Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Acil Müdahale

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Acil Müdahale haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Acil Müdahale haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"İnme artık sadece yaşlıların hastalığı değil" Haber

"İnme artık sadece yaşlıların hastalığı değil"

İnmenin beynin bir bölgesine kan akışının aniden kesilmesi veya beyin damarlarından birinin kanaması sonucunda ortaya çıkan, acil müdahale gerektiren ciddi bir hastalık olduğunu söyleyen İstinye Üniversitesi Liv Hospital Bahçeşehir Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hatice Yelda Yıldız, 29 Ekim Dünya İnme Günü nedeniyle uyarılarda bulundu. "Her yıl dünyada yaklaşık 12 milyon kişi inme geçiriyor" Beyin hücrelerinin yeterli oksijen alamadığında kısa sürede hasar görmeye başladığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Yıldız, inmenin yaygın bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayarak, "Dünya genelinde her yıl yaklaşık 12 milyon yeni inme vakası görülmektedir. Araştırmalar, 25 yaş üzerindeki her dört kişiden birinin yaşamı boyunca inme geçirme riski taşıdığını göstermektedir" ifadelerine yer verdi. "Risk faktörlerinden uzak durulmalı" Risk faktörlerinin zamanında belirlenip kontrol altına alınmasıyla çok sayıda vakanın önüne geçilebileceğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Yıldız, inmenin en önemli risk faktörlerini şöyle sıraladı: "Yüksek tansiyon: İnmenin en önemli ve kontrol edilebilir risk faktörü yüksek tansiyondur. Uzun süre yüksek seyreden kan basıncı, beyin damarlarının yapısını bozarak hem damar tıkanıklığına hem de beyin kanamasına neden olabilir. Diyabet: Diyabet, damar duvarında hasara ve damar sertliğinin hızlanmasına yol açar. Kolesterol: Özellikle kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterolün yüksekliği, damarlarda plak oluşumunu artırarak tıkanıklığa zemin hazırlar. Yüksek tansiyon ve kolesterol yıllarca belirti vermeden damar sağlığını bozabilir. Sigara: Damar yapısını bozmasının yanı sıra kanın pıhtılaşma eğilimini de artırır. Kalp ritim bozuklukları: Özellikle atriyal fibrilasyon, kalpte oluşan pıhtıların beyin damarlarına ulaşmasına neden olabilir. Bu faktörler bir arada bulunduğunda tehlike katlanır. Kişinin kendisini iyi hissetmesi risk taşımadığı anlamına gelmez." "Yüzde ani kayma ve konuşma bozukluklarına dikkat" İnme belirtileri konusunda bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Yıldız, "İnme sırasında beynin bir bölgesi yeterli kan ve oksijen alamaz. Kan akımı sağlanamadığı sürece hasar ilerleyebilir. Bu yüzden inme tedavisinde kullandığımız çok önemli bir ifade vardır: Zaman beyindir. Yüzde ani kayma, kol veya bacakta güç kaybı, konuşmanın bozulması ya da söylenenleri anlayamama en önemli uyarı işaretleridir. Ayrıca ani görme kaybı, şiddetli dengesizlik ve yürüme güçlüğü de inme belirtisi olabilir. Bu bulguların temel özelliği, genellikle aniden ortaya çıkmalarıdır. Belirtilerin geçmesini beklemek, hastayı uyutmak veya evde müdahale etmeye çalışmak çok değerli zamanın kaybedilmesine yol açar. Tek bir belirtinin bile aniden görülmesi, derhal 112'nin aranması için yeterli bir gerekçedir" diye konuştu. "İlk 4.5 saat içinde uygulanacak pıhtı eritici tedavi hayati önemde" Dr. Öğr. Üyesi Yıldız, ilk saatlerde uygulanan tedavilerin hayat kurtarıcı rolü hakkında şu bilgileri paylaştı: "İnme tedavisinde başarıyı belirleyen en önemli faktör, hastanın ne kadar erken tedaviye ulaşabildiğidir. Beyin damarının pıhtıyla tıkandığı iskemik inmelerde, uygun hastalara ilk 4,5 saat içerisinde damar yoluyla pıhtı eritici tedavi uygulanabilir. Ayrıca büyük beyin damarlarının tıkanıklığında, anjiyografi yöntemiyle damarın içindeki pıhtının çıkarılmasını sağlayan mekanik trombektomi tedavisi yapılabilir." "Tedavi ne kadar erken uygulanırsa, kalıcı sakatlık riski o derece azalır" Gelişmiş görüntüleme yöntemleri sayesinde seçilmiş hastalarda bu tedavilerin daha geç saatlerde de uygulanabildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Yıldız, "Mekanik trombektomi için uygun hastalarda 24 saate kadar uzanan tedavi olanakları bulunmaktadır. Ancak bu durum kesinlikle beklenebileceği anlamına gelmez. Tedavi ne kadar erken uygulanırsa, beyin dokusunu koruma ve kalıcı sakatlığı önleme şansı o kadar yükselir" dedi. "Şikayetler geçse bile yine de hastaneye başvurun" Toplumda yanlış bilinen bir noktaya değinen Dr. Öğr. Üyesi Yıldız, "İnme geçiren bir kişinin belirtileri kısa sürede düzelse bile acil olarak sağlık kuruluşuna başvurması şarttır. Bazen beyin damarındaki kan akımı kısa süreli olarak bozulur; kişinin konuşma bozukluğu, güçsüzlüğü veya görme kaybı birkaç dakika içerisinde tamamen düzelebilir. Bu tablo ‘geçici iskemik atak' olarak adlandırılır. Ancak belirtilerin düzelmesi tehlikenin geçtiği anlamına gelmez. Geçici iskemik atak geçiren kişilerde özellikle ilk 24-48 saat içerisinde tekrar inme riski oldukça yüksektir. Bu yüzden belirtiler tamamen kaybolsa dahi acil değerlendirme için hastaneye başvurulmalıdır" uyarısında bulundu. "İnme vakalarının yüzde 15'i, 15-49 yaş arasında görülüyor" Araştırmalara göre yeni inme vakalarının yaklaşık yüzde 15'inin 15-49 yaş grubunda görüldüğünü belirten Dr. Öğr. Üyesi Yıldız, "İnme riskinin yaşla arttığı doğrudur; ancak gençlerde de tansiyon, sigara, diyabet, obezite ve kolesterol yüksekliği önemli tehditlerdir. Bunun yanında boyun damarlarında yırtılma, kalp hastalıkları, doğuştan gelen kalp açıklıkları ve pıhtılaşma bozuklukları da inmeye yol açabilir. Genç olmak koruyucu bir kalkan değildir. Dolayısıyla genç bir kişide ortaya çıkan ani konuşma bozukluğu, kol veya bacak güçsüzlüğü de aynı ciddiyetle ele alınmalıdır" dedi. "Rehabilitasyona erken başlanması ihmal edilmemeli" İnmenin yaygın inanışın aksine rehabilitasyon edilebilen ve kaybedilen işlevlerin yeniden kazanılabildiği bir hastalık olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Yıldız, "Zaman beyindir yaklaşımı, yalnızca ilk saatlerdeki tedavilerin değil, iyileşme sürecinde zamanın doğru yönetilmesinin de önemini hatırlatır. Hastanın tıbbi durumu elverdiğinde rehabilitasyona erken başlanması, fonksiyonların geri kazanılmasında kritik rol oynar. Günümüzde geleneksel fizik tedavi yöntemlerinin yanı sıra robotik rehabilitasyon, teknoloji destekli uygulamalar ve beyin uyarım yöntemlerinden yararlanılabilmektedir. Artık hastaların kendiliğinden iyileşmesini beklemiyoruz; Beynin yeniden öğrenme ve kendini yeniden düzenleme kapasitesinden yararlanarak iyileşmeyi aktif biçimde desteklemeyi hedefliyoruz. Bu nedenle rehabilitasyon, inme tedavisinin ayrılmaz bir parçasıdır" ifadelerini kullandı. "Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite yapın" İnmeden korunmanın en etkili yolunun risk faktörlerini kontrol altına almak olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Yıldız, "Öncelikle tansiyon düzenli aralıklarla ölçtürülmeli; hipertansiyon, diyabet ya da kolesterol yüksekliği varsa tedaviler aksatılmamalıdır. Haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş gibi orta yoğunlukta fiziksel aktivite damar sağlığını korumaya yardımcı olur. Beslenmede sebze, meyve, tam tahıl, baklagiller, balık ve zeytinyağından zengin Akdeniz tipi diyet benimsenmeli; tuz kısıtlanmalıdır. Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durulmalı, kilo kontrolü sağlanmalı ve kalp ritim bozuklukları ihmal edilmemelidir. İnme aniden ortaya çıksa da zemin hazırlayan faktörler yıllar içerisinde gelişir. Bu yüzden korunma, hastalandığımızda değil sağlıklıyken başlar" diyerek sözlerini noktaladı.

Bilinç bulanıklığı ve ani davranış değişiklikleri beyin iltihabının habercisi olabilir Haber

Bilinç bulanıklığı ve ani davranış değişiklikleri beyin iltihabının habercisi olabilir

Bilinç bulanıklığı, ani davranış değişiklikleri ve unutkanlık çoğu zaman stres ya da yorgunlukla ilişkilendirilse de bu belirtiler hayati risk taşıyan beyin iltihabının habercisi olabilir. Özellikle ateşle birlikte ortaya çıkan nörolojik bulguların acil değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Eren Toplutaş, "Gecikilen her saat hastalığın seyrini ağırlaştırabilir" dedi. Beyin iltihabı, hem ani başlayan ağır belirtilerle hem de haftalar içinde sinsi ilerleyen bulgularla ortaya çıkabilen ciddi bir hastalık olarak dikkat çekiyor. Özellikle davranış değişiklikleri ve bilinçte dalgalanma gibi belirtiler hafife alınmaması gerekiyor. Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Eren Toplutaş, erken müdahalenin süreci farklı bir boyuta taşıdığının altını çizerek önemli uyarılarda bulundu. Ateş ve bilinç değişikliği birlikteyse dikkat Beyin iltihabının (ensefalit) en sık nedeninin enfeksiyonlar olduğunu belirten Dr. Toplutaş, "Virüsler ve bakteriler nedeniyle gelişen beyin iltihabı genellikle ani başlar ve yüksek ateş, bilinç değişikliği, davranış bozukluğu, konuşma güçlüğü ve motor kayıplarla kendini gösterir. Bu tablo acil müdahale gerektirir ve tedavi süreci acil servisten itibaren başlatılmalıdır" dedi. Hastalığın her yaş grubunda görülebildiğini vurgulayan Dr. Toplutaş, etkenin belirlenmesiyle birlikte antiviral veya antibiyotik tedavilerin hızla başlandığını ifade etti. Tedavi gecikirse kalıcı hasar bırakabilir Tedavide gecikmenin ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirten Dr. Toplutaş, "Bu hastalık tedavi edilmediğinde yalnızca ölüm riski oluşturmaz, aynı zamanda kalıcı nörolojik hasarlara, yani felç, konuşma bozukluğu ve bilişsel kayıplara da neden olabilir" diye konuştu. Bu nedenle belirtilerin erken fark edilmesinin ve hızlı müdahalenin hayati önem taşıdığını vurguladı. Beyin iltihabı yalnızca enfeksiyon kaynaklı olmadığını belirten Dr. Toplutaş, son yıllarda daha sık tanı konulan otoimmün ve paraneoplastik ensefalitlere dikkat çekti. "Bu grupta hastalık ani değil, haftalar hatta aylar içinde gelişir. Unutkanlık, davranış değişiklikleri, konuşma bozukluğu, dengesizlik ve epileptik nöbetler gibi belirtilerle ortaya çıkabilir" dedi. Bağışıklık sistemi ve kanser etkili olabilir Bu tür beyin iltihabı mikrobik bir etken bulunamadığını belirten Dr. Toplutaş, "Bazı durumlarda bağışıklık sisteminin aşırı çalışması beyin dokusuna zarar verebilir. Bazı hastalarda ise vücutta bulunan bir kanserin ürettiği anormal proteinler beyin iltihabına neden olabilir. Bu nedenle bu hastalarda altta yatan neden mutlaka araştırılmalıdır" ifadelerini kullandı. Beyin iltihabında erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Dr. Toplutaş, "Ani gelişen bilinç değişikliği, ateş, davranış bozukluğu veya nöbet gibi durumlarda zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" diyerek sözlerini tamamladı.

Bursa'da deprem gündemi: Kentsel dönüşüm için ortak hareket çağrısı Haber

Bursa'da deprem gündemi: Kentsel dönüşüm için ortak hareket çağrısı

17 Ağustos Marmara Depremi'nin 27'nci yıl dönümünde Bursa'da deprem hazırlığı ve kentsel dönüşüm konusu masaya yatırıldı. Osmangazi Belediyesi öncülüğünde gerçekleştirilen toplantıda, kentteki riskli yapıların yenilenmesi ve dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması için kamu, vatandaş, sektör temsilcileri ve ilgili kuruluşların birlikte hareket etmesi gerektiği vurgulandı. Osmangazi Belediyesi, Osmangazi Kent Konseyi, İMSİAD ve İMSİFED'in katkılarıyla düzenlenen "Kentsel Dönüşüm Ortak Akıl Buluşması", Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi'nde gerçekleştirildi. Programda Bursa'nın deprem riski, mevcut yapı stoku ve kentsel dönüşüm çalışmalarında karşılaşılan sorunlar değerlendirildi. Toplantıda konuşan İMSİAD ve İMSİFED Başkanı Şeref Demir, 17 Ağustos 1999 depreminin ardından geçen 27 yıllık sürede kentsel dönüşüm alanında gelinen noktanın değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bursa'nın deprem riski taşıyan kentlerden biri olduğunu belirten Demir, dönüşüm çalışmalarının daha fazla geciktirilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Demir, dönüşümün yalnızca binaların yenilenmesi şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, sürecin insan hayatının güvence altına alınması açısından ele alınmasının önemini vurguladı. Riskli yapıların belirlenebildiğini ancak bir depremin ne zaman gerçekleşeceğinin öngörülemediğini ifade eden Demir, ruhsat, proje ve uzlaşma gibi aşamaların zaman kaybettirmemesi gerektiğini kaydetti. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın da kentsel dönüşümün tek bir kurumun çalışmasıyla tamamlanamayacağını ifade etti. Belediyelerin yanı sıra vatandaşların, müteahhitlerin ve merkezi yönetimin sürece katkı sağlaması gerektiğini belirten Aydın, ortak hareket edilmesinin önemine işaret etti. Ruhsat işlemlerinin hızlandırılması için belediye bünyesinde çalışmalar yürüttüklerini aktaran Aydın, kentsel dönüşümde ruhsat süreçlerinin 90 gün içerisinde tamamlanmasını hedeflediklerini açıkladı. Uzayan dönüşüm süreçlerinin artan maliyetler nedeniyle hem vatandaşları hem de sektör temsilcilerini zor durumda bıraktığını dile getirdi. Osmangazi'de özellikle Demiryolu bölgesindeki eski yapı stokuna dikkat çeken Aydın, Çarşamba-Altıparmak hattının da dönüşüm açısından önem taşıdığını söyledi. Afet sırasında bu bölgelerde ulaşım ve acil müdahale konusunda sıkıntılar yaşanabileceğini belirten Aydın, Bursa Büyükşehir Belediyesi bürokratlarıyla söz konusu bölgelerde yapılabilecek çalışmaların değerlendirileceğini bildirdi. Çalışmalara akademik meslek kuruluşlarının da dahil edilmesinin planlandığını belirten Aydın, dönüşüm sırasında Bursa'nın tarihi ve kültürel dokusunun korunması gerektiğini ifade etti. Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı ise 17 Ağustos depreminin ortaya koyduğu gerçeğin unutulmaması gerektiğini belirterek, güvenli kentlerin oluşturulmasının toplumun tüm kesimlerinin sorumluluğunda olduğunu söyledi. Sakallı, farklı paydaşların aynı platformda buluşmasının kentsel dönüşüm konusunda ortak çözüm geliştirilmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Toplantıda, Bursa'nın depremlere karşı daha hazırlıklı hale getirilmesi ve Osmangazi'de yapı güvenliğinin artırılması amacıyla iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiği mesajı öne çıktı.

Çocuklarda karın ağrısı tehlikeli olabilir Haber

Çocuklarda karın ağrısı tehlikeli olabilir

Çocuklarda sık görülen şikayetlerden biri olan karın ağrısı, bazen basit nedenlerden kaynaklanırken bazen de acil müdahale gerektiren ciddi hastalıkların habercisi olabiliyor. Uzm. Dr. Mehmet Şerif Arslan, özellikle şiddetli ve geçmeyen karın ağrılarında zaman kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiğini belirtti. Karın ağrısı, çocukluk çağında aileleri en çok endişelendiren sağlık sorunlarının başında geliyor. Medipol Sağlık Grubu Çocuk Cerrahisi Bölümü'nden Uzm. Dr. Mehmet Şerif Arslan, karın ağrısının bazen kabızlık gibi basit nedenlerden kaynaklanabildiğini, bazen ise apandisit ve bağırsak düğümlenmesi gibi acil müdahale gerektiren hastalıkların habercisi olabileceğini belirtti. Bebeklerde bağırsak düğümlenmesi görülebiliyor Özellikle ilk bir yaşta görülen şiddetli karın ağrılarında bağırsak düğümlenmesinin akla gelmesi gerektiğini belirten Dr. Arslan, "İnvajinasyon olarak adlandırdığımız bu durum, bebeklerde ani başlayan şiddetli karın ağrısı ve safralı kusmayla kendini gösterebilir. Tanıda ultrason çoğu zaman yeterli oluyor. Hastaların büyük bölümünde cerrahiye gerek kalmadan tedavi uygulanabiliyor" dedi. İştahsızlıkla başlayan ağrı apandisit olabilir İki yaşından sonra çocuklarda acil karın ağrısının en sık nedenlerinden birinin apandisit olduğunu belirten Dr. Arslan, "Apandisit genellikle iştahsızlıkla başlar. Ardından geçmeyen karın ağrısı ortaya çıkar ve zamanla sağ alt karın bölgesine yerleşir. Muayene, kan tahlili ve ultrasonla tanı koyabiliyoruz. Günümüzde laparoskopik yöntemlerle oldukça konforlu ameliyatlar gerçekleştiriyoruz ve birçok hastamızı kısa sürede taburcu edebiliyoruz" diye konuştu. Karın ağrısına yol açan diğer acil durumlar arasında bağırsak dönmesi, erkek çocuklarda testis torsiyonu ve kız çocuklarda over torsiyonunun da bulunduğunu vurgulayan Dr. Arslan, bu durumların gecikmeden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Kronik kabızlık en sık görülen nedenlerden biri Çocuklarda karın ağrısının en sık görülen nedenlerinden birinin kronik kabızlık olduğunu belirten Dr. Arslan, tedavi edilmeyen kabızlığın ilerleyen dönemde daha ciddi sorunlara yol açabileceğini ifade etti. Dr. Arslan, "Basit gibi görünen kabızlık zamanında tedavi edilmezse dışkı kaçırma, idrar kaçırma, gündüz alt ıslatma ve psikolojik sorunlara kadar uzanan sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle çocukların tuvalet alışkanlıklarının doğru şekilde düzenlenmesi büyük önem taşıyor" dedi. Doğru tuvalet eğitimi tedavinin parçası Kronik kabızlık tedavisinde yalnızca ilaç kullanımının yeterli olmadığını belirten Dr. Arslan, "Muayene ve gerekli tetkiklerden sonra çocuklara doğru tuvalet alışkanlıklarını yeniden öğretiyoruz. Beslenme düzenini planlıyor, gerekli durumlarda medikal tedavi uyguluyoruz. Aile ve çocuğun iş birliğiyle kalıcı ve başarılı sonuçlar elde edebiliyoruz" ifadelerini kullandı. Karın ağrısının her zaman basit bir şikâyet olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Arslan, özellikle şiddetli, tekrarlayan veya kusmanın eşlik ettiği durumlarda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.