SON DAKİKA
Hava Durumu

Mimar Kemaleddin’in; “Bursa'da Türk Asar-ı Mimariyyesi” adlı makalesinin söyledikleri

Yazının Giriş Tarihi: 04.03.2024 16:33
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.03.2024 16:33

Hayat mecmuasının 1926 yılında, Osmanlı türkçesi olarak basılmış ilk sayısını incelerken; “Bursa'da Türk Asar-ı Mimariyyesi” adlı bir başlık gözüme çarptı; Mimar Kemaleddin’in Bursa’daki Osmanlı mimarisi üzerine yazdığı bir makaleydi bu… Hem Bursalı, hem de bir sanat tarihçisi olmam hasebiyle bu makalenin benim için ehemmiyeti aşikardı. Derhal kalemi kağıdı alıp günümüz alfabesine çevirmeye başladım. Mimar Kemaleddin makalesine şu cümlelerle başlıyordu;

Burusa’da asar ve ibadet-i mi’marîyye Türk tarih-i medenîyyesinin en parlak sahîfelerini teşkil eder. Bu eserler maharet-i inşâiyye ve nefâset-i tezyiniye cihetleriyle tesis ve tekâmül etmiş milli bir meslek-i mi’mariyyenin mahsulleridir.

(Hayat Mecmuası, cilt, I, sayı, 1)

Bursa’da bulunan eserleri ve mabedleri, Türk medeniyet tarihinin en parlak ürünleri arasında tasnif eden Mimar Kemaleddin, bu eserlerin inşaat mahareti ve süsleme açısından da milli mimarimizin en önemleri eserleri arasında olduğunu vurguladıktan sonra bu mimari eserlerde bulunan inşa ve tezyin unsurlarının ustalıkla nakış nakış işlenmesi hususunda da; Duvarcılık, taş kesme ve oymacılık, çinicilik, doğramacılık ve demircilik ile boya ve kalem işçilikleri ve vâsıl olunamayacak derecede bir meleke ve maharetle vücuda getirilmiştir.” demekte ve erken Osmanlı mimarisinin sanat ve zanaat ile birlikte gelişen soyut düşünce ve irfan kavramı odaklı geleneğine de zemin teşkil edecek ana hatlarını birkaç mühim çizgi ile belirginleştirmektedir. Bu eserlere sarf edilen emeğin ve ustaların maharetinden de  bahseden mimar, Bu işçiliklerde öyle incelikler ve tecrübeler vardır ki, bugün bunları keşf ve tatbik etmekten aciziz. diyerek, yaşadığı zamanın sanatkarlarının, vücuda getirdikleri kendi eserlerindeki bu zarafeti yitirdiğini söylemektedir. İlerleyen satırlarda; Avrupa’nın en nâmdar ve büyük sanatkârlarının geçildiklerini ikrar edecek derecede takdîr-âmiz hayretler içinde kaldıklarını müteaddid kereler şahid oldum cümlesiyle, Avrupalı sanatçıların mimarimize bakışlarındaki hayreti ve hayranlığı Bursa bağlamında mühim bir teşhis vesikası olarak bizlere sunmaktadır. Tarifine gayret ettiği bu eserlerin en başında Bursa Yeşil camiini gösteren mimar, Yeşil camiinin; başlı başına tekmil bir nefis tesirat ile dolu olduğunu aktarmakta ve mermer kapısının asırlardan beri itinâ ile terakki ettirilen bir sanat ve maharetin mahsülü olduğunubelirterek, kendi sanatımıza ait köklü bir kültür ve aynı zamanda emek birikimine  sahip olduğumuza işaret etmektedir.

Makalesinde teknik bilgiler de veren Mimar Kemaleddin,  Bursa’da incelediği diğer eserlerde de tezyin ve inşa unsurları bakımından birbirlerindeki benzerlikleri tespit etmekte ve bu benzerliklerin milli mimarimizin ana hususiyetlerini de teşkil ettiğinden bahsetmektedir. Makalesinde Selçuklu eserlerinden de örnekler veren mimar, Sırçalı medrese ve Karatay Medresesi gibi eserlerden de söz etmiş ve erken Osmanlı mimarisi ile mutabık noktalarını Yeşil Camii üzerinden göstermeye gayret etmiştir.

Türk mimarisinin Suriye ve Filistin’deki izlerinden de bahseden müellif, makalesinde şu noktalara da değinmiştir;

Türk mi’marîsinin Suriye ve Filistin şehirlerinde dahi pek mühim ve mûtena eserleri kalmıştır. Haleb’in eski kal’a ve kasrı Türk mi’mârisinin en azametli ve nefis bir yâdigârıdır. Şam ve Kudüs gibi şehirler Türk üslub-u mi’mâriyesinin pek mükemmel tatbik olunmuş eserleriyle doludur. Hatta Suriye târîkiyle Mısır’a kadar giden Türk mi’mârisi orada da pek mûtena bir şekilde tezâhür etmiştir.”

Bu satırların akabinde Türk mimarisini yok saymak isteyenlere karşı tenkidi ise takdiri şayandır;

“….Türk mi’mârisini görmek istemeyen bazı mutaassıb münkadlar bu eserlerin Hristiyan ustaları tarafından meydana getirildiğini neşr etmekle gülünç ve acınacak vaziyete düşmektedirler. Bu zevat ne kadar âlim ve ne kadar mütehassıs olsalar ilimleri taassublarını yıkayamaz.

Makalesinin sonunda Kahire’deki Memlük eseri Sultan Hasan külliyesinden de bahseden Mimar, bu yapıdaki islamî iklimi anlatmakta ve yine Türk mimarisinin hususiyetlerini vurgulamaktadır.

Bursa üzerinden başlayan bir yazının ihtiva ettiği değerlerin Anadolu üzerinden Halep, Şam, Kudüs, Kahire gibi farklı coğrafyalara uzanması, tarihimizin ve mimari geleneğimizin en muazzam özelliklerinden biridir kuşkusuz. Dönem dönem farklı seyirlerde ilerlese de münbit bir kaynaktan beslenen bu mimari şuur, biraz göz atsak dahi hemen kendisini gösterme kudretine sahiptir. Bu topraklarda filizlenen nice eser, Mimar Kemaleddin gibi nice şahsiyetlerin tespitleri ve incelemeleriyle nesilden nesile aktarılmıştır.

1926 tarihli “Hayat” mecmuasındaki bu makalenin bana ve aslında hepimize söylediği bir şey var. Yeniden, birlikte duyalım:

“Hiç şüphesiz Bursa’nın tarihi dokusu; sanat, mimari ve kültürümüz için oldukça mühim bir yere sahip. Bu zengin doku korunmalı, korunması için de elden ne geliyorsa yapılmalı”.

(Hayat Mecmuası, Bursa'da Türk Âsar-ı Mi'mâriyyesi)

(Hayat Mecmuası, Bursa'da Türk Âsar-ı Mi'mâriyyesi adlı Makalesi, Genel Görünüm)

Kaynakça

Bursa'da Türk Asar-ı Mimariyyesi, Mimar Kemaleddin. Ankara: Mehmed Emin (Erişirgil) , 2 Kanunuevvel 1926.

Hayat Mecmuası, cilt: I, sayı: 1, sayfa: 9-12

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.