ÖNLEMLER DERHAL ALINMALI, ÇOCUKLAR HAYATTAN KOPARILMAMALI!

TMMOB Makina Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Murat Korkut, Hatay İskenderun’da Mahir Buğra Karagön’ün staj yaptığı pastanede çalışırken elektrik akımına kapılarak daha 16 yaşındayken can vermesi sebebiyle bir basın açıklaması yaptı.

Haber Giriş Tarihi: 06.05.2026 08:10
Haber Güncellenme Tarihi: 06.05.2026 08:10

Çok olun, çocuklar, çok olun,

Yapraklar kadar, balıklar kadar çok olun,

El ele verin, çocuklar, el ele,

Bütün gündüzler sizin olsun,

Yaşayın dünyayı doya doya.

Çocuklar, çiçekleri umudumuzun.

A.Kadir Meriçboyu

Hatay İskenderun’da Mahir Buğra Karagön dünyayı doya doya yaşayamadan, 1 Mayıs 2026 Emeğin Bayramında 16 yaşında hayattan koparıldı.

Ülkemizde işçi ölümleri adeta olağanmış gibi karşılanıyor. Her gün en az 5 işçiyi işyerlerinde kaybediyoruz. Bu ölümleri “kaza sonucu kayıp” olarak nitelendirmek mümkün değildir. Çünkü tümü, bilinen ve tekrar eden nedenlerle meydana gelmektedir. Bunun temel nedeni; işyerlerinin ölüm, yaralanma ya da sakatlanma öncesinde yeterince denetlenmemesi ve sonrasında da işverenlere caydırıcı yaptırımlar uygulanmamasıdır. Bile bile gerçekleşen bu ölümlere “kaza” demek mümkün değildir. Bunlar iş cinayetidir, işveren ihmali kaynaklı ölümlerdir.

Ulusal mevzuatta ya da uluslararası sözleşmelerde farklı kabuller bulunsa da Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre 18 yaşından küçük herkes çocuk sayılmaktadır. Sözleşme uyarınca taraf devletler; çocukların ekonomik sömürüye, tehlikeli işlerde çalıştırılmaya ya da eğitimine zarar verecek, sağlığı ile bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişimini olumsuz etkileyecek koşullara karşı korunma hakkını tanımakla yükümlüdür.

Mesleki Eğitim Merkezleri kapsamı dışında da işyerlerinde çocuk işçi çalıştırılmakta ve çocuk işçi ölümleri yaşanmaktadır. Ancak MESEM, çocuk işçiliğine yasal bir kılıf oluşturmaktadır. 4+4+4 olarak tanımlanan zorunlu eğitimin 9. sınıftan itibaren sürdürülen bir parçası olan bu sistemde, haftada yalnızca 1 gün okulda teorik eğitim verilmektedir. Ancak bu teorik içerik, gerçek anlamda bir eğitim olarak değerlendirilemez; çocukları hayata hazırlayan nitelikte değildir.

3308 sayılı Meslek Eğitim Kanununda, İşletmelerde Mesleki Eğitim; "mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumları öğrencilerinin beceri eğitimlerini işletmelerde, teorik eğitimlerini ise mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumlarında veya işletme veya kurumlarca tesis edilen eğitim birimlerinde yaptıkları eğitim uygulamaları” olarak tanımlanmıştır.

Hemen hemen tüm İl Milli Eğitim Müdürlüklerinin WEB sayfalarında yer alan kamu spotları, bilgilendirme metinleri, videolar, afişler, broşürler, dokümanlarda, MESEM şöyle tanıtılmakta;

-Mesleki eğitim merkezleri, ülkemizin meslek sahibi insan ihtiyacını karşılayabilmek adına çalışmalarını sürdürmektedir.

-Çıraklık eğitiminin örgün ve zorunlu eğitim kapsamına alınması ile ekonomimizin temel yapı taşı olan işletmelerin çırak ihtiyacının karşılanması ve çırak öğrencilerimizin ahilik kültüründen gelen usta çırak ilişkisiyle mesleklerini işbaşında öğrenmeleri amaçlanmıştır.

-Mesleki eğitim merkezi öğrencileri haftada 1 gün okulda teorik eğitim, 4 gün işletmelerde pratik eğitim alır.

-Ortaokulu bitirenlere zorunlu lise eğitimini mesleki eğitim merkezlerinde tamamlayabilme fırsatı

-9. sınıftan itibaren iş kazaları, meslek hastalıklarına karşı sigorta

-9, 10 ve 11. sınıf öğrencilerine asgari ücretin en az %30'u,

-12. sınıftaki kalfalara asgari ücretin en az yarısı kadar maaş imkânı

-Ustalık belgesi, Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi diploması ve kendi iş yerini açma fırsatı

Çalışma yaşamına ilişkin bireysel ilişkileri düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu’nda; 14 yaşını bitirmiş, 15 yaşını doldurmamış ve ilköğretimini tamamlamış kişiler “çocuk işçi”, 15 yaşını tamamlamış ancak 18 yaşını doldurmamış kişiler ise “genç işçi” olarak tanımlanmaktadır. Bu kanuna dayanılarak çıkarılan “Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılmalarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’te, çocuk ve genç işçilerin çalıştırılabileceği işler açıkça belirtilmiş olup, bu işlerin tamamı hafif işlerdir. Ancak gerçekte çocuklar, MESEM kapsamında çok tehlikeli işlerde çalıştırılmaktadır. Bu durum, çıraklık eğitimi olarak tanımlanamaz; doğrudan çocuk işçiliğidir.

MESEM uygulamalarında çocukları ve gençleri hayata hazırlayacak temel bilgi, bilimsel birikim, beceri ve duyarlılıkların geliştirilmesi söz konusu değildir. “Öğrenci” olarak adlandırılsalar da fiilen işletmelerde çalıştırılmakta ve ucuz işgücü olarak kullanılmaktadırlar. Bu nedenle MESEM’de yürütülen uygulama bir eğitim faaliyeti değil, çocukların gelişimini sınırlandıran bir süreçtir. Oysa Millî Eğitim Bakanlığı’nın temel görevi, çocuklara ve gençlere gerekli bilgi, bilim, beceri ve yeterlilikleri kazandırmaktır.

Henüz 14 yaşındaki bir çocuğun işyerinde çalıştırılması eğitim olarak değerlendirilemez; bu durum, çocuğun kendini geliştirme ve gerçekleştirme hakkının ihlalidir. Bu süreçte çocuklar temel bilim eğitiminden uzak kalmakta, akranlarıyla oyun oynayamamakta ve kültürel etkinliklere katılamamaktadır.

Günümüzün bilgi çağında çocukların çok yönlü gelişimini sağlamak esastır; onların bir makinenin parçasına indirgenmesi ve ucuz işgücü olarak değerlendirilmesi kabul edilemez. Çocukların fiziksel, sosyal, zihinsel ve psikolojik olarak yetişkinlerden farklı bireyler olduğu açıktır ve sağlıklı gelişimleri için daha fazla koruma, bakım ve desteğe ihtiyaçları vardır.

Bu nedenle iş cinayetlerinin önlenmesi ve çocukların çok yönlü gelişiminin sağlanabilmesi için, MESEM adı altında sürdürülen çocuk işçiliğine son verilmesi zorunludur.

MESEM, çırak ve kalfa yetiştirme adı altında çocuk işçiliğini yaygınlaştıran bir sistem haline gelmiştir. Aynı zamanda işverenlere ücretsiz ya da düşük maliyetli işgücü sağlamaktadır. Eğitim Reformu Girişimi'nin (ERG) 2025 Eğitim İzleme Raporu'na göre, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında 15-18 yaş grubunda MESEM'e devam eden öğrenci sayısı 392.887'dir. 2025-2026 Durumu ise 2025 sonu itibarıyla, mesleki eğitim merkezlerinde 400 binin üzerinde öğrencinin eğitim gördüğü bildirilmektedir. Bu durum, mesleki eğitim adı altında çocuk işçiliğinin yaygınlaştırıldığını ve işverenler lehine işsizlik fonundan aylık milyarlarca liralık kaynak aktarıldığını göstermektedir.

Yasal Düzenlemeler: Çıraklar için asgari ücretin %30'u, kalfalar için %50'si kadar maaş ödenmesi ve devlet katkısının artırılması.

Teşvikler: İşverenlerin üzerindeki mali yükün azaltılması ve mesleki eğitime olan ilginin artırılması

Çocuk işçiliğinin ve MESEM uygulamalarının yaygınlaşmasının temel nedenlerinden biri de yoksulluktur. Yapılan yasal değişikliklerin ardından MESEM’e kayıtlı öğrenci sayısında düzenleme öncesi 159.000 den %150'nin üzerinde artış göstererek 400 binin üzerine çıkmıştır.

Basın-yayın organlarına yansıyan haberlere göre; devlet tarafından çocuklara ödenen ücretlerin bir kısmı bazı işletmeler tarafından geri alınmakta, çocuklara mobbing uygulanmakta, yoğun çalışma temposu içinde tatil hakkı dahi kullandırılmadan, çoğu zaman cumartesi günleri de dahil olmak üzere çalıştırılmaktadırlar. Üstelik tüm bunlar, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri alınmadan, denetimsiz ve tehlikeli koşullarda gerçekleşmektedir.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi verilerine göre 2025 itibarı ile işyerlerinde meydana gelen kaza sonucu 81 çocuk hayatını kaybetti.

İskenderun ilçesi Modernevler Mahallesi'nde bulunan Saray Pastanesi'nde 1 Mayıs günü yaşanan olayda Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) Yiyecek İçecek Hizmetleri bölümünde eğitim gören 10. sınıf öğrencisi 16 yaşındaki Mahir Buğra Karagön, staj gördüğü iş yerinde elektrik akımına kapılarak can verdi.

Uygulamaya son verilinceye kadar, MESEM uygulaması yapılan işyerleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişlerince çalışma koşulları, işçi sağlığı ve güvenliği açısından özel bir program çerçevesinde denetlenmeli, sonuçları kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

-Bugüne kadar MESEM kapsamındaki işyerlerinde meydana gelen iş cinayetleri ÇSGB müfettişlerince incelenmeli, kaza nedenleri kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

-Çocuk işçiliği ile etkin mücadele konusunda ILO, sadece bakanlık ile değil sendikalar ve meslek örgütleri ile de iş birliği yapmalıdır.

-Okullarda En az 12 yıl Örgün Eğitim zorunlu olmalı, MESEM uygulaması tamamen kaldırılmalı, yoksul ailelerin çocuklarına eğitim bursu verilmelidir.

Murat Korkut

TMMOB Makina Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı