Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Adalet

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Adalet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adalet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars: "Emekli açlık sınırı altında çırpınıyor" Haber

TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars: "Emekli açlık sınırı altında çırpınıyor"

Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars, resmi enflasyon rakamlarının hayat pahalılığı ile ilgisi olmadığını kaydederek geçim sıkıntısı yaşayan emekliler için acil düzenlemeler yapılması çağrısında bulundu. ‘ENFLASYON RAKAMLARI GERÇEKÇİ DEĞİL’ Mart ayı enflasyon verilerini değerlendiren TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars, “TÜİK’e göre aylık enflasyon yüzde 1,94 artarken yıllık enflasyon yüzde 30,87 olarak kaydedildi. ENAG’a göre ise enflasyon aylık yüzde 4,10 artarken yıllık enflasyon yüzde 54,62 oldu. TÜİK’in rakamları, çarşı-pazardaki enflasyon ateşini yansıtmıyor. İnsanımız eti, balığı unuttu zaten. Uzun süredir sebze-meyve de alamıyor. Alan da ancak adetle alıyor. Markete, pazara giren eli boş çıkıyor. Son olarak 200 gram ekmeğin fiyatının 17,5 TL’ye çıkması bile hayat pahalılığı için tek başına yeterli bir gösterge. Yani yüzde 2’ye yakın bir enflasyon nerede var, göstersinler de bilelim!” diye konuştu. TÜRK-İŞ’in Mart ayı verilerine göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 32.793 TL’ye, yoksulluk sınırının da 106.817 TL’ye yükseldiğini hatırlatan Başkan Kenan Pars, “Bu tablo, milyonlarca emeklinin içinde bulunduğu ekonomik çıkmazı açıkça ortaya koymaktadır. Bugün 20 bin TL olan en düşük emekli aylığı, açlık sınırının yalnızca yüzde 60’ını, yoksulluk sınırının ise yaklaşık yüzde 20’sini karşılayabilmektedir. Bu durum, emeklilerimizin temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale geldiğini göstermektedir. Artan gıda fiyatları, sağlık giderleri ve temel ihtiyaç harcamaları karşısında alım gücü her geçen gün düşmektedir. Bayramlar bile sevinç değil, kaygı nedeni haline geldi Emekliler torunlarına mahcup olmamak için bayramlardan kaçınır hale gelmiştir.” dedi. ‘AYLIK BAĞLAMA ORANLARI DEĞİŞMELİ’ Emeklilerin özlük hakları ile ilgili düzenlemelere de tepki gösteren Kenan Pars, “Bugün yaşanan bu tablonun temelinde, 2008 yılında yürürlüğe giren 5510 Sayılı Yasa ile aylık bağlama oranlarının düşürülmesi yatmaktadır. Çalıştıkça artması gereken emekli maaşları, sistematik olarak geriletilmiştir. Prim gün sayısı artmış, emeklilik yaşı yükselmiş, çalışma süreleri uzamış; ancak tüm bu fedakârlıklara rağmen emekli maaşları düşmüştür. Bu durum, sosyal adalet ilkesiyle çelişiyor” ifadelerini kullandı. ‘MESELE GEÇİM DEĞİL, ADALET MESELESİ’ Pars, emeklilerin taleplerini şu şekilde özetledi: “En düşük emekli aylığı derhal açlık sınırı seviyesine yükseltilmeli, üzerine seyyanen refah payı eklenmeli. Aylık bağlama oranı, 1999 öncesi seviyelere çekilmeli. Emeklilere yönelik sağlık, ulaşım, bakım ve sosyal destek hizmetleri yaygınlaştırılmalı. Yerel yönetimler ve merkezi idare, emeklilerin yoğun yaşadığı bölgelerde özel sosyal politikalar geliştirmeli. Yaşlı haklarının güvence altına alınması için uluslararası sözleşmelere taraf olunmalı ve anayasal düzenlemeler yapılmalı. Emekliler; bu ülkenin temel direğidir, çimentosu, taşıdır. Mesele, yalnızca geçim meselesi değil; mesele adalet meselesi. TÜED Uludağ Şubesi olarak, emeklilerimizin hak ettiği yaşam koşullarına kavuşması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

Bursa'da İYİ Parti ve Anahtar Parti’den Mustafa Bozbey açıklamaları Haber

Bursa'da İYİ Parti ve Anahtar Parti’den Mustafa Bozbey açıklamaları

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in gözaltına alınması, siyaset dünyasında geniş yankı uyandırırken, İYİ Parti ve Anahtar Parti’den konuyla ilgili peş peşe açıklamalar geldi. İYİ PARTİ’DEN ADALET VE HUKUK VURGUSU İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya, Mustafa Bozbey’in gözaltına alınması ile ilgili olarak, süreci dikkatle takip ettiklerini belirtti. Kaya, “Hukuk devleti ilkesinin temel gereği; herkesin masumiyet karinesi çerçevesinde değerlendirilmesi, adil ve şeffaf bir yargı sürecinin işletilmesidir. Soruşturma süreçlerinin siyasi saiklerden uzak, tamamen hukukun üstünlüğü ve evrensel hukuk normları doğrultusunda yürütülmesi gerektiğine inanıyoruz” dedi. Başkan Kaya, ayrıca, seçilmiş bir belediye başkanının gözaltına alınmasının yalnızca şahsını değil, aynı zamanda kendisine oy veren vatandaşların iradesini de yakından ilgilendirdiğini ifade etti. “Bu nedenle sürecin şeffaf, hızlı ve adil bir şekilde sonuçlandırılması büyük önem arz etmektedir. İYİ Parti olarak, hukukun üstünlüğünü, demokrasiye olan bağlılığımızı ve millet iradesine saygıyı her koşulda savunmaya devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz” diye konuştu. ANAHTAR PARTİ’DEN YARGI SÜRECİNE DİKKAT ÇEKİLDİ Öte yandan, Mustafa Bozbey’in gözaltına alınmasının ardından Anahtar Parti de yazılı bir açıklama yaparak süreci değerlendirdi. Parti, adaletin toplum vicdanında karşılık bulmasının önemine dikkat çekerek, hukukun temel ilkeleri olan tarafsızlık, şeffaflık ve eşitliğin korunması gerektiğini vurguladı. Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan açıklamasında, Bozbey hakkındaki soruşturmanın ve sonrasında verilen tutuklama kararının kamuoyunda geniş tartışmalara neden olduğunu ifade ederek, yargı süreci devam eden bir konuda peşin hükümlere varılmasının doğru olmadığı ve masumiyet karinesinin gözetilmesi gerektiğinin altını çizdi. Anahtar Parti, yargı sürecinin adil, şeffaf ve hızlı bir şekilde tamamlanmasını, aynı zamanda kamu vicdanını tatmin edecek bir sonucun ortaya çıkmasını temenni etti.

Bursa’nın fethinin 700. yılında anlamlı sempozyum Haber

Bursa’nın fethinin 700. yılında anlamlı sempozyum

Bursa’nın fethinin 700. yılı dolayısıyla düzenlenen “Osmanlı’nın Kuruluşu ve Bursa’nın Fethi Sempozyumu”, akademi ve tarih dünyasını bir araya getirdi. Türk Tarih Kurumu, Türkiye Bilimler Akademisi, Bursa Uludağ Üniversitesi ve Yıldırım Belediyesi iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlikte, Osmanlı’nın kuruluş süreci ve Bursa’nın fethi farklı yönleriyle değerlendirildi. BURSA’NIN FETHİ BİR GÖNÜL FETHİDİR Sempozyumun açılışında konuşan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Bursa’nın yalnızca bir şehir değil, büyük bir medeniyetin doğduğu merkezlerden biri olduğunu vurguladı. Bursa’nın fethinin sadece askeri bir zafer olmadığını belirten Yılmaz, bu fetihin aynı zamanda bir gönül fethi olduğunu ve yeni bir çağın başlangıcı olduğunu söyledi. Bursa’nın Osman Gazi’nin hayali ve Orhan Gazi’nin fethiyle 1326 yılında Osmanlı’nın ilk başkenti olduğunu hatırlatan Başkan Yılmaz, şehrin tarih boyunca ilim, ticaret ve sanatın merkezi haline geldiğini ifade etti. Başkan Yılmaz, "Bu topraklar; antik dönemden Selçuklu’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan köklü bir tarihî birikimin üzerinde yükselmiştir. Bursa, Osmanlı’nın ilk başkenti olmasının yanı sıra ilmin, ticaretin, sanatın ve şehirleşmenin de öncüsü olmuştur. İlk Osmanlı parası burada basılmış, ilk hastanelerden biri burada açılmış, çini sanatı burada gelişmiş ve şehir vakıf medeniyetinin en güzel örnekleriyle donatılmıştır. Altı padişahın ve yirmi şehzadenin ebedi istirahatgâhı olan Bursa, aynı zamanda bir ruhun taşıyıcısıdır. Bu ruh; adalettir, merhamettir ve “insanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışıdır" diye konuştu. BİZLER ŞEHRİMİZE SAHİP ÇIKMAYI BİR VEFA BORCU OLARAK GÖRÜYORUZ "Tarihini bilen milletler yönünü kaybetmez" diyen Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Şehrin ruhunu koruyanlar kimliğini yitirmez. Medeniyetine sahip çıkanlar istikbalini başkalarına teslim etmez. Bizler, şehrimizin ve ülkemizin tarihine sahip çıkmayı bir görev değil, bir vefa borcu olarak görüyoruz. Bursa’nın emanetini taşımayı ise bir sorumluluk değil, bir şeref olarak kabul ediyoruz. Bu vesileyle sempozyuma katkı sunan kıymetli akademisyenlerimize, araştırmacılarımıza ve siz değerli misafirlerimize gönülden teşekkür ediyorum. Ayrıca bu önemli organizasyonda birlikte çalıştığımız Türk Tarih Kurumu’na, Türkiye Bilimler Akademisi’ne, Bursa Uludağ Üniversitesi’ne ve Yıldırım Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü’ne şükranlarımı sunuyorum. Temennimiz; bu sempozyumun fetih ruhunu yeniden idrak etmemize vesile olması ve geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kurmasıdır. Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyor, sempozyumumuzun hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Bursa sizinle güzel” dedi. BU FETİH YENİ BİR ÇAĞIN BAŞLANGICI OLMUŞTUR Bursa Uludağ Üniversitesi Rektör Vekili Cafer Çiftçi ise Bursa’nın fethinin yalnızca bir toprak kazanımı değil, aynı zamanda adalet, hoşgörü ve estetik anlayışının yeşerdiği yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu söyledi. Çiftçi, Bursa’nın kısa sürede farklı coğrafyalardan gelen ilim insanları ve tüccarlarla gelişerek önemli bir ticaret ve kültür merkezi haline geldiğini belirtti. Konuşmalarda, Bursa’nın tarih boyunca sahip olduğu ticari ve kültürel zenginliğe dikkat çekilerek, şehrin Venedik, Cenova ve Floransa gibi önemli ticaret merkezleriyle kurduğu ilişkilerin altı çizildi. İki gün sürecek sempozyumda alanında uzman akademisyenler, Osmanlı’nın kuruluşu ve Bursa’nın fethine dair yeni bakış açıları sunarken; etkinliğin geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir bağ kurulmasına katkı sağlaması hedefleniyor.

Bakan Gürlek: "Adalet güçlüden yana algısını hep birlikte kıracağız" Haber

Bakan Gürlek: "Adalet güçlüden yana algısını hep birlikte kıracağız"

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’ni ziyaret etti. Bölge İdare Mahkemesi Daire Başkanları ve İdare Mahkemeleri Başkanlarıyla toplantıda bir araya gelen Bakan Gürlek, yaptığı konuşmada uygulamada yaşanan sorunları yerinde dinlemek istediklerini belirterek, "Sorunlarınızı dinlemek için geldik. Uygulamaya ilişkin karşılaştığınız sorunlar varsa bakan yardımcılarımızla birlikte buradayız" diye konuştu. Yargıya güveni etkileyen iki temel sorun olduğuna dikkat çeken Bakan Gürlek, adliyelere olan güven duygusunun istenilen seviyede olmadığını söyledi. Adalet Bakanı Gürlek, "Bunun iki temel sebebi var. Birincisi davaların, yargılamaların uzaması. İkincisi de adaletin güçlüden yana olduğu algısı var. Hepiniz çok yoğun çalışıyorsunuz. Bundan eminim ben. Evlerinize dosya götürüyorsunuz. İstanbul’da görev yapan bütün hakim, savcılar mutlaka ailesinden ödün veriyor. Kendinden ödün veriyor. Sizden bir meslektaşınız olarak dosyalarınıza ihtimam göstermenizi rica ediyorum. Yargılama sürelerinin uzamamasını rica ediyorum. Biz büyük bir aileyiz. Adalet güçlüden yana algısını hep birlikte kıracağız" dedi. Toplantıda yargı mensuplarına çağrıda bulunan Bakan Gürlek, davaların makul sürede sonuçlandırılmasının önemine dikkat çekti. Bakan Gürlek, "Dosyalarınıza sahip çıkmanızı istiyorum. Kendinizi vatandaşın yerine koymanızı istiyorum. İdari yargı olarak verdiğiniz bir yürütmeyi durdurma kararı anlık olarak sistemi kilitleyebiliyor" diye konuştu. Geciken dosyalar yakından takip edilecek Bakan Gürlek, yargıda hedef süreleri önemsediklerini belirterek, "Bir dava hedef sürede bitmezse bunun makul bir gerekçesi olmalı. Eğer iş yoğunluğu varsa yeni mahkeme kurulacak veya hakim ve personel takviyesi yapılacak. Ama hakimden kaynaklanan bir gecikme varsa gereği yapılacak" ifadelerini kullandı. Yargı teşkilatının büyük bir yapı olduğunu belirten Bakan Akın Gürlek, mesleğe zarar veren kişilerle de mücadele edeceklerini vurguladı. İstanbul’daki hakim ve savcılar için lojman imkanlarının artırılacağını belirten Bakan Gürlek, Anadolu yakasında yeni lojmanların alındığını, ayrıca Esenler’de de yeni bir proje planlandığını açıkladı. Bakan Gürlek, "Anadolu Yakası’nda yeni lojmanlar aldık. Esenler’de de yaklaşık 300 lojman almayı düşünüyoruz. Lojman problemini çözeceğiz" şeklinde konuştu. Bakan Gürlek, Hakimler ve Savcılar Kurulu ilke kararları kapsamında İstanbul’daki görev süresine ilişkin düzenlemeye de değindi. İstanbul’un doğu görevi kapsamında değerlendirileceğini belirten Bakan Gürlek, görev süresinin 10 yıl olarak belirlendiğini söyledi.

SP lideri Arıkan Bursa'da iftar programında konuştu: "Laiklik dindarlık kavgası çıkarmaya çalışıyorlar" Haber

SP lideri Arıkan Bursa'da iftar programında konuştu: "Laiklik dindarlık kavgası çıkarmaya çalışıyorlar"

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, hükümetin muhalefete yönelik PKK, Terör Örgütü Liderini çıkartacaklar algısının da çöktüğünü hatırlatarak, “Ellerinde başka argüman kalmadı, laiklik dindarlık kavgası çıkarmaya çalışıyorlar. Muhalefetin tamamı bu konuda dikkatli olmak zorundadır” dedi. 2027 yılı sonbaharına kalacak seçimlerin erken seçim olmayaçcağını bir kez daha yineleyen Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan, 2026 yılı içinde olmayan, ya da en geç 2027 ilkbaharında yapılacak olan erken seçime evet diyeceklerini bildirerek, SP ve Yeni Yol Grubu olarak diğer erken seçim taleplerine kapıyı kapadıklarını söyledi. CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ve Saadet Partisi Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca’nın da yer aldığı iftar programı yoğun ilgi gördü. Elegans Düğün Salonunda yapılan “Adalet Sofraları” iftar buluşmasında ayrıca CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, DEVA Partisi İl Başkanı Tayfun Öztürk, İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya , Millet Partisi Bursa İl başkanı Hüsamettin Akyıldız, DSP İl Başkanı Mehmet Seskır ve Yeniyol Partisi Genel Başkanı İzzettin Küçük’te yer aldı. Gazi ve Şehit Yakınlarının yanı sıra, Hürriyet Köylüleri Dayanışma Derneği gibi birçok sivil toplum örgütü temsilcisi de Adalet Sofrasının konuğu oldu. Adalet Sofraları İftar Buluşmasının açış konuşmasını yapan Saadet Partisi Bursa İl Başkanı Hamza Gürsel, adil olanı, ahlaklı olanı yeniden hatırlamak amacıyla adalet sofralarında buluştuklarını söyledi. Adalet kavramının mahkemelerin ve hukuk sisteminin konusu olmadığını anlatan Hamza Gürsel, “Adalet doğal hayatın kendisi demektir. Adalet aynı zamanda şehirlerin, ülkelerin değil, dünyanın meselesidir. İnsanlığı ilgilendiren en önemli konudur. Saadet Partisi olarak bizler adaleti hakim kılma mücadelesi veriyoruz. Adalet olmazsa insanlık huzur bulamaz. Bu sofra adalet sofrasıdır” diye konuştu. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’da, Ramazan’ın yalnızca aç kalmaktan ibaret olmadığını vurgulayarak, bu ayın paylaşma ve yardımlaşma bilincini artırdığını belirtti. Arıkan, “Ramazan bizlere sadece aç kalmayı değil, başkalarını aç bırakmamayı da öğreten bir aydır. Bu ayda buluşmayı, dayanışmayı ve empatiyi daha güçlü şekilde konuşmasının devamında dünyadaki gelişmelere de değinen Arıkan, özellikle Orta Doğu’daki çatışmalar üzerinden bazı ülkelerin müdahalelerini eleştirdi. Demokrasi, insan hakları ve özgürlük söylemleriyle yapılan müdahalelerin bölgelerde daha fazla acı ve gözyaşı getirdiğini ifade etti. Arıkan, “Ne zaman bir bombardıman eşliğinde demokrasi ve özgürlük getirileceği söylense geriye kalan sadece kan kokan topraklar, gözyaşı döken anneler ve yetim kalan çocuklar oluyor.” ifadelerini kullandı. İran’a yönelik saldırılar üzerinden değerlendirmelerde bulunan Arıkan, bölgede yaşanan gelişmelerin büyük güçlerin çıkar mücadeleleriyle bağlantılı olduğunu savundu. Arıkan, hiçbir jeopolitik hesap veya enerji mücadelesinin insanların hayatından daha değerli olamayacağını belirterek, “Hiçbir jeopolitik hesap, hiçbir enerji koridoru mücadelesi bir çocuğun yaşama hakkının elinden alınmasını haklı gösteremez.” dedi. Konuşmasının sonunda dünyada barış ve adalet çağrısı yapan Arıkan, Türkiye’nin tarih boyunca emperyalist baskılara karşı direnen bir ülke olduğunu belirtti. Mazlum coğrafyaların yanında durmanın önemine vurgu yapan Arıkan, daha adil bir dünya için dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, konuşmasının devamında Türkiye’nin dış politikada dikkatli olması gerektiğini belirterek bölgedeki gelişmelere ilişkin uyarılarda bulundu. Arıkan, Türkiye’nin emperyalist güçlerin planlarının parçası olmaması gerektiğini vurguladı. Arıkan, “Neticesi ne olursa olsun Türkiye, Amerika ile birlikte hareket etmemelidir. Bölge ülkelerinin toprakları emperyalistlerin kullanımına açılmamalıdır. Türkiye’yi savaşa çekmek isteyen odaklara karşı son derece dikkatli olunmalıdır.” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin ABD ve İsrail ile aynı cephede yer almaması gerektiğini dile getiren Arıkan, dış politikada bağımsız bir duruş sergilenmesi gerektiğini söyledi. Arıkan, “Türkiye asla Amerika ve İsrail ile aynı cephede olmamalıdır. Biz emperyalistlerin taşeronu olamayız, dışarıdan yapılan operasyonlara aparat olamayız.” dedi. Bölge ülkelerinin kendi aralarında dayanışma içinde olması gerektiğini ifade eden Arıkan, barışın ancak adalet temelinde kurulabileceğini belirtti. Arıkan, “Hak ve adalet ekseninde bir bölgeyi birlikte var edebiliriz. Bölgeye savaş getirip petrol götürenlerin yanında olmayız, buna da asla müsaade etmeyiz.” diye konuştu. Konuşmasının sonunda ABD’nin müdahalelerine de değinen Arıkan, geçmişte yapılan müdahalelerin bölgelere huzur getirmediğini savundu. Arıkan, “Amerika’dan hiçbir zaman özgürlük gelmez. Biz Türkiye’de kanlı ve kirli postallarıyla dolaşan ABD askeri istemiyoruz.” ifadelerini kullandı. İftar programı sonrasında gazetecilerle bir araya gelen Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan, burada basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Trafik cezalarına değinen Arıkan, hükümetin adeta savunma sanayisinden sonra Ceza Sanayisi kurduğunu anlattı. Bir yılda cezalardan elde edilmesi hedeflenen tutarın neredeyse üç katının sadece Ocak ayında kesildiğini belirten Arıkan, faize ve rantiyeye para bulan hükümetin iş emekli, emekçi hakkına gelince algı oparasyonlarına sarıldığına dikkat çekti. En düşük emekli aylığının asgari ücret seviyesine çıkarılması ve diğer aylık oranlarının da eşit biçimde artırılmasını öngören 1 milyon 200 bin imzalı dilekçeyi ve önergeyi meclise sunduklarını anımsatan Mahmut Arıkan, halen cevap beklediklerini söyledi. Faize ve ranta giden muslukları, kendi iktidarları döneminde vatandaşa aktaracaklarını kaydeden Mahmut Arıkan, ittifaklar için de daha erken olmasına rağmen, iktidar olacakları muhalif partiler içinde ittifak yapabileceklerini söyledi. İktidarın ülke yönetiminde argümanı kalmadığını da anlatan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, “Ellerinde başka argüman kalmadı, laiklik dindarlık kavgası çıkarmaya çalışıyorlar. Muhalefetin tamamı bu konuda dikkatli olmak zorundadır” dedi. Mahmut Arıkan, son olarak, hükümetin ABD İsrail güdümündeki İran saldırısında, emperyalizmin yanında yer almaması endişesi taşıdıklarını vurgulayarak, 1 Mart 2003 tezkeresinin ret edilmesinden bu yana, emperyalistlerin bölgede uyum içinde çalışabilecekleri iktidarlarla iş tuttuğunu ifade etti.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Özgür Özel'i tiye aldı Haber

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Özgür Özel'i tiye aldı

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan saldırılar başta olmak üzere bölgesel gelişmelere ve iç politikaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Bölgemizi içinden nasıl çıkılacağı meçhul ve muamma olan çok tehlikeli bir akıl tutulması sarmış" Orta Doğu’daki gelişmelerin giderek ağırlaştığını belirten MHP lideri Bahçeli, ABD-İsrail koalisyonunun İran’a yönelik operasyonlarının bölgede şiddeti artırdığını söyledi. Bahçeli, şunları kaydetti: "ABD-İsrail koalisyonun İran’a yönelik başlattığı kirli savaşın 11’inci gününde, bilanço gittikçe ağırlaşmakta, şiddet ve yıkım günbegün artış kaydetmektedir. Aynı zamanda 11 gündür psikolojik harbin, dijital harbin, elektronik harbin ve propaganda harbinin eşine benzerine çok nadir rastlanacak örnekleri de kademe kademe ilerletilmektedir. Bölgemizi içinden nasıl çıkılacağı meçhul ve muamma olan çok tehlikeli bir akıl tutulması sarmış ve sarmalamıştır." "Siyonist-emperyalist çıkar ortaklığının askeri ve politik iradesi nefretle sarılmıştır" Söz konusu saldırıların bölgeyi ateşe attığına dikkati çeken Bahçeli, askeri gerilimi azaltmaya yönelik diplomatik girişimlerin etkisiz kaldığını aktardı. Bahçeli, "Yakın ve yakıcı bir gerçeği aleni olarak işaret ve ifade etmek lazım gelirse o da şu olacaktır: Siyonist-emperyalist çıkar ve şiddet ortaklığının askeri ve politik iradesi kan, kin ve nefretle sarılmıştır. Dünyaya, sözde medeniyet mimarisinin izdüşümünde; demokrasi, özgürlük, adalet ve insan hakları konularında bilirkişilik taslayan hangi ülke veya ülkeler varsa hepsi birden sınıfta kalmış, bu değerlere esasta ve usulde ne kadar yabancılaştıklarını resmen kanıtlamışlardır. Haksızlık diz boyudur. Hukuksuzluk doruk noktadadır. Askeri gerilimi artıran değil; dengeleyen ve yöneten, sükûnet ve diyaloğu tahkim eden telkin ve tekliflerin bugüne kadar etkisiz ve yetersiz kaldığı, bununla ilişkili olmak üzere ateşkes ve diplomasi çağrılarının karşılık bulmadığı meydandadır. Bunun yanında ABD Başkanı’nın, ’savaşın bitiş zamanına Netenyahu ile karar vereceğiz’ demesi ise dayatmacı bir dil, üstenci bir bakış, barışçıl arayışları küçümseyen özürlü bir yaklaşımdır" şeklinde konuştu. "İran’da, Gazze’de ölenler çocuk değil de penguenler olsaydı küresel yas mı ilan edilecekti?" Gazze’deki çocuk ölümlerine de değinen Bahçeli, uluslararası toplumun çifte standart uyguladığını belirterek, şöyle devam etti: "2007 yılında Antarktika’da çekilen bir belgeselde kolonisinden ayrılan bir penguenin video görüntüsü 2026 yılının ilk aylarında herkesin dilinde ve gündemindeydi. Bu penguenin derdiyle dertlenip sonuçlar çıkaran; söz konusu doğal davranışı kolektif bilincin kırılması olarak gören, insanla ilişkilendirip toplumsal travmaların gecikmiş yankısı, insanın kendisine tuttuğu ayna şeklinde yorumlayan herkese sesleniyorum; Gazze’de soykırıma uğrayan 50 bin çocuğun, İran’da sayıları 300’ü aşan çocukların dramları, acıları, yürekleri kavuran feci sonları bir penguen kadar önemli ve öncelikli değil midir? Nesli tükenen bir kuşu mesele edip de sırayı eşrefi mahlukat olan bir çocuk alınca ona sırt çevirmek, duyarsız ve duygusuz yaklaşmak insanlık mirasının, insanlık değerlerinin neresinde vardır, neresinde mevcuttur? Doğrusunu isterseniz merak ediyorum; yani İran’da, Gazze’de ölenler çocuk değil de penguenler olsaydı küresel yas mı ilan edilecekti? Uluslararası toplum ayağa kalkmalıdır. Bu ahlaki ve vicdani sorumluluk evvela Amerikan halkının ve Yahudi toplumunundur. Evanjelist papazların dolduruşuna gelip Oval Ofis’te ayinler düzenlemek, Armagedon Savaşı’yla ilgili teolojik hezeyanlar üretmek dünyanın nasıl bir musibetle doğrudan doğruya muhatap olduğunu ibret verici ölçüde göstermektedir." "Kürt kardeşlerimiz satılık değildir, kiralık değildir, tetikçi değildir" Orta Doğu’da Sünni-Şii husumeti çıkarmak isteyenlere karşı Müslümanların dikkatli olması gerektiğini dile getiren Bahçeli, İran’da Kürtleri silahlandırıp içten çökertme planı yapanlara dikkati çekti. Bahçeli, "Kürt kardeşlerimiz satılık değildir, kiralık değildir, tetikçi değildir, onun bunun zulüm projelerinde piyon olarak da görülemez, gösterilemez. Kürtler onurlu, şerefli, yürekli, soylu ve sağduyulu bir halktır. Türk-Kürt kardeşliği üzerinde cephe açmanın, gedik oluşturmanın hesabıyla; İran’ın tarihi Türk kentlerini karıştırmanın, Türklerle Kürtleri çatıştırmanın arayış ve amacını kurgulayanlar, ancak ve ancak düşmanca tutum takınan namertlerdir. Türk, Kürt’ün kardeşi; Kürt, Türk’ün alın yazısı, kader ortağıdır" ifadelerine yer verdi. Bahçeli, İran’dan ateşlenen bazı füze ve İHA’ların Türkiye ve Azerbaycan hava sahasına yönelik risk oluşturduğunu hatırlatarak, Türkiye’nin egemenlik haklarının ihlal edilemeyeceğini vurguladı. Bu olaylara ilişkin Tahran tarafından yapılan özür mahiyetindeki açıklamaları olumlu karşıladığını belirten Bahçeli, "9 Mart tarihinde, İran’dan ateşlenip Türk hava sahasına giren yeni bir balistik mühimmatın gene NATO unsurlarınca etkisiz hale getirilmesi, bazı mühimmat parçalarının da Gaziantep’te boş arazilere düşmesi kafamızı karıştırmaya başlamıştır. Her ülke aklını başına almalıdır. Türkiye, üzerinde kumar oynanacak bir ülke değildir. Taciz, tahrik veya tertip olup olmadığını netleştirecek ülke İran İslam Cumhuriyetidir. Biz kasti bir tavrın olmadığına inanmak, iyi komşuluk hukukumuzu korumak istiyoruz. Ancak Türkiye’nin de yolgeçen hanı olmadığını, canı sıkılanın, keyfi yetenin füze ateşleyeceği bir ülke olarak görülemeyeceğini de ihtiyatlı ve temkinli bir dille beyan ediyoruz" dedi. Türkiye ile İran’ın komşu iki ülke olduğunu belirten Bahçeli, iki ülkeyi karşı karşıya getirmeye yönelik provokasyonlara dikkat edilmesi gerektiğini dile getirdi. Bahçeli, "Elbette Türkiye’yle İran’ı karşı karşıya getirmeye matuf Siyonist-emperyalist bir komployu da ihmal etmiyoruz" diye konuştu. "Hürmüz Boğazı’nın kapanması küresel enerji piyasalarını etkiliyor" ABD-İsrail saldırılarının küresel enerji piyasalarını da etkilediğini belirten Bahçeli, Hürmüz Boğazı’nın stratejik önemine işaret etti. Bahçeli şöyle konuştu: "Dünya petrol ticaretinin beşte birinin geçiş güzergahı olan Hürmüz Boğazı fiilen kapatılmıştır. ABD-İsrail’in İran’ı hedef alan saldırıları küresel enerji piyasalarında arz ve lojistik şoklara neden olmaktadır." "Türkiye arabuluculuk misyonuyla sivrilecektir" Bölgede barışın tesis edilmesi için diplomasi ve diyalog çağrısında bulunan Bahçeli, Türkiye’nin arabuluculuk rolü üstlenebileceğini söyledi. Bahçeli, "Siyaset ve diplomasinin önü ardına kadar açılmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti bu çerçevede arabuluculuk misyonuyla sivrilecektir" ifadelerini kullandı. "Sen balıkları düşündüğün kadar Türkiye’yi düşünseydin bugünkü zırvalarınla rezil olmazdın" Bahçeli konuşmasında iç politikaya ilişkin, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in "Erdoğan F-35’leri dostu Trump’tan alamadı. F-16’lar modernize edilemedi. Korkudan S-400’ler hangarda tutuldu. Son 14 yılda bir tek savaş uçağı kazandıramadılar" açıklamalarının gerçeği yansıtmadığına dikkati çekerek "Sinop’taki füze testleri karşısında ’yapmayın balıklar korkuyor’ diyen bir şahsın esasen ciddiye alınacak hiçbir yanı yoktur. Sen balıkları düşündüğün kadar Türkiye’yi düşünseydin bugünkü zırvalarınla açığa düşmez, rezil olmaz, en azından aziz Atatürk’ün emanetlerine saygı gösterir, riayet ederdin. CHP yönetimi beşinci kol faaliyeti içindedir. Tıpkı Yunanistan hükümetinin gayri askeri statüdeki Ege adalarını silahlandırmasına benzer şekilde mahalle yanarken fırsatçılık yapmaktadır. Allah’a çok şükür Türkiye’nin her şeyi vardır" dedi. "Mahkemede selamlama konuşmasının olduğu ne zaman duyulmuştur" Ayrıca İstanbul 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ve aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu davada mahkeme salonunda selamlama konuşması talebini sert sözlerle eleştiren Bahçeli, "Neymiş, eski belediye başkanı selamlama konuşması yapmak için kürsüye çıkacakmış. Mahkemede selamlama konuşmasının olduğu ne zaman duyulmuş, nerede görülmüştür? Böylesi bir usule, böylesi bir uygulamaya ne zaman şahit olunmuştur? Hiç kimse hukukun önünde veya üstünde değildir. İddianamedeki suçlamaların hesabını vermek yerine dava sürecini sulandırmak maksatlıdır, marazidir, mahsurludur. Suç örgütü kurmak, rüşvet çarkı işletmek, ihaleye fesat karıştırmak, kara para aklamak gibi pek çok suçlamanın açıklığa kavuşması, bunun da kısa süre içinde vuku bulması gerekmektedir. Milletimiz CHP’nin adalet ve hukuk tanımaz siyasi ayak oyunlarından bıkmış ve usanmıştır. İstanbul 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın adalete müzahir alınacak kararının daha fazla uzamasına fırsat verilmeden en makul sürede sonuçlandırılıp ülke gündeminden çıkartılması muhakkak surette temin edilmelidir" şeklinde konuştu.

Bakan Göktaş BM'de konuştu Haber

Bakan Göktaş BM'de konuştu

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, ABD’nin New York kentindeki Birleşmiş Milletler (BM) Genel Merkezi’nde düzenlenen Kadının Statüsü Komisyonu’nun (KSK) 70’inci oturumu kapsamında temaslarda bulundu. Açılış oturumuna katılan Bakan Göktaş, genel tartışmalar bölümünde yaptığı konuşmada Türkiye’nin kadın politikalarına ilişkin Ulusal Beyanı’nı açıkladı. Kadınlar ve kız çocuklarının adalete erişiminin insan onurunun teminatı ve sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Göktaş, artan çatışmaların eşitsizlikleri derinleştirdiğini söyledi. Bölgede ABD, İsrail ve İran arasında yaşanan gerilime de değinen Göktaş, “Artan askeri gerilimin kadınların ve çocukların güvenliğini tehdit etmesinden derin endişe duyuyoruz. Sükunetin yeniden tesis edilmesi ve müzakerelerin yeniden başlatılmasına yönelik çabaları desteklemeye hazırız. Tüm tarafları uluslararası hukuka saygı göstermeye ve diplomasiye dönmeye çağırıyoruz.” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Adalet tüm insanlığın ortak değeridir” sözünü hatırlatan Bakan Göktaş, Türkiye’nin iç ve dış politikada adalet merkezli bir yaklaşım benimsediğini belirtti. Göktaş ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın takdirleriyle ilan edilen “2025 Aile Yılı” vizyonunun kadın ve aile politikalarını güçlendirmeyi hedeflediğini vurgulayarak, “Kadınların güçlenmesi aynı zamanda toplumun ve ailenin güçlenmesidir.” dedi. BM Cinsiyet Eşitliği Dostlar Grubu Bakanlar Düzeyinde Yıllık Toplantısı’na da katılan Göktaş, karar alma mekanizmalarında kadınların eşit temsilinin daha kapsayıcı ve dengeli politikaların geliştirilmesine katkı sağladığını ifade etti. Program kapsamında ABD’deki Türk kadın girişimcilerle de bir araya gelen Göktaş, ayrıca Moğolistan Aile, Çalışma ve Sosyal Koruma Bakanı Telukhan Aubakır ile ikili görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede sosyal hizmetler, sosyal yardım ve aile politikaları ele alındı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.