bakan Gürlek, "Sadece futbol değil, basketbol da dâhil olmak üzere farklı spor alanlarında yasa dışı bahis ve şike iddiaları inceleniyor" dedi. Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturmanın Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütüldüğünü söyleyen Bakan Gürlek, olayın bütün yönleriyle araştırıldığını söyledi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde görev yapan adliye muhabirleriyle bir araya geldiği toplantıda, faili meçhul dosyalardan "Ahbaplar Suç Örgütü" soruşturmasına, uyuşturucuyla mücadeleden İBB soruşturmasına, FETÖ ile mücadeleden "Terörsüz Türkiye" sürecine kadar gündemdeki konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması amacıyla Bakanlık bünyesinde bir birim kurulduğunu belirten Gürlek, "Faili meçhul dosyalar yeniden ele alınıyor. Başsavcılıklarla toplantılar yapılıyor, dosyalardaki imkanlar değerlendiriliyor. Adalet Bakanlığı bünyesinde kurduğumuz bu dairenin çalışmalarıyla güzel sonuçlar aldık. Birim kurulalı dört ay oldu; 46 maktulün yer aldığı 40 dosya aydınlatıldı" dedi. Gürlek, bu çalışmaların vatandaşın adalete olan güvenini artırdığını belirterek, " Bu çalışmalar vatandaşta önemli bir duygu oluşturuyor. Hiçbir şeyin sonsuza kadar karanlıkta kalmayacağı, adaletin er ya da geç tecelli edeceği görülüyor. O dönem deliller yeterince toplanmamış, olaylar bütün yönleriyle aydınlatılamamış olabilir. Ancak devletin bütün imkanlarıyla ve kararlılıkla çalışması halinde yıllar sonra dahi sonuç alınabileceğini görüyoruz. Bu da adalete olan güveni artırıyor" ifadelerini kullandı Muhsin Yazıcıoğlu soruşturması devam ediyor Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasının ilgili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından sürdürüldüğünü belirten Gürlek, "Muhsin Yazıcıoğlu soruşturması devam ediyor. Soruşturma ilgili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yürütülüyor; Ceza İşleri Genel Müdürlüğümüz bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımız da kendi görev alanı çerçevesinde koordinasyon ve dosya inceleme çalışmalarını sürdürüyor" şeklinde konuştu. Yeni faili meçhul soruşturmaları konusunda isim vermenin doğru olmayacağını ifade eden Gürlek, "Bir soruşturmanın başlatılması için hukuken gerekli şüphe şartlarının oluşması gerekir. Faili meçhul dosyaların tamamı ilgili Cumhuriyet başsavcılıklarınca kendi delil durumu içinde değerlendiriliyor" dedi. Gülistan Doku dosyasında naaşın bulunması için çalışma sürüyor Gülistan Doku soruşturmasında önemli ilerlemeler sağlandığını ancak soruşturmanın tamamlandığını söylemek için henüz erken olduğunu belirten Gürlek, dosya kapsamında Umut Altaş'ın da ifadesinin alındığını aktardı. Gürlek, "Burada bizim için en önemli konulardan biri Gülistan'ın naaşının bulunması. Arkadaşlarımız özellikle bu konu üzerinde hassasiyetle çalışıyor. Dosyadaki bazı beyanlarda naaşın birkaç kez yer değiştirmiş olabileceğine ilişkin bilgiler bulunuyor. En son Pertek yolu üzerindeki bir noktaya götürüldüğüne yönelik beyanlar var" ifadelerini kullandı. Naaşın kimyasal maddeler kullanılarak tamamen ortadan kaldırılmış olma ihtimalinin de değerlendirildiğini belirten Gürlek, "Soruşturma kapsamında, geçmiş dönemde bazı kamu görevlilerinin kendilerine tanınan yetkileri usulsüz şekilde kullanarak olayın aydınlatılmasını engellemeye veya bazı delilleri ortadan kaldırmaya çalıştıklarına ilişkin ciddi iddialar ve bulgular da inceleniyor" dedi. Gürlek açıklamasının devamında, "Burada kişinin vali olması veya başka bir makamda bulunması önemli değil. Somut suç şüphesi varsa, kişinin unvanına bakılmaksızın ilgili savcılık hukuk çerçevesinde gereken işlemleri yapar" ifadelerini kullandı. Rojin Kabaiş soruşturmasında teknik incelemeler sürüyor Rojin Kabaiş soruşturmasına ilişkin de konuşan Gürlek, cep telefonuna yönelik teknik incelemelerin sürdüğünü belirtti. Gürlek, "DNA incelemeleri yapıldı. Cep telefonuna yönelik teknik incelemeler de devam ediyor. Ancak şu an itibarıyla doğrudan ve kesin bir sonuca götüren somut bir veriye ulaşıldığını söyleyemeyiz" dedi. Kaşif Kozinoğlu'nun ölümü yeniden araştırılıyor Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturmanın Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütüldüğünü belirten Gürlek, olayın bütün yönleriyle araştırıldığını söyledi. Gürlek açıklamasında, "Kaşif Kozinoğlu, devletimizin yetiştirdiği müstesna isimlerden ve önemli bir devlet görevlisiydi. Maalesef o dönemde Ergenekon kumpası kapsamında tutukluluk süreci geçirirken, sağlıklı, spor yapan ve öz bakımına dikkat eden bir kişi olmasına rağmen şüpheli şekilde hayatını kaybetti" şeklinde konuştu. "Bu konuda önemli ihbarlar ve şikayetler vardı" Gürlek, "Bu konuda daha önce şikayetler ve ihbarlar vardı. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız da bunları dikkate alarak bir soruşturma başlattı. Daha sonra yurt dışında firari bulunan ve FETÖ bağlantısına ilişkin hakkında adli süreç bulunan eski bir cezaevi personelinin önemli beyanlarının ardından bazı adli işlemler gerçekleştirildi. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yeni deliller ortaya çıkarsa yeni işlemler de gündeme gelebilir; buna elbette Cumhuriyet Başsavcılığı delil durumuna göre karar verecektir" şeklinde konuştu. Tüm ihtimallerin soruşturma kapsamında değerlendirildiğini ifade eden Gürlek, "Elbette bunun mutlaka bir cinayet olduğunu peşinen söylemek doğru değil. Bütün ihtimaller soruşturma kapsamında değerlendiriliyor. Süreç devam ediyor" ifadelerini kullandı. "Ucu nereye giderse gitsin, dosyanın içindeki delillere bakın" Cumhuriyet başsavcılıklarının yürüyen soruşturmalarına Bakanlık olarak müdahale etme yetkilerinin bulunmadığını belirten Gürlek, savcıların isim, makam veya unvana bakmadan hareket etmesi gerektiğini söyledi. Bakan Gürlek, "Bizim söylediğimiz şu: ‘Ucu nereye giderse gitsin, kim çıkarsa çıksın; dosyanın kapağındaki ismi kapat, içindeki delillere bak. Kararını yalnızca hukuka ve delile göre ver'" dedi. Soruşturmalara müdahale etme yetkilerinin bulunmadığını vurgulayan Gürlek, "Buradaki yaklaşımımız bir soruşturmanın yönünü göstermek değil; savcının hukuka uygun görevini herhangi bir baskı veya çekince hissetmeden yerine getirebilmesi gerektiğini vurgulamaktır" ifadelerini kullandı. AHBAP soruşturması hakkında konuştu: "MASAK tespitleri ve itirafçı beyanları bulunuyor" AHBAP soruşturmasının devam ettiğini belirten Gürlek, vatandaşların yardım duygularının suç teşkil eden faaliyetlerle istismar edilip edilmediğinin incelendiğini söyledi. Gürlek, "AHBAP'la ilgili soruşturma devam ediyor. Soruşturma kapsamında, vatandaşlarımızın iyi niyetinin ve yardım duygularının suç teşkil eden faaliyetlerle istismarı ayrıntılı biçimde inceleniyor" dedi. Dosyada MASAK tespitleri ve itirafçı beyanlarının bulunduğunu belirten Gürlek, "Soruşturmanın seyri ve ortaya çıkacak yeni deliller doğrultusunda yeni adli işlemler de gündeme gelebilir. Buna elbette ilgili Cumhuriyet başsavcılığı delil durumuna göre karar verecektir. MASAK tespitleri yapılıyor, itirafçı beyanları bulunuyor" ifadelerini kullandı. "Toplanan yardımların amacına uygun kullanıp kullanılmadığı bizim için son derece önemli" Toplanan yardımların akıbeti hakkında konuşan Gürlek, "Toplanan yardımların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığı bizim için son derece önemli. Biliyorsunuz bir keşif heyeti oluşturuldu. Yeni görüntüler de ortaya çıktı. Keşke toplanan bu paraların tamamıyla yardımlar yapılsa, evler inşa edilseydi. Şu anda depolarda çürümeye terk edildiği belirtilen malzemeler var. Bunlar yeni yeni ortaya çıkıyor. Mağdurlar ve şikayetçiler var. Bunlara ilişkin çalışmalar da devam ediyor" diye konuştu. AHBAP soruşturmasında çok sayıda müşteki var AHBAP soruşturması kapsamında müşteki isimlerle görüştüğünü ifade eden Gürlek, "Az önce görüştüğüm bir kişi, o tarihlerde Amerika'da bulunan kliniğine Haluk Levent'in geldiğini anlattı. Türkiye'de bir yardım kuruluşunun bulunduğunu, kamuoyunca da tanınan bir kişi olduğunu söyleyerek kendisinden yardım istediğini ifade etti. O kişi de ‘Tamam, ne gerekiyorsa verelim' diyor. Söz konusu para 4 milyon 600 bin dolar. Hatta buna ilişkin senet de düzenlenmiş" ifadelerini kullandı. "Bunların her biri ilgili başsavcılık tarafından inceleniyor" Gürlek açıklamasının devamında, "Dosyada buna benzer çok sayıda senet olduğu belirtiliyor. Bunların her biri ilgili başsavcılık tarafından ayrıştırılarak hukuki ve mali yönden inceleniyor. Bazı işlemlerde Haluk Levent'in kendi adına borç aldığı, ‘Bu parayı kullanacağım' dediği veya taşınmaz aldığına ilişkin belgeler bulunuyor. Ancak daha sonra bu paraların ödenmediği iddia ediliyor. Sorun da burada başlıyor" şeklinde konuştu. Uyuşturucu ve yasa dışı bahis operasyonları devam edecek Uyuşturucuyla mücadelede taviz vermediklerini belirten Gürlek, "Uyuşturucuyla mücadele kapsamındaki operasyonlar devam edecek. İlgili başsavcılıklar tarafından üzerinde çalışılan ve değerlendirilen dosyalar var. Uyuşturucu konusunda kesinlikle taviz vermiyoruz" dedi. Gürlek, kamuoyunca tanınan isimlere ve sanat camiasına yönelik soruşturmaların da caydırıcı etkisinin bulunduğunu belirterek, "Özellikle kamuoyunca tanınan isimler ve sanat camiasına yönelik soruşturmaların da önemli bir caydırıcı etkisi oldu. Bundan sonraki süreçte uyuşturucuyla mücadelenin farklı alanlarında da adli soruşturmalar gündeme gelebilir" ifadelerini kullandı. Futbolda bahis ve şike soruşturmalarının da sürdüğünü belirten Gürlek, "Sadece futbol değil, basketbol da dâhil olmak üzere farklı spor alanlarında yasa dışı bahis ve şike iddiaları inceleniyor" dedi. "Vatandaşın doğrudan ekonomik hayatını ve kamu sağlığını etkileyen sektörlere de bakılıyor." Beyaz et ve şeker sektörüne yapılan operasyonlardan bahseden Gürlek, "Bunun yanında vatandaşın doğrudan ekonomik hayatını ve kamu sağlığını etkileyen sektörlere de bakılıyor. Beyaz et sektörüne yönelik bir operasyon yapıldı. Şeker sektöründe kamu sağlığını ilgilendiren bir operasyon gerçekleştirildi. Benzeri alanlarda, somut suç şüphesi oluşması hâlinde yetkili adli makamlarca yeni soruşturmalar yürütülebilir." ifadelerini kullandı. SPK ile piyasa soruşturmaları takip ediliyor Borsadaki işlem hacminin son yıllarda ciddi şekilde büyüdüğünü belirten Gürlek, yatırımcıların mağduriyet yaşadığı bazı konuların da incelendiğini söyledi. Gürlek, "SPK ile koordinasyon içerisinde takip edilen süreçler oluyor. Özellikle manipülasyon konusunda mevzuatın SPK'ya verdiği yetkiler ve usuller var. Adli süreçler de bu yasal çerçeve içerisinde yürütülüyor" ifadelerini kullandı. "FETÖ bir casusluk örgütü" FETÖ ile mücadelenin tavizsiz şekilde sürdüğünü belirten Gürlek, "FETÖ yıllarca planlı biçimde hareket ederek en sonunda 15 Temmuz'da ülkeyi ele geçirmeye çalışan bir ihanet örgütü. Aynı zamanda bir casusluk örgütü" dedi. Devletin son derece dikkatli olduğunu belirten Gürlek, "Bu örgütün amaçlarından ve yöntemlerinden vazgeçtiğini düşünmemek lazım. Şu anda kabuğuna çekilmiş gibi görünebilir ancak yeni yapılanma arayışları bulunabiliyor. Finansal kaynaklarına ilişkin çalışmalar var. Farklı isimler ve yapılar altında yeniden örgütlenme veya kamu kurumlarına sızma girişimlerine karşı devlet son derece dikkatli" şeklinde konuştu. Farklı isim ve yapılar altında yeniden örgütlenme veya kamu kurumlarına sızma girişimlerine karşı devletin dikkatli olduğunu belirten Gürlek, "Biz bunlara müsaade etmeyeceğiz. FETÖ ile mücadele tavizsiz şekilde devam ediyor" ifadelerini kullandı. Umut Altaş ve Eylem Tok'un iade süreçleri takip ediliyor Yurt dışındaki şüpheli ve sanıkların iade süreçlerini de yakından takip ettiklerini belirten Gürlek, "Umut Altaş'la ilgili iade talebinde bulunduk. Olumlu gelişmeler de oldu. Sürecin iade yönünde ilerlemesini bekliyoruz ancak nihai kararın ilgili ülkenin yetkili yargı ve idari makamlarına ait olduğunu da unutmamak gerekir" dedi. Eylem Tok hakkında ise iade yönünde karar verildiğini ancak kararın üst mahkemeye taşındığını belirten Gürlek, "Karar üst mahkemeye taşındı. Dolayısıyla üst mahkemenin kararının beklenmesi gerekiyor. Biz iade taleplerimizin arkasındayız ve bu süreçleri hassasiyetle takip ediyoruz" ifadelerini kullandı. Terörsüz Türkiye süreci Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin de açıklamalarda bulunan Gürlek, " Terörsüz Türkiye sürecinde çerçeve yasa yaklaşık 467 oyla kabul edildi. Bu gerçekten çok büyük bir başarı" ifadelerini kullandı. Yasanın yürürlüğe girmesi için örgütün tamamen silah bırakması gerektiğini ifade eden Gürlek, "Örgütün silah bırakması, silahlarını teslim etmesi ve tüm unsurlarıyla tasfiye edilmesine ilişkin süreç Milli Savunma Bakanlığımız ve MİT tarafından takip ediliyor" dedi. Gürlek, Adalet Bakanlığının ise kanunun yürürlüğe girmesinin ardından ortaya çıkacak hukuki ve idari süreçler için hazırlık yaptığını söyledi. Çocuk Paketi yürürlüğe girdi Çocukların suça sürüklenmesinin yalnızca adli boyutuyla ele alınamayacağını belirten Gürlek, "Adalet sistemi suç işlendikten sonra devreye giriyor. Bir suç işlendiğinde savcılık süreci başlıyor. Ancak çocuğu suça iten sebepler çok daha önce ortaya çıkıyor. Bir çocuk sorunlu bir aile ortamından gelebiliyor, okulda problemler yaşayabiliyor veya sosyal çevresinden olumsuz etkilenebiliyor. Dolayısıyla mesele yalnızca adli boyutuyla ele alınamaz" ifadelerini kullandı. Gürlek, Çocuk Paketi kapsamında, "Çocuk Paketi kabul edildi. Artık ‘suça sürüklenen çocuk' kavramı yerine ‘adli süreçteki çocuk' yaklaşımı getirildi. Buradaki amaçlardan biri, suç örgütlerinin çocukları kolayca kullanabilmesini önlemek; diğeri ise çocuğun işlediği fiilin hukuki sonuçlarının daha açık ve caydırıcı hâle gelmesini sağlamaktır. Örgüt çocuğu kullanamayacak; çocuk da kendisinin suç faaliyetlerinde araç olarak kullanılmasının ciddi hukuki sonuçları bulunduğunu bilecek." ifadelerini kullandı. Ailelerin sorumluluğunu güçlendirdiklerini ifade eden Gürlek, "Ailelerin sorumluluğunu da güçlendirdik. Daha önce bu konuda bazı boşluklar vardı. Aileler çocuklarının eğitimine, davranışlarına, sosyal çevresine ve bulunduğu ortamlara karşı daha fazla sorumluluk üstlenmek zorunda" şeklinde konuştu. İmamoğlu davası: "Nihai takdir mahkemeye ait" Ekrem İmamoğlu'nun da sanıkları arasında bulunduğu davaya ilişkin konuşan Gürlek, yargılamanın devam ettiğini belirtti. Soruşturma aşamasında alınan ‘İnsanlar aileleriyle tehdit edildi, baskı yapıldı, tutuklamayla korkutuldu ve bu nedenle savcılıkta ifade verdiler; mahkemede bu ifadelerinden dönecekler' şeklindeki iddialar hakkında konuşan Gürlek, "Başsavcılık görevini yürüttüğüm dönemde, soruşturma dosyasındaki eylemlerin delillerle desteklendiği yönündeki kanaatimi ifade etmiştim. Ancak dosya artık kovuşturma aşamasında. Bundan sonra delillerin değerlendirilmesi, tanık beyanlarının güvenilirliği ve sanıkların hukuki durumuyla ilgili nihai takdir mahkemeye aittir" ifadelerini kullandı. "Bu yargılamanın ne zaman tamamlanacağını benim söylemem mümkün değil" Kararın tamamen mahkemenin yetkisinde olduğunu ifade eden Gürlek, "Mahkeme yargılamasını yapıyor, tanıkları dinliyor, sanık müdafilerinin beyanlarını alıyor ve savunmaları değerlendiriyor. Bu yargılamanın ne zaman tamamlanacağını benim söylemem mümkün değil. Sürecin takvimi ve verilecek karar tamamen mahkemenin yetkisinde." şeklinde konuştu. Ek iddianame çalışmaları sürüyor İmamoğlu dosyasına ilişkin ek iddianame çalışmalarının bulunup bulunmadığı sorusuna da yanıt veren Gürlek, "Evet, Cumhuriyet başsavcılığı tarafından ek iddianameye konu olabilecek yeni delil, rapor ve hukuki değerlendirmeler üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Yeni bazı ihale raporları söz konusu olduğu belirtiliyor" ifadelerini kullandı. Ahmet Davutoğlu ve Melih Gökçek soruşturmaları Ahmet Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanı'na hakaret iddiasıyla soruşturma başlatıldığını belirten Gürlek, "Burada hukuken bakılması gereken iki temel husus var. Birincisi suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı, ikincisi ise zamanaşımı. Cumhurbaşkanı'na hakaret suçu bakımından burada zamanaşımı süresinin dolmadığı değerlendiriliyor. ‘O video o tarihte vardı, neden o zaman işlem yapılmadı da şimdi yapıldı?' denilebilir. Bir soruşturmanın hangi tarihte başlamış olması tek başına hukuka aykırılık anlamına gelmez. Bir ihbar, CİMER başvurusu veya şikayet üzerine savcılık önüne gelen iddiayı hukuken değerlendirebilir. Suçun oluşup oluşmadığına ve zamanaşımına ilişkin değerlendirmeyi de soruşturmayı yürüten savcılık yapar. Az önce söylediğim gibi, burada isim ve sıfat üzerinden hareket edilmez" ifadelerini kullandı. Melih Gökçek ve oğullarıyla ilgili şikayet ve başvuruların da Cumhuriyet başsavcılığınca değerlendirildiğini belirten Gürlek, "Melih Gökçek ve oğullarıyla ilgili konu da kamuoyunda uzun süre tartışıldı. Şikayet ve başvurular yapıldı. Cumhuriyet başsavcılığı da kendisine ulaşan ihbar ve şikâyetleri hukuken değerlendirdi, soruşturma başlattı ve bazı ifadeler aldı. Bundan sonraki süreç de deliller çerçevesinde savcılığın takdirinde ilerleyecek" diye konuştu. "Cezasızlık algısının üzerine gidiyoruz" Vatandaşların adalete güven konusunda öne çıkardığı başlıklardan birinin yargılamaların uzun sürmesi olduğunu belirten Gürlek, yargılamaların makul sürede tamamlanmasına yönelik çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Toplumda oluşan cezasızlık algısının da üzerine gittiklerini belirten Gürlek, "Toplumda ‘Suç işleyenin yanına kar kalıyor' şeklinde bir kanaat oluşmuştu. Bunun özellikle üzerine gidiyoruz" dedi. Hakim ve savcıların da hukuk karşısında ayrıcalıklı olmadığını vurgulayan Gürlek, "Hakim veya savcı olmak kimseye ayrıcalık sağlamaz. Trafikte bir olaya karışmışsa vatandaş için hangi hukuk uygulanıyorsa onun için de aynı hukuk uygulanır" ifadelerini kullandı. Gürlek açıklamasının devamında, "Bu konuda soruşturma ve disiplin istatistiklerini de yakından takip ediyoruz. Çünkü hakim ve savcı toplumda güven duyulan bir konumda olmak zorunda. Yaklaşık 27 bin 500 kişilik bir yargı teşkilatından söz ediyoruz. Bunun belki yüzde 3-5'lik küçük bir kesiminin meslek onuruna zarar veren davranışları yüzünden yüzde 90'dan fazla büyük bir kesimin zan altında kalmasını kabul edemeyiz. Bu nedenle bu konularda gerekli adımları atıyoruz" şeklinde konuştu. "Suç işleyenin yanına kar kalıyor' şeklinde bir kanaat oluşmuştu. Bunun özellikle üzerine gidiyoruz" Kamuoyunda infial oluşturan hadiseler ile ilgili konuşan Gürlek, "En son Van'da ‘Kara Haydar' olarak kamuoyuna yansıyan bir olay oldu. Daha sonra olayın farklı boyutları ortaya çıktı. İnsanların gözü önünde, kaynağı açıklanamayan yüksek miktarda para ve aşırı gösterişli yaşam görüntüleri üzerinden devletin ve kamu kurumlarının itibarıyla oynanmasına müsaade edilemez. Bir tarafta insanlar geçim sıkıntısı çekerken diğer tarafta kaynağı tartışmalı servetin, korumaların ve lüks hayatın sosyal medyada teşhir edilmesi toplumda ciddi rahatsızlık meydana getiriyor. Son dönemde sosyal medya fenomenliği üzerinden de bu tür örnekler çoğaldı. Elbette sosyal medya fenomenliği ayrı ve meşru bir alan. Ancak suç teşkil eden bir mali faaliyet, kamu kurumlarına yönelik hukuka aykırı eylem veya başka bir suç şüphesi varsa bunun gereğini bağımsız yargı makamları yapar. Bizim yaklaşımımız bu. Suç kim tarafından işlenirse işlensin aynı hukuk uygulanmalı" ifadelerini kullandı. "Gazetecilere saldırı, toplumun haber alma hakkına karşı da bir saldırıdır" Basın mensuplarına yönelik saldırılara da değinen Gürlek, gazetecilerin toplumun haber alma hakkına hizmet ettiğini belirtti. Gürlek, "Basın mensuplarına yönelik fiziki saldırılar maalesef zaman zaman yaşanabiliyor. Siz sonuç itibarıyla toplumun haber alma hakkına hizmet eden, kamusal nitelikte bir görev yapıyorsunuz" dedi. Gazetecilere görevlerini yaptıkları sırada yönelen saldırıların yalnızca kişiye yönelik olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Gürlek, "Bu nedenle gazetecilere, görevlerini yaptıkları için yönelen saldırıların yalnızca bireye karşı değil, toplumun haber alma hakkına karşı bir saldırı olarak da değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Adalet Bakanı Akın Gürlek'in açıklamaları, basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.